Sempati Antipatinin Yuvalandığı Yerdir, Parasempati Antipati Geçirmez: Simgesel Yakınlık Uzaklıktır, Gerçek Yakınlık Uzakınlıktır — Işık Barış Fidaner

Alenka Zupančič Cinsellik Nedir? (2017) kitabında aşk ilişkisini sürdürme yöntemi olarak sevgiliye lakap takılmasını önerir. Bu lakabın bilindik şirin adlardan farklı ve özel olması gerektiğini söyler ama bu farkın niteliğini açıklamaz. Zupančič’in önerisinde dışavurulan gerilimi çözmek için gelin sempati ile parasempatiyi ayırt edelim.

Freud ve psikanalizden biraz anlayan birisi muhtemelen pratik ile parapratik (parapraxis) arasındaki ayrımdan haberdardır: Pratik niyetlenip planlayarak giriştiğiniz bir faaliyettir; parapratik ise plansızca yapıverdiğiniz bir şeydir. Rüya, şaka, sakarlık ve semptomlar parapratik örnekleridir.

Eylem deyince normalde niyetli ve planlı pratikler anlaşılırdı ama Freud’un psikanalizi kurmasıyla birlikte insanın sorumlu olduğu eylemler parapratikleri de içerecek şekilde genişlemiştir, zira psikanalizle tanışan birisi sadece bilinçli niyetinden değil bilinçdışı arzusundan da sorumlu olduğunu anlar: Her rüya, her şaka, her sakarlık gerçekleştiği yer ve zamana ve bağlama ilişkin bir şeyleri dışavurmaktadır.

Bu da bizi esas konumuza getiriyor: Zupančič’in önerisine uyarak sevgiliyi lakapla çağırmak iyi niyet ve sempati gösterisidir, pratik ve bilinçli bir eylemdir. Ama birine bilinçli olarak yakınlık göstermenin işlevi, aradaki uzaklığın üzerini örtmektir: Sempati antipatinin örtüsüdür. Bu tip sevimli hitapların tipik kullanım yeri sevgililer arasında çıkan bir gerilimin üzerini örtüp unutturmaktır.

Gerilimi unutturma işlevinden dolayı iyi niyet gösteren hitap bazen şiddetle yükleniverir: “Canım, hayatım, aşkım, ben sana ne dedim, duymadın mı?” Böylece (sözde) iyi niyet gösterisi kolayca iyi niyeti geri çekme tehdidine dönüşüverir, sempatinin altından antipati çıkıverir; çünkü bütün toz ve pislikler sevimli hitapların altına süpürülmüştür. Sempati antipatinin yuvalandığı yerdir. Yuva’nın sempatikliği bu örtücü işlevden gelir [1].

Parasempati dediğimde ise iki şeyi birden kastediyorum:
1) Freudcu parapratiklerle yani esprilerle, deyimlerle, hal ve tavırla plansızca dışavurulan yakınlık.
2) Parasempatik sinir sisteminin siniralgıladığı (neuroception) rahatlatıcı ve güven verici işaretler [2].
Savaş-ya-da-sıvış işleviyle tanımlanan sempatik sinir sisteminin aksine parasempatik sinir sistemi hazzet-ve-hazmet işleviyle tanımlanır. Lakap takmak “bu sempati acaba hangi gerilimi unutturmayı amaçlıyor?” sorusunu düşündürdüğü için sempatik sinir sistemini uyarır, başka bir deyişle lakapla hitap edilmek “Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü?” diye düşündürür. Parasempatik yakınlık ise plansızca ve bilinçsizce gösterilir, arzuyu dışavurur, karşıdaki kişinin simgesel kimliğine (adına veya lakabına) bağlı kalmaz. Gerçek yakınlık işte bu uzakınlıktır. Parasempati antipati geçirmez; Yuva değil semptomdur.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz Yuva vs. Semptom (özel sayı)

[2] Bkz “Polivagal Teori: Tepkileşimi Ayarlayan Üç Sinir Devresi” Stephen W. Porges

6 Yorum

Filed under Şey