Gerçek ayakasızdır: Hayırdır ne ayaka? — Işık Barış Fidaner

Sahilik kaygısı yanılgı sezgisidir, tökezleme simülasyonu gibidir [1]. Yürürken bir muz kabuğu görürsünüz ve eğer yoldan sapmazsanız yere düşeceğinizin farkına varırsınız. Bu farkındalık henüz düşme korkusu değildir ama düşme korkusunu tetikleyebilir. Bu ikincisi yanılma korkusudur, yani doğruluk endişesidir.

Sahilik kaygısı doğruluk endişesine dönüştüğü zaman “Sahiden düşer miyim?” sorusunun yerini “Doğru yürüyor muyum?” sorusu alır, basit sezgisel farkındalık yerine bilinci kaplayan bir takıntı oluşur. Bu geçişin düşünme eylemine tercümesi şöyledir: “Sahiden yanılır mıyım?” → “Doğru düşünüyor muyum?” Bu ara noktayı bir sözle işaretleyelim:

Hayırdır ne ayaka?

Bu söz dört unsuru bileştirir:
1) Hayırlı gelişmeler olmasını beklemek.
2) İşler yolunda değilse “Hayır!” deyip durdurabilmek.
3) Gündemin değişmesine itiraz: “Ne alaka?”
4) Güzergahtan sapılmasına itiraz: “Ne ayak?”

Bu dört unsurun ilişkisini iki başlıkta ele alalım:

Hayırdır?

“Hayır” kelimesini duyan kişi ilk olarak iyimserlikle bunun olumlu beklenti anlamında söylendiğini varsayar. Yine de içinde bir şüphe uyanır ve itiraz anlamında söylenmediğinden emin olmak ister. İyimserlik olumlu hayallere tutunur ama olumsuz gerçekleri boşvermeyi de göze alamaz. “Hayırdır?” sözü bu iki anlamı üst üste bindirerek hayal-gerçek çelişkisini su yüzüne çıkarır ve meşru bir simge ile dikişlenmeyi talep eder.

Buna şöyle yanıt verilebilir: “Yok bir şey.” Veya: “Yok ben sadece…”

Bu yanıtlarda “Yok” ile “Hayır” arasındaki farkı algılarız. İkisi de “Evet”in karşıtıdır ama bunlar birbirinden çok farklıdır: “Hayır!” belli bir simgeye yönelen somut bir itirazdır. “Yok” ise “sıkıntı yok” demektir, yani “hayallerine tutunmaya devam edebilirsin, benden sana zarar gelmez” demektir. Aynı zamanda “benden olumlu veya olumsuz hiçbir şey bekleme” anlamına da gelir, yani “Yok” diyen kişi kendi kendisini silmiş olur. “Hayırdır?” sözü “Yok” yanıtını çağırdığı ölçüde muhatabını silmeye yönelmiş olur ama bu sadece sözün yüzeysel boyutudur.

Ne ayaka?

Mevcut gündemle alakalı olmak, mevcut güzergahın dışına adım atmamak demektir. Ayak ile alakayı bileştiren “ayaka” kelimesi bu bağlantıyı vurgular. Gündemi güzergaha bağlayan şey elbette hayırlı gelişmeler olmasını beklemektir, yani hayallere tutunmaktır. Fakat hayallerin ayakta kalması gerçeklerin silinmesine bağlıdır. Çünkü gerçek her zaman ayakasızdır; gerçek, hayallere tutunarak ayakta kalan simgesel düzeni tökezleten taştır. Ama tam da bu ayakasızlık konuşmaya başlamak için iyi bir vesile olabilir. “Hayırdır?” sözünün daha derin boyutu budur: Muhatabını alakaya çay demlemeye ve birlikte tecrübe edilen ayakasızlığın kritiğini yapmaya çağırır.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Dikiliş (Doğruluk Endişesi) ve Öz-dikişleme (Sahilik Kaygısı): Evrimsel Seçilim”

8 Yorum

Filed under Şey