Bir şey nasıl yerinde olmaz, olmadığı bir yer nasıl onun yeri olur? Gerçeğin bakış açısına göre bu kesinlikle anlamsızdır. Gerçek olan her şey her zaman ve ister istemez yerindedir, ona müdahale edildiğinde dahi. Gerçeğin en başat özelliği kendi yerini ayakkabısının topuğunda taşımasıdır. Gerçeği istediğiniz kadar bozun, bedenlerimiz paramparça olsa bile, o parçalar yerlerinde olmayı sürdüreceklerdir, her parça kendi yerinde olacaktır.
Gerçekteki bir şeyin yokluğu ancak simgesel olabilir. Bir nesnenin yerinden edilmiş olması onun orada olması gerektiğini kanunla tanımlamış olmamıza bağlıdır. Bunun en iyi örneğini size vereyim. Kütüphaneden bir kitabı istediğiniz zaman kitabın yerinde olmadığı söylendiğinde ne olduğunu düşünün. Belki de hemen kenarda duruyordur ama yine de yerinde olduğu söylenemez. İlke olarak görünmezdir. Demek ki kütüphaneci tamamen simgesel bir dünyada yaşar. Yoksunluktan söz ettiğimiz zaman olsa olsa simgesel bir nesne söz konusudur.
Lacan 4. seminerde (s. 31) aşağıdaki tablonun (s.51) üçüncü öğesi olan yoksunluğu (privation) tarif ediyor.
Türkçesi: Işık Barış Fidaner































Geri bildirim: Anlama Aykırıdır — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER