Ayıların kırk türkü yaktığı popüler nesneyi anlatan Ahlat Ağacı‘nı (2018) incelemiştik [1]. Ama “aç ayı oynamadığına” göre, ayının karnının doyması ve dinlenmesi de önemlidir. İşte bu konuyu ele alan Kış Uykusu (2014) enerji tasarrufu ve entropik sarfiyatla ilgilidir.
Film otel ve mülk sahibi Aydın’ın alamadığı kiraların sarfiyat sorunu ve entropik bir simge ile başlar: İcraya verilme sonrasında çocuğun taş atıp kırdığı araba camı. Sonra aynı mesele Aydın’ın köşe yazılarına hayranlık ve iltifat ederek ondan bağış isteyen köylü hanıma doğru yer değiştirir.
Sonunda konu Aydın’la yaşayan kızkardeşi Necla’ya ve ardından eşi Nihal’e sirayet eder. İki kadın da ayrı ayrı Aydın’a tavır alırlar: Bütün derdi muhafaza olduğu için ve sarfiyattan ısrarla kaçındığı için onun hayalci ve korkak bir adam olduğunu söylerler. Fakat iki kadın da entropinin (ölüm dürtüsü) büyüsüne kapılmıştır:
1) Necla eski alkolik kocasının entropik sarfiyatından büyülenmiştir, kendini onun “kötülüğüne” teslim etmenin düşünü kurmaya başlamıştır.
2) Nihal ise hem yürüttüğü yardım komitesinin hareketliliğine dalmıştır, hem de cam kırdıktan sonra el öpmeye zorlanınca bayılan çocuğun sergilediği entropiden büyülenmiştir.
Nihal, Aydın’ın ona verdiği yüklü bağışı çocuğun öfkeli babası İsmail’e götürerek “dünyanın dengesini düzelteceği” zannına kapılır fakat İsmail kadını gerçek arzusu olan entropik sarfiyatla yüzleştirerek (getirdiği para tomarını şöminede yakarak) ona travma yaşatır. Kendine “pis bir sarhoş” diyen İsmail bu sahnede adeta aynı zamanda Necla’nın eski kocasını da canlandırmış olur.
Aydın kızkardeşinin sarfiyatına tavır almayı göze alabilir ama eşinin entropik büyüsüne teslim olmaktan (onu Fallik Kadın yapmaktan [2]) kendini alamaz. Sonuçta enerji muhafazası (haz ilkesi) insanı ancak bir yere kadar götürebilir. Öyle ya da böyle sonunda her zaman entropik sarfiyat (ölüm dürtüsü) galip gelecektir. Bu gerçek, Levent ve Aydın’ın (belli etmeseler de aslında Nihal etrafında dönen) tartışmalarını noktalamak için sarf ettikleri sözlere yansır:
Levent: Şekspir’den bir mısra, bir dize söylemek istiyorum. Vicdan güçlüleri korkutmak için düşünülmüş, korkakların kullandığı bir sözcükten başka bir şey değildir (elini masaya vurur). Bizim vicdanımız güçlü kollarımız, kılıçlarsa yasalarımızdır. İyi akşamlar.
Aydın: Bir dakika, bir dakika. O zaman ben de şu dizelerle katkıda bulunayım meclise, cevap mahiyetinde. Aldanmak yaptığımız her işte şaşmaz yazgısı hepimizin. Her sabah parlak işler tasarlar, gün boyu budalalık ederim (güler).
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Ahlat Ağacı: Zamana Çentik Atan Kum Taneleri Olmak”
[2] Bkz “Fallik Kadın Dini: Penis Olmazsa Çocuk Olmazsa Başarı Olmazsa Kimlik Verelim”






























Geri bildirim: Rutinsel — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Entropi — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ahlat Ağacı: Zamana Çentik Atan Kum Taneleri Olmak — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ayının homurtusu: Duymak, Bilmek, Görmek — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sinem Atik — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Zeki Bilge Demirceylan — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: İki Bekir: ZD-NBC sinemalarında Ufuk Bayraktar ve Haluk Bilginer — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: NBC-ZD sinemalarında yönetmenin arzusu | YERSİZ ŞEYLER