
Boğazınıza bıçağı dayayıp “Ya paranı ya canını!” diyen bir soyguncuya cebinizdeki parayı verip canınızı kurtarsanız bile bu tecrübe size eski canlılığınızı kaybettirir [1]. Toplumsal yabancılaşmayı kuran bu ikilemde seçeneklerden bir tanesi mecburidir: Bedeninizin iyiliğini ve sağlığını korumak için canınızdan bir parçayı feda etmeniz şarttır. Bu ikilem insan boğazının yerine getirdiği iki işlevin darboğazıdır: Toplumsallaşan birey kontrollü sindirim yapmak için nefesini (nefsini) tutmayı öğrenmiş bireydir. Bu sağlık-soluk ikileminin politik-siyasal yansıması Sağ-Sol ikilemidir.
Sağlıklı sayılmak adına kendi soluğunu yutmayı kabullenen kişi Sağcılığa teslim olmuştur. Nefesi daraldıkça durup soluklanmakta ısrar eden kişi ise hala Solcudur. Boğazın temel işlevi nedir? Beslenmek için sindirmek midir, yoksa canlanmak için soluk almak mıdır? Bu soru yanıtsız kaldığı sürece Sağ-Sol ikilemi devam edecektir [2].
Sağkalan benlik (Ego) kendini çevresinden ayırır ve çevreyi tüketmeye başlar. İçi dıştan ayıran bu tecrit, benliğin nefesini tutmasıdır, sesini kesmesidir, soluk borusunu kapatıp sindirim kanalını açmasıdır. Durup soluklanmak ise Ego’nun içini dışına çıkarır, Öteki ile buluşur ve özneleşir. Mide-akciğer arasındaki topolojik fark, küre-torus farkına tekabül eder [3]. Mide uzak olanı sindirerek yakın kılan bir kürenin kapsamıdır, ciğer ise uzakın ve merkezsiz bir torusun bağlamıdır. Dolayısıyla “midesizlik” uzak/yakın ayrımıyla belirlenen kapsamları bozan bir tahammül sorunudur, yani son tahlilde Ego uyuşmazlığıdır; “ciğersizlik” ise uzakın ve merkezsiz bir bağlam içinde dayanım sorunudur, yani korkuyla baş etme, kaygıya dayanma ve cesaret sorunudur. Midesizlik sağkalımla ilgilidir ve Sağın meselesidir, ciğersizlik ise soluklanmakla ilgilidir ve Solun meselesidir.
Semptoma yaklaşım Sağ ve Sol bakışı ayırt eder. Sağ bakışa göre semptom, sağlığa zarar verdiği için kesilmesi gereken yabancı bir soluğun belirtisidir. Mide önceliklidir ve ciğer onu beklemelidir. Bağıranı veya ağlayanı susturmak, hiç üzülme demek, fazla düşünme demek biraz böyledir. Sol bakışa göreyse semptom nefessiz kalma belirtisidir, hayata mola verip semptomun özgürce konuşmasına izin verilmelidir, söyleyecek bir şeyi olmasa bile ona bir söz hakkı tanınmalıdır. Ciğer önceliklidir ve mide onu beklemelidir.
Semptom aslında temel bir yol ayrımıdır: Doğadaki bütün canlılar gibi insan türü de entropiyi yükseltmek ve ısı salımını arttırmak üzere evrimleşmiştir [4]. Bu nedenle bir şey ne kadar sıcaksa insanlara o kadar sağlıklı görünür ve onların içini serinletir. Herkes (ama özellikle kadınlar) için “hot” (çekici) olmak dünyanın en “cool” (havalı) şeyidir. Entropi kanunu altında evrimleşen insanlar “nefes kesici” bir sıcaklığın sağlıklı olduğundan şüphe edemezler. Hazzın ötesi, zevk, keyfiyet, jouissance gibi çeşitli adlar alan bu hadisenin özünde insanın asla dinmeyen entropi açlığı yatar. Bu yüzden insanlığın sağalma anlayışı arızalıdır. Aynı nedenle insanlar küresel ısınmayla gelen büyük tehlikeyi idrak edemezler, aksine yaz günlerinin çoğalmasına memnun olmaktan kendilerini alamazlar. “Nefes kesen” sıcaklığa ve entropiye duyulan doyumsuz iştah insanoğlunun ve insankızının doğasına nakşedilmiş bir Sağcılıktır. Bu entropi iştahı hayatın genel kanunu gibi kayıtsızca işleyen bir makine, bir duvardır. İnsan sırf evrendeki entropi artsın diye ruhunu satıp soluksuz kalmaktan zevk alan bir canlıdır [5]. Sol bu duvara çarptığı zaman iç serinliğini kaybeder ve insanlıktan soğur.
İnsanlara sağalma gibi görünen hal aslında sağılmadır, yani kendini kullandırma dürtüsünün tatminidir [6]. İnsan nasıl olsa evrendeki entropiyi arttırmaktan kendini alamayacağına göre, en azından kendini “topluma” (egemenlere) kullandırarak bir işe yaramış olmak ister. Doğasındaki Sağcı eğilime teslim olan insanın nihai ülküsü “toplum” adına sağılmak, yani geleceğe dair “toplumsal” umutları emzirmek olur. Semptomunun sesini kesmeyen, arzusundan vazgeçmeyen, ciğeri midenin önüne koymakta ısrar eden Solcu insana kalan idealse güzel ama işe yaramaz (hoş ama boş) bir çiçek gibi solmaktır.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Lacan 11’inci seminerde yabancılaşmayı bu örnekle anlatır.
[2] Boğaziçi Üniversitesi’ndeki iktidar sorunu bu terimlerle yorumlanabilir: Sağcıların derdi boğazın soluğunu kesip içine bir şeyler tıkıştırmaktır, Solcuların derdi ise boğazı açıp soluklanmak yani içle dışı temas ettirmektir.
[3] Bkz “Ekholoji, Ekhosistemler, Ekhosit”
[4] Bkz “Salımlı Uyumlanma Ölüm Dürtüsüdür”
[5] The Leftovers dizisinde anlatılan sanal peygamberin cinsel hayatı kendini boğarak yaşadığı tatminden oluşur. Belki de sapkınlığın en genel tanımı sayılması gereken bu tatmin şeklinin Sağcılığın dibi olduğuna hiç kuşku yoktur.
[6] Bkz “Emek-gücünün Sapkın Çekirdeği: Kendini Kullandırmak”
Kedi eğer ciğere yöneliyorsa ciğersiz olmadığını şimdiden anladığı içindir.
| Sol | Sağ |
|---|---|
| Can | Beden |
| Soluk | Sağlık |
| Solumak | Sağkalmak |
| Soğumak | Sağalmak |
| Solmak | Sağılmak |
| Ciğer | Mide |
| Torus | Küre |
| Bağlam | Kapsam |






























Geri bildirim: İmleten — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Adım ve Atım: Atım imletimdir — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Entropi — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Dişleri Sökülmüş Yazar: İçerik Üreticisi — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Turbacracy/Turbo-crazy: Güncel İğdiş İlkesi Anonim Kalabalık Fetişi — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Hazım İlkesinin Ötesi: Hazım Hazindir — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Yalın Hayat ~ Candan Erçetin | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: İklim Çöküşü — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: DEV-GENZ: Boğaz tıkanırsa ses genizde patlar — ChatGPT | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Boğaz Felsefesi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER