Uzaydan gelen bir ışık dalgası eğer size ulaştığında kızıllaşmışsa (redshift) bunun üç farklı nedeni olabilir:
1) Yerçekimsel kızıllaşma (Einstein etkisi): Işığın ötesindeki büyük kütlelerin yerçekimi ışığın enerjisini azaltır.
2) İzafi kızıllaşma (Doppler etkisi): Işığın kaynaklandığı cismin hızla sizden uzaklaşması ışığın dalga boyunu genişletir.
3) Kozmolojik kızıllaşma (Hubble etkisi): Işık uzaktan geliyorsa evrenin genişlemesi ışığın dalga boyunu genişletir.
Tersi yöndeki etkiye morlaşma (blueshift) denir. Morlaşan ışığın dalga boyu daralır ve enerjisi artar:
1) Einstein etkisi tersine dönerse (büyük kütleler ışığın berisindeyse) yerçekimsel morlaşma olur.
2) Doppler etkisi tersine dönerse (cisim hızla size yaklaşıyorsa) izafi morlaşma olur.
3) Hubble etkisi tersine dönseydi kozmolojik morlaşma görülürdü ve evrenin daraldığı anlaşılırdı ama bu olay pratikte hiç gözlenmemiştir.
Kozmolojik kızıllaşma pratik bir gerçekliktir, kozmolojik morlaşma ise spekülatif bir hayaldir: Büyük Patlama’yla (Big Bang) başlayan evrenin “Büyük Çöküş”le (Big Crunch) daralarak son bulacağına dair spekülatif hipoteze göre belki uzak bir gelecekte kozmolojik morlaşma olabilir. Bir başka spekülatif hipoteze göreyse “Büyük Geritepme” (Big Bounce) olabilir, yani uzak gelecekte olacağı hayal edilen “Büyük Çöküş”ün hemen ardından yeni bir Büyük Patlama olabilir ve kozmolojik morlaşmayı yeni ve bambaşka bir kozmolojik kızıllaşma takip edebilir.
Kozmolojik kızıllaşmanın en önemli tezahürü Yadigar Südur’dur (cosmic microwave background) [1]. Yadigar Südur’un güncel varlığı bilimsel teori aracılığıyla geri sarıldığında şu gerçeğe delalet eder: Evrenimiz Büyük Patlama ile başlamıştır ve ondört milyar yıldır genişlemektedir.
Şimdi gelin bu bilimsel gerçeklerden toplumsal bir mecaz üretelim: İnsan toplumları için Yadigar Südur atalardan kalan herşeydir. Öncelikle anı ve anıttır, mezar ve eserdir; ama daha önemlisi, endüstri ve teknolojidir, literatür ve kültürdür, mesela rock müziktir.
Peki evrendeki kaçınılmaz genişlemenin toplumsal karşılığı nedir? İlk bakışta bu nihai gerçeğin “katı olan herşeyi buharlaştıran” [2] kapitalizm olduğu düşünülebilir. Fakat Komünist Manifesto’dan yaptığımız bu alıntının da örneklediği gibi, işin aslı şudur: Komünizm kapitalizmi kapsayarak aşar. Ne kadar yoz ve fırsatçı da olsa Çin devletinin ekonomik başarısı bu gerçeğin önemli bir delilidir. “Oğlum keşke Kapital kitabı yazacağına kapital sahibi olsaydı!” diyen Henriette Pressburg (Karl Marx’ın annesi) bu gerçeği gözden kaçırır.
O halde kozmolojik kızıllaşmayı komünizmin kızıl bayrağına bağlamalıyız: Marksizme göre Yadigar Südur her devirde değişen geçici üretim ilişkileri altında insanlık adına evrensel gelişimini sürdüren kalıcı üretici güçlerden oluşur, ayrıca tarihte yenilgiye uğramış bütün geçmiş devrimler (Fransız Devrimi, Paris Komünü, Ekim Devrimi, vb.) Yadigar Südur altında görcül (virtual) tarzda güncel gerçelliğe (actuality) etki ederler.
Kızıllaşmaya neden olan üç etki toplumsal ilişkilere şöyle uyarlanır:
1) Yerçekimsel kızıllaşmanın nedeni ışığın ardındaki ağırlık ve ciddiyettir (gravity) [3].
2) İzafi kızıllaşmanın nedeni ışığın kaynağını kaçırmaktan korkmanızdır.
3) Kozmolojik kızıllaşmanın nedeni tarihsel akışın kaçınılmazlığıdır.
Marksizmin ideolojik dayanakları bunlardır:
1) Fayda/verim idealinin toplumsal ağırlığına dayanan emek-gücü ciddi bir değerdir.
2) Grev yapan işçi/sendika sermayeye kendi emek-gücünü kaçan bir fırsat gibi sunmuş olur.
3) Komünist parti kendi varlığını tarihin doğru tarafında yol alan bir tren gibi sunar.
Bu üç maddeyi birleştiren ortak fikir, bütün toplumsal zenginliğin asıl kaynağının emek-gücü olduğudur. Marx bunu “sabit sermaye” ve “değişken sermaye” kavramlarıyla açıklamıştı. Fakat emek-gücü kavramına yakından bakılırsa:
1) İlk önce “çaba/angajman/mücadele”nin belirsizliği ile yüzleşilir.
2) Daha sonra “kendini kullandırma dürtüsü”nün sapkınlığı ile karşılaşılır [4].
3) En sonunda bu dürtünün fallik sermayeleri besleyerek fallokristalleşmekten başka bir amacı olmadığı yani eril kimlik taslamadan ibaret olduğu anlaşılır [5].
Yadigar Südur’u tanımlarken “analar” yerine “atalar” dememizin nedeni buydu.
Cinsiyet farkını ele alabilmek için gözlenen ışığın ötesi ile berisi ayırt edilmelidir:
1) Işığın ötesinde toplum ve kamusal alan bulunur. Bu etkiler ışığı kızıllaştırır.
2) Işığın berisinde ev ve özel alan bulunur. Bu etkiler ışığı morlaştırır.
Işığı kızıllaştıran “öte” kamusaldır ama aynı zamanda fallik ve erildir. Bu noktada feminizm devreye girer ve “özel olan politiktir” diyerek ışığı morlaştıran “beri”yi öne sürer. Evrensel kızıllaşmayı temsil ettiği ölçüde Marksizm feminist eleştirinin en önemli hedefi olur.
Fakat dişil eleştirinin “doğal” sınırları görülmelidir: Pratikte sadece yerçekimsel morlaşma (dişil ciddiyet) ve izafi morlaşma (dişil kaçınma) mümkündür; kozmolojik morlaşma (dişil üretici güçler) imkansız bir hayaldir, yani kozmolojik kızıllaşmada ancak burgu ve bükülme yaratabilir, onu alt edemez. Gerçi imkansız bir hayal olmak kozmolojik morlaşmayı zayıf düşürmez, aksine bu özellik onun güç kaynağıdır.
Atalardan günümüze ulaşan Yadigar Südur Büyük Patlama kadar gerçektir, Esas-İmleyen S1 budur. Ataerkinin yıkılacağı hayal edilen büyük gün ise “Büyük Çöküş” veya “Büyük Geritepme” kadar spekülatif bir hayaldir, bu da Ötekinin eksikliği S(Ⱥ)’dır.
O halde evrenin genişlemesinin insanlardaki tezahürü (bütün kusurlarına rağmen) fallokristalden başkası değildir. Bu ifadede “fallokristal” kozmolojik kızıllaşmanın yerini tutar, “başkası değil” kozmolojik morlaşmanın yerini tutar.
Lacan Yine/Hâlâ‘da (1972-1973) şöyle demişti:
Fallik keyfiyetten başka bir keyfiyet olsa(ydı) o olmaz/gerekir(di).
Slavoj Žižek Bedensiz Organlar‘da (2004) şöyle demişti:
Gizlice dayanışan kaba maddecileri ve müphemcileri şok edecek ama: “İğdiş” imleyeni olan fallus, fallik öğe, diyalektik maddeciliğin temel kategorisidir.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Kainatın Ufkunu Kaplayan Gürültü: Yadigar Südur”
[2] Karl Marx & Friedrich Engels (1848) Komünist Parti Manifestosu.
[3] Bkz “Yerçekçi Olalım: Uçmak Düştüğünü Unutmaktır”, “İdeoloji sahiden ağır mevzu!”
[4] Bkz “Emek-gücünün Sapkın Çekirdeği: Kendini Kullandırmak”
[5] Bkz “Başka(sı)nın hayali ve Fallokristal”, “Eril kimlik taslama (imposture) ile dişil kılık değiştirme (masquerade)” Jennifer Friedlander
İmge kaynağı.































Geri bildirim: Tekir — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Prekerleşme Kaldıracı İğdiş Eder ve Herkesi Ortadan Kaldırır — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Phallus is the Fulcrum of Society, Precarization Castrates the Fulcrum and Abolishes Everyone — Işık Barış Fidaner – Žižekian Analysis
Geri bildirim: İlelebet Savaşı — Led Zeppelin | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Tehlikeler Kasırgası — Polonya devrimci marşı | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: NASA ve Diyanet: Semantiğin Antikarzı Hilafet ve Öteki Arz Plüton’un Fısıltısı — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Astroanaliz — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ekhona — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Mesele sen değilsin bencillik etme (mantık hatası) — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Hızlıca kurtulma: Nazarın dışkıdan hazzetmemesi, Memenin nazarı ayıplaması, Sedanın memeyi adlandırması — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Beyaz erkeklik nedir ve nasıl çözülür? — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Yedi Felek Alkımı | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Getting Rid: Gaze displeased by the excrement, Breast shaming the gaze, Voice naming the breast — Işık Barış Fidaner – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Kızıl Jartiyer | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Kızıl Ordu’dan yamanı yoktur! (bastırılanın geri dönüşü muhteşem olacak) — Rusya devrimci marşı | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Viyana işçi sınıfının saflarında — Avusturya devrimci marşı | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Satürn-Neptün Kavuşumları: Niceliğin Niteliğe (Nietzsche’liğin Natalie’ye) Dönüşümü Kanunu | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: ayar ak | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Kızıldır güneş semamızda ~ Çin türküsü | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Devrim Tarih Trenindeki Yolcuların İmdat Frenini Çekmesidir — Walter Benjamin | YERSİZ ŞEYLER