Histerik Zorlantı — Sigmund Freud

Histeride görülse de ona özgü olmayan şeylerle başlayalım.

Histeriyi gören herkes histerik hastaların yaşadığı zorlantıyı çarpıcı bulmuştur, onu işleten aşırı yoğun fikirler vardır. Olay akışında hak etmediği özel bir sıklıkla bilince çıkan bir fikir olabilir, bu sinirsel uyarılmaya eşlik eden anlaşılmaz ruhsal neticeler de olabilir. Aşırı yoğun fikrin belirişinin sonuçları (1) ne baskılanabilir, (2) ne de anlaşılabilir: duygu salımları, motor uyarılmalar, ketlenmeler olur. Özne de yaşadığı durumun acayipliğinin pekala farkındadır.

Aşırı yoğun fikirler normalde de vardır. Egoya özgün karakterini veren onlardır. Bu fikirlerin gelişimsel kaynağını (eğitim, deneyim) ve güdülerini bilirsek onlara şaşırmayız. Bu aşırı yoğun fikirleri güçlü ve makul güdülerin ürünü saymaya alışkınızdır. Histeriklerde ise, aksine, aşırı yoğun fikirlerin acayipliği çarpıcıdır. Diğer insanları hiç etkilemeyen bu fikirlerin histeriklerde taşıdığı önemi takdir edemeyiz. Bize istilacı veya hırsız gibi görünen bu fikirleri gülünç buluruz.

Yani histerik zorlantı (1) kavranamaz; (2) hiçbir düşünce süreciyle temizlenemez, (3) tutarsız bir yapıdadır.

Basit nevrotik zorlantı histerik zorlantıdan farklıdır. Mesela bindiği bir arabadan atılarak tehlikeye düşen bir adam için daha sonra arabaya binmenin imkansız olmasını düşünelim. Böylesi bir zorlantı (1) kavranabilir çünkü kaynağını biliriz, (2) tutarsız değildir çünkü tehlikeyle ilintisi haklı olarak arabaya binmeyi korkuya bağlar. Bunu da düşünce süreçleriyle temizleyemeyiz ama bu özellik fazla hastalıklı sayılmaz, normalde de aşırı yoğun fikirlerimizi sıklıkla temizleyemeyiz. Basit nevrotik zorlantıda hastalık sayılabilecek tek şey yaşandıktan sonra kısa bir süre direşmesi ve yavaş yavaş dağılmasıdır. Direşen bir zorlantı hastalıklıdır ve basit nevroza işaret eder.

Analizlerimiz gösterir ki histerik zorlantı açıklandığı anda –kavranabildiği anda– temizlenir. Yani bu iki özellik özünde tektir. Abeslik ve tutarsızlık görüntüsü yaratan süreci de analizde öğreniriz. Analizin sonucu genel anlamda şöyledir:

Analizden önce A aşırı yoğun bir fikirdir, sık sık zorla bilince çıkar ve her seferinde özneyi gözyaşlarına boğar. Özne A’nın neden onu ağlattığını bilmez ve abes bulur, ama bunu önleyemez.

Analizden sonra keşfedilir ki gözyaşlarını hak eden bir B fikri vardır ve özne B’ye yönelik karmaşık bir ruhsal işi tamamlayıncaya dek B haklı olarak sık sık yinelenmektedir. B abes gelmez, özne onu kavrayabilir ve hatta ona karşı savaşabilir.

B ile A arasında özel bir ilişki vardır: B+A’dan oluşan bir olay yaşanmıştır. A tali bir detaydır, B ise oluşan kalıcı etki ile orantılıdır. Olayın şimdiki hatıra gelişinde A sanki B’nin yerini almıştır. A, B’nin ikamesi, “simgesi” olmuştur. Tutarsızlık buradan çıkar; zira A’nın ona eşlik eden neticeleri hak etmediği ve onlarla uyumsuz olduğu bellidir.

Simgeler normalde de bu yolla oluşur. Bir asker direkte asılı kumaş parçası için canını feda edecektir çünkü o onun vatan simgesi olmuştur; kimse bunun nevrotik olduğunu düşünmez. Ama histerik simge daha farklı işler. Bir leydinin eldiveni için savaşan bir şövalye (1) eldivenin taşıdığı önemi leydiden aldığını bilir, (2) şövalyenin eldivene tapınması leydiyi aklına getirmesine ve ona farklı hizmetler vermesine hiç de engel olmaz. Fakat A üzerine gözyaşlarına boğulan histerik bu durumun A-B ilintisinden kaynaklandığının farkında değildir ve B öğesi onun ruhsal yaşamında hiç rol oynamaz. Histeride simge tamamen nesnenin yerini almıştır.

Bu sahiden ve aynen böyledir. Bir ilinti veya dış uyaran ne zaman B’yi çağıracak olsa bilinçte A’nın belirdiği aşikardır. A’yı ortaya çıkaran vesilelere bakılarak B’nin doğasının çıkarsanabilmesi sahiden fevkaladedir.

Konu şöyle özetlenebilir: A zorlantılıdır, B bastırılmıştır (en azından bilinçten).

Analizin açığa vurduğu şaşırtıcı gerçek, her zorlantıya tekabül eden bir bastırma olduğudur, her bilinç istilasına tekabül eden bir amnezi (unutu) olduğudur.

“Aşırı yoğun” terimi nicel bir özelliğe işaret eder. Nicel anlamda bastırmanın nicelikten yoksunluk olduğunu düşünebiliriz, ikisinin toplamı (zorlantı+bastırma) normal duruma eşittir. Eğer bu böyleyse niceliğin yalnızca dağılımı değişmiş olmalıdır. B’den eksiltilen bir şey A’ya eklenmiş olmalıdır. Hastalıklı süreç bir yerdeğiştirmedir, bunu birincil süreç olarak rüyalardan tanıyoruz.

Bilimsel Psikoloji Projesi’nden bir kısım (1895)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

6 Yorum

Filed under Çeviri