Nazar başkasının bakışıdır. Sizi yargılıyorsa üstben olur, sizinle eğleniyorsa id olur, sizi korkutup kaygı veriyorsa da dümdüz nazar olur, bu işlevlerin hepsi bağlantılı ve geçişkendir. Nazar değmesinin iki boyutu şunlardır:
1) Na-zar: Simgesel zarınızı delerek dengenizi bozmasıdır [1].
2) Naz-ar: Nazınızı iptal edip sizi arlandırmaya yeltenmesidir [2].
Şimdi bunları ele alalım.
1) Na-zar: Birini kötülerseniz cesaretini kırdığınız bellidir ama onu överek de cesaretini kırabilirsiniz. Nazar değmesi budur. Temel mekanizma (1) gizli şaşırma mesajı ve (2) örtük kusur varsayımıdır: Birine “süpersin” veya “süper olmuş” dediğinizde satır arasında “Senden bunu beklemezdim, beni şaşırttın” demiş olursunuz, onun da altında “Sen kim, süper olmak kim…” varsayımı yatar, bu kusuru varsaymasaydınız zaten onu övmeniz gerekmeyecekti. İnsanlar arasında denge oluşturan bütün empati ve mukabeleler (simgesel dünyanın zarı) ortak kusurlarınızı zemin alır. O kusurları ifşa etmeye veya aksine örtbas etmeye kalktığınızda ise insanları bağlaştıran simgesel zarı delersiniz, na-zar değdirirsiniz.
2) Naz-ar: Anlamaya ve bilmeye giriştiğinizde size zorluk yaratan herşey naz sayılır (Freud’un analize karşı koyan herşeyi direnç sayması gibi); nasıl ki nazlı bir kadın merak uyandırmak için kendini gizemlendiriyorsa, bir felsefe/psikanaliz metni de hemseslenme (equivoque [3]) yoluyla kendini muğlak köşelere saklayabilir. “Fazla naz aşık usandırır” atasözünün metinlere uyarlaması şöyledir: Fazla muğlaklık okur usandırır. İşte nasıl ki kadının nazı arlanmayla iptal ediliyorsa, yani annelik veya kariyer gibi idealler dayatarak hesabı görülüyorsa, bir metnin nazı da benzer şekilde fayda/ahlak savunusuyla iptal edilir. Nazlı bir metin iyiyle kötüyü, yararlı ile yaramazı bulandırıyordur. O arsız bir metindir çünkü sizi niye bu kadar uğraştırdığından asla emin olamazsınız. Arlanmış bir metin ise dikilmiş belli idealler karşısında hazırola geçmiştir (hem dikişlenmiş hem dikelmiş anlamında [4]). Naz-ar değdiği zaman ar gelip sahipsiz naz alanlarını işgal etmeye başlar (onlara “sahip çıkar”).
Nazar değmesinin bozundurucu etkisi, kuantum mekaniğinde gözlem yapılınca girişim deseninin bozulması gibidir. Dalga fonksiyonunun çökmesi denen bu olayı yorumlama zorluğuna Ölçüm Problemi denir. Günlük hayatta bunun anlamı şudur: “Yanlış” sorular sorarak hassas dengeleri altüst edebilirsiniz. Örnek: Sokrates.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Simgesel Dünyanın Zarı: Yadsımanın Yadsınması”, “Yadsımanın Yadsınmasında Karşıllık ve (A)simetri”
[2] Bkz “Aklın Kurnazlığı: Aklın Kuru ve Aklın Nazı: Edilgileşim ve Etkileşim”
[3] Bkz “Hemseslenme (equivocation)” Jacques Lacan, “Yorumlama ancak hemseslenme ile işleyebilir” Jacques Lacan
[4] Bkz “Dikiliş (Doğruluk Endişesi) ve Öz-dikişleme (Sahilik Kaygısı): Evrimsel Seçilim”






























Geri bildirim: Quentin Meillassoux: Dört Dünya ve Komünizm — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Mürekkep Yalanmış — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Doğa ve Fikir: Üçgen ve Daire — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: İnkârcı Katlanma ve İkrar Zarı: Baş-kası, Ar-kası, Hır-kası (2) — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bir Bitaraf… Bir Bit Araf, Bir Bit… Ar affı! — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Quentin Meillassoux: Four Worlds and Communism — Işık Barış Fidaner – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Zar, Nazar, Nevzar — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Kuantum — özel sayı | YERSİZ ŞEYLER