Tag Archives: Oyar Beni

Oyar Beni — derleme

AdsızYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Oyar Beni) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

— O Yar Benim Yahut Oyar Beni

— Gelmiş ve Geçecek

— Melankoli: Adile’ye Dünyanın Yasını Tutturabilmek

— Aşka Dayanmak: Semptom Ego’nun Ötekisidir, Semptom Düşerse Ego da Düşer

— Küçük Prens’in Fanustaki Gülü, Sanal Ağa’nın Terraryum’u, Zuckerberg’in Meta’sı

— Muhtaçlaşma ve Arzu: Politik Muhalefet ve Siyasi Muhalefet

— Sahiplik Sahiliğin Sanallığa Fedasıdır

Diğer derlemeler

栔 : oymak

Yorum bırakın

Filed under Kitap

O Yar Benim Yahut Oyar Beni — Işık Barış Fidaner

Nesimi’ye sormuşlar: O yâr ilen hoş musun?
Hoş olayım olmayayım, o yâr benim, kime ne?
(Kul Nesimi)

İlk bakışta bu dizelerde şair Nesimi’nin sevdiği kadınla ilişkisini tahkik eden münasebetsiz arkadaşına had bildirdiği düşünülebilir. Bu esprili izlenim epey yanıltıcı da olsa birkaç yüz yaşındaki bu dizelerin günümüzde şarkılarla türkülerle can bulmasına katkı yapan “hoş” bir algı yarattığı inkar edilemez. İsabetli bir yoruma ulaşmak için bu ilk izlenim üzerinde birkaç düzeltme yapmalıyız. Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey

Gelmiş ve Geçecek — Işık Barış Fidaner

Zaman, iki parçadır: Şimdi ve şimdi değil.

Şimdi değil, iki parçadır: Geçmiş ve gelecek. Bunu hepimiz biliriz. Ama şu da var:

Şimdi de iki parçadır: Gelmiş ve geçecek. Bu son iki terim arasındaki ayrım ve koşutluk birçok farklı eksende yinelenir ve yenilenir.

gelmis Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Muhtaçlaşma ve Arzu: Politik Muhalefet ve Siyasi Muhalefet — Işık Barış Fidaner

Žižek’e göre bir ülkede devrimci durum oluşabilmesi veya en azından politik muhalefetin etkili olabilmesi için muktedirin halka uyguladığı siyasi baskının bir ölçüde frenlenmesi şarttır:

devrimlerin patlak vermesi zulüm zirve yaptığında değil, “uygun” veya “makul” bir düzeye indiği zaman olur, bu azalma baskıları kabul edilir kılan haleyi dağıtır. (Hiçten Az)

İktidarın zulmüne “siyaset” terimi, muhalefetin mücadelesine “politika” terimi uygun düşer, çünkü etimolojik olarak “siyaset” seyislik yani at veya eşek bakıcılığı kavramı ile akrabadır, “politika” ise yurttaşlık ve hemşehrilik kavramlarıyla akrabadır [1]. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Aşka Dayanmak: Semptom Ego’nun Ötekisidir, Semptom Düşerse Ego da Düşer — Işık Barış Fidaner

vlcsnap-2021-11-20-22h09m32s062

Aşka Dayanmak (Enduring Love, 2004) filmi bir balon kazasıyla başlar ve filmin tamamı bu kazanın travmasıyla uğraşmakla geçer. Olayı özetleyelim: Yeşillik açık alanda bir sıcak hava balonu aracı yere inmekte zorlanır ve çevredeki adamlar yardıma gelirler. Esas oğlan da yardıma koşanlar arasındadır, onunla piknik yapmaya gelmiş esas kız ise geride kalıp meselenin çözülmesini beklemeye koyulur.

Tam adamlar balonu yerde tutup sepetteki çocuğu yere indirecekken bir anda büyük bir rüzgar eser ve balonu göklere doğru savurur. O anda çocuk sepetin içine düşer ve beş adam balona asılı kalarak havaya doğru yükselirler. Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Küçük Prens’in Fanustaki Gülü, Sanal Ağa’nın Terraryum’u, Zuckerberg’in Meta’sı — Işık Barış Fidaner

rose

Küçük Prens’in cam fanusla saklayıp koruduğu gül [1] yazar Antoine’ın eşi Consuelo de Saint Exupéry’yi temsil etmektedir. Consuelo bu simgeye atıfla Gülün Hikayesi adını verdiği eserinde Antoine ile anılarını anlatmıştır.

Çok sayıda feminist analiz, Küçük Prens’te cam fanusla korunan gülün erkek egemen bakışla çizilmiş bir kadın stereotipi olduğunu vurgular. Bu yazıda ise aynı imgeyi bir başka bağlamda yorumlayacağız [2]:
1) Gül, dijital bulutta sunulan herhangi bir “içerik” veya “içerik üreticisi”dir (yani “yazı” veya “yazar”dır ama dişleri sökülmüş olarak).
2) Cam fanus, “içerikleri içeren bilirbilmezlik balonu” olarak dijital platform veya yayın organıdır, yani Terraryum’dur.
3) Küçük Prens, platform sahibidir, teknofeodal veya neofeodal ağadır, yani Terraryum’u yöneten Sanal Ağa’dır. Okumaya devam et →

14 Yorum

Filed under Şey

Sahiplik Sahiliğin Sanallığa Fedasıdır — Işık Barış Fidaner

Sahilik ve sahiplik arasında diyalektik bir çelişki vardır:
1) Bir yerde sahilik olmazsa orada sahiplik de olamaz.
2) Ama sahiplik ancak sahiliğin fedasıyla kendini teşkil edebilir.

Sahilik olmadığı zaman sahipliğin boşa düşmesi “yalancı çoban” masalında anlatılır. Eğer bir yerde herkes doğruları kendi hayallerine göre eğip bükmeye başlamışsa, artık orada:
1) Kimse kimsenin sözüne güvenemez hale gelir.
2) İnsanlar simgesel bağlar kuramaz hale gelir.
Bu duruma “sanallaşma” diyelim: Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Melankoli: Adile’ye Dünyanın Yasını Tutturabilmek — Işık Barış Fidaner

vlcsnap-2021-11-11-01h11m10s942

Melankoli filminde geçen bir diyalogun Türkçe uyarlaması (2011, Lars Von Trier): Adile ve Duru kızkardeştir. Alper Duru’nun oğludur. Bir yıldıztaşı (asteroid) dünyaya yaklaşmaktadır.

Adile: Dünya kötücüldür, onun yasını tutmamız gerekmez.
Duru: Ne?
Adile: Kimse onu özlemez.
Duru: İyi de Alper nerede büyüyecek?

Melankolik Adile’nin dünyanın nihayete erişi karşısında umutsuzluğa kapılan kızkardeşi Duru’yu tersleyerek dünyayı kötülemesi, foyasını anlayıp içyüzündeki çürümüşlüğü gördüğü dünyayla bağını kopardığına işaret etmez. Tam aksine dünyayla bağını koparamadığına işaret eder. Freud’un Yadsıma makalesinde dediği gibi: “Hasta eğer rüyamdaki kadın annem değildi diyorsa demek ki annesidir.” Yani yadsımayı kaldırarak Adile’nin sözlerini yeniden okumalıyız: “Yas tutmaya gerek var çünkü dünyayı özleyeceğim.” Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey