Gelmiş ve Geçecek — Işık Barış Fidaner

Zaman, iki parçadır: Şimdi ve şimdi değil.

Şimdi değil, iki parçadır: Geçmiş ve gelecek. Bunu hepimiz biliriz. Ama şu da var:

Şimdi de iki parçadır: Gelmiş ve geçecek. Bu son iki terim arasındaki ayrım ve koşutluk birçok farklı eksende yinelenir ve yenilenir.

gelmis

Bir arkadaşınızla sokakta buluştunuz diyelim. O kişi gelmiştir, ön plana çıkar ve dikkatinizin odağına yerleşir. O sırada etrafınızda akan insanlarsa geçeceklerdir, arka plandadırlar, onlara dikkat etmeniz elbette mümkündür ama sadece bir ihtimaldir.

Gelmiş arkadaş hikayenin kahramanı olur, geçecek dünya onun rol aldığı sahne olur; bu sahnenin kör noktası ise aynı dünya gibi arkadaşlığınızın da geçecek olmasıdır. Sufilerden gelip birçok şarkıya konu olan “Bu da geçecek” (this too shall pass, bu da geçer) sözü bu gerçeğin ifadesidir. Aynı gerçeğin bilimsel adı entropidir [1].

Gelmiş, enerjinin korunumudur. İnsanların buluşmaya saatinde gelmiş olmaları, işçinin sabah işe gelmiş olması, bir kez daha aybaşının gelmiş olması, gökteki güneş veya yıldızların önceki yerlerine geri gelmiş olmaları vb. bunların hepsi enerjinin korunduğuna delalet eder.

Fakat ister istemez enerji işe yararlığını kaybedecektir, ısıya dönüşecektir, kontrolden çıkacak ve çevreye dağılacaktır. Bu da geçecektir, entropi her zaman yükselir.

“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” sözündeki değişim, hem enerji dönüşümü hem de entropidir. Değişim insanı şaşırtır, yenileniş her an yinelenir, ama yinelendikçe de biter ve tükenir.

Diyelim ki buluştuğunuz arkadaşınız sizi şaşırtan bir şey söylemiş olsun. Eğer duyduğunuz şeyi ciddiye alıyorsanız o söz karşınıza gelmiş olur, o sözle yüz yüze gelmiş olursunuz. Yok eğer sözün şaka olduğunu düşünüp gülüyorsanız, o söz geçecek olur, zira ona gülüp geçmektesiniz. Tabi sözü ciddiye aldığınız halde gülmeniz de mümkün, bu durumda gelmiş ve geçecek koşut olarak sahnelenir.

Arkadaşınız size bilmediğiniz bir olayı bildirdiyse, bu haber size gelmiş olur, o an size göre dolaysız bir duyumdur. Daha sonra haber verilen olayın ne, niçin, neden ve nasıl olduğuna dair konuşmalarınız ise duyduğunuz olayın dolaylanışıdır, yani gelmişten geçeceğe doğru aktarımıdır.

“Geçmiş olsun” sözünün konusu budur, gelmiş olanı dolaylamak ve geçeceğe doğru aktarmaktır. “Bu da geçecek” ile kastedilen, bir zorluğu atlatma ve iyileşme süreci de olabilir, bir kaybı kabullenme ve sindirme süreci de olabilir, ikisi birden de olabilir.

“Geçmiş olsun” dileği, gelmiş olanı ikiye böler:
1) “Bu da gelir bu da geçer” atlatılan ve geride bırakılan bölümdür.
2) “Böyle gelmiş böyle gider” sindirilemeyen ve yekpare kalan bölümdür.
Bu iki bölüm, çok aşamalı bir uzay roketinin (multistage rocket) (1) dünya atmosferine bıraktığı parçası ve (2) ileriye doğru fırlayan parçası gibi düşünülebilir.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz Entropi (özel sayfa)

9 Yorum

Filed under Şey