Lacan’a göre dilin asgari yapısı dört terimden oluşur:
İmletim zincirinin gelişimi imleyenlerin bir ölçüde eşzamanlı olmasını gerektirir: İmletim takımı. Şunu sorabiliriz: “En küçük takım nedir?” Bu küçük meseleyle uğraştım. Bana göre en küçük takım dörtlemedir. Dört tanecik imleyenden dil inşa edilebilir mi? Bana sorarsanız bu düşünülmez değildir… Neyse bunu bir kenara koyalım. (Seminer 6)
Dil üzerine makalesinde Walter Benjamin dört terim sayar ve aralarındaki diyalektiği şöyle tarif eder:
Dilsel oluşumların hepsinde ifade edilmiş ve ifade edilebilir olan şeylerle ifade edilemez ve ifade edilmemiş olan şeyler arasında bir çatışma sahnelenir. (Kendi Başına Dil ve İnsan Dili Üzerine)
İfade edilmiş, ifade edilebilir, ifade edilemez, ifade edilmemiş: İki olumlu terim, iki olumsuz terim ve aralarında çatışma.
Dilde olumluluk özünde fallik kimlik taslama olduğuna göre, ilk iki terimin eril (“insan (adam) dili”, “language of man”) ve diğer iki terimin dişil (“doğanın büyük acısı”) olduğu ortadadır.
Bu asgari yapının diyalektiği, kesişen iki işlemden oluşur, bunlar aşağıda tarif ve tasvir edilmiştir [1]:
1) Sütur (çıpalama) ifade edilmemiş olanı ifade edilmiş olana çevirir: olumsalı gerekliye çevirir: a nesnesini S1‘e çevirir.
2) Südur (yayılım) ifade edilemez olanı ifade edilebilir olana çevirir: imkansızı mümküne çevirir: S(Ⱥ)’yı S2‘ye çevirir.


Sütur/südur ikilisi parçacık/dalga ikilisini sahneler. İkisi ya eşzamanlı olarak ya da mesafeli olarak gerçekleşir [2]:
1) Eğer sütur/südur eşzamanlı gerçekleşirse, sütur ancak südurda ifade edilebilir olanı ifade edebilir, sonuçta südurda ifade edilemez olan engellenir ve bilinçdışına doğru geri katlanır. Bu, fetişin simgesel yetkilenmesidir, yani dekripsiyondur.
Örnek: Ya Orleancılar ya da Bourboncular (asla bileşimleri değil) kendi kraliyet parçasının dalgasını ifade eder.
2) Eğer sütur//südur arasında bir mesafe varsa, sütur kendisiyle kesişerek ifade edilmemiş olana doğru geriler, böylece südurda ifade edilemez olanın biraz daha açımlanmasına sebep olur ve ifade edilmiş öğelerin bileşimi onu temsil eder. Bu, semptomun gerçek yetkilenmesidir, yani deşifrelemedir.
Örnek: Orleancılar ve Bourboncuların “kimyasal bileşimi” isimsiz bir aleme doğru geriler, böylece bileşimlerinde temsil edilen cumhuriyetçi dalga biraz daha açımlanır.
Sütur//südur etkileşimi dolaşıklığı ve girişimi getirir, sütur/südur etkileşimi ise netleşmeyi ve elle tutulurluğu getirir.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Sütur ve Südur”, “Informatic Striptease: Represent → Present → Resent → Sent”, “Jesse and Celine Shall Bring Us the Horns of Wilmington’s Cow”, “Aynıyla Farklının Özdeşliğiyle İhtilafı”, ayrıca bkz “Öznel Ergime ve Nesnel Ergime”, “Fırsatçı Medya Ekolojisi Hukukun Yerini Almıştır”, Slavoj Žižek tam da bu terimlerin Greimas karesine şu kitapta yer vermiştir: Zira Onlar Ne Yaptıklarını Bilmiyorlar (For They Know Not What They Do, 1991) s. 136.
[2] Bkz “Fetiş ve Semptomda Yetkilenme ile Bedenlenme”, “Fetişlerin Simgesel Yetkilenmesi ile Semptomların Gerçek Yetkilenmesi”, “Dekripsiyon ile Deşifreleme”
Ayrıca bkz “Adlandırılmak yasın berigölgesidir” Jacques Derrida






























Geri bildirim: Tekir — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: The Minimal Structure of Language — Işık Barış Fidaner – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Şofar: Erbaba’nın katlini müteakip Kanun koyan kurucu jest — Slavoj Žižek | YERSİZ ŞEYLER