Quentin Meillassoux doğanın doğurusal (nonlinear) karakterine dikkat çekmiştir. Doğa tarihine hiç yoktan belirişler (creatio ex nihilo) yön vermektedir. Doğanın evrimsel dönüşümü devrimci sıçramalarla kesintiye uğramaktadır. Bu temelde Meillassoux dört dünya sayar [1]:
1) Madde: Birinci dünya Büyük Patlama ile başlayan cansız maddeler dünyasıdır.
2) Can: İkinci dünya ilk canlı hücrelerin kendini çoğaltmasıyla başlayan biyosferdir.
3) Düşünce: Üçüncü dünya insandaki gibi gelişkin sinir sistemleriyle başlayan düşünceler dünyasıdır.
4) Adalet: Dördüncü dünya henüz gelmediği halde ufukta hayal meyal seçebildiğimiz adalet dünyasıdır.
Meillassoux’ya göre biz insanlar şu anda üçüncü dünyada yaşadığımız için kaygı verici düşüncelere gömülmüş haldeyiz ama bir yandan da dördüncü dünyanın gelebileceğini hissederek umutlanıyoruz veya en azından avunuyoruz. Dördüncü dünya eli kulağında bir adalet ihtimalidir veya ölüleri/kayıpları huzura erdirebilecek görcül bir Tanrıdır (virtual God). Meillassoux kaybımızı kaybedebilen bu vaatkar boyutu “özlü yas” kavramıyla ayırt eder [2].
Her yeni gelen dünya önceki dünyayı bölerek doğada şu ayrımları yapar:
1→2) Canlı madde, Cansız madde: Canlıların metabolizmasında birçok cansız madde dolaşım halindedir.
2→3) Düşünen can, “Düşünmeyen” can: Simgeleyici eylemlerle hudutlar çizilir ve hayvan-hayvan, insan-hayvan, insan-insan hiyerarşileri kurulur.
3→4) Adaletli düşünce, Adaletsiz düşünce: Hudutlar çatıştıkça savaş/barış ve adalet meselesi gündeme gelir ve tarafları uzlaştıracak “nesnel” bir üst-hudut aranır [3].
Ayrıca her yeni bölünme bir önceki bölünmeyi yadsıdığı için her yeni beliriş iki adım önceki belirişi kısmen geri getirir:
1→2→3) Canlı maddenin düşünme sürecinde cansız maddeden bir şeyler vardır: Düşünce ölümden kaçmaya çalışır ama atalet gösterir; yani hem en kolay yolu arar hem de yineleme zorlantısına kapılır (ölüm dürtüsü) [4].
2→3→4) Düşünen canın adalet arayışında “düşünmeyen” candan (yani doğrusal düşünmeyen candan, düşüncenin doğurusal canından [5]) bir şeyler vardır: Adalet arayışında kurtarılacak kurbanlar eril teknokrat aklı boşa düşüren semptom noktalarından seçilir; çocuk, kadın, hayvan gibi.
Peki bu tablonun Marksizmle bir alakası olabilir mi? Meillassoux’nun görcül Tanrısı komünist midir? İlginçtir, Marksist tarih teorisinde sayılan sınıflı toplumlar adeta doğadaki dört dünyanın tekrarı gibidir:
1) Madde: Köleci toplumda insan insanın bedenini alet gibi sahiplenip kullanır, maddesini tanırken canından uzaklaştırır.
2) Can: Feodal toplumda insan insanın yaşam alanına can tehdidi ile hudut çizer, canını tanırken düşüncesinden uzaklaştırır.
3) Düşünce: Kapitalist toplumda insan insanın akılcı tercihlerini şekillendirerek onun davranışlarını denetler ve bilişsel yetilerini boğar, düşüncesini tanırken adaletten uzaklaştırır.
4) Adalet: Sosyalist “proletarya diktatörlüğü”nde insan insanın düşüncesine adalet kazandırarak devleti solduracaktır [6].
Lenin sosyalist devlet solarken toplumsal adaletin yerleşeceği beklentisini şu tasarıya dayandırmıştı:
Bizzat silahlı halk [bireysel taşkınlıkları durduracaktır], nasıl ki modern toplumda bile medeni kalabalıklar bir didişmeyi durdurmak için veya bir kadını saldırıdan korumak için müdahale ediyorsa o şekilde sorun çözülecektir. (Devlet ve Devrim)
Sosyal medyanın etkili bir küresel düşünce piyasası olduğu günümüzde Lenin’in “medeni kalabalıkların müdahalesi” tasarısının berbat bir karikatürü olan “iptal kültürü” (cancel culture) sayesinde “toplumsal adalet savaşçısı” (social justice warrior) bir hakarete dönüşmüştür. Doğa tarihini sınıflı toplumlar tarihine bağlayan bu şemayı gözden geçirerek belki şu anda yaşanan tablodan bir çıkış yolu bulabiliriz.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Tanrı’yı doğurma işi” Quentin Meillassoux, “Doğrusal modelin kayırılması ve doğurusal modelin doğranması (linear, nonlinear, linearize)” Manuel DeLanda, “Kainatın Ufkunu Kaplayan Gürültü: Yadigar Südur”
[2] Benzer bir işleme “gerçek yas” demiştim: “Sahici Sadakat Yas Tutma Dürtüsüdür”, “Melankoli arzunun hüsranıdır”, “Hep Vardı ile Hiç Olmadı”; Ego inşa etmek için bu görcül Tanrının sahte peygamberliğine soyunanlara Sanal Ağa diyorum: Sanal Ağa (özel sayı)
[3] Bkz “Simgesel Dünyanın Zarı: Yadsımanın Yadsınması”, “Yadsımanın Yadsınmasında Karşıllık ve (A)simetri”, “Postmodern Polis: Burada Soruları Ben Sorarım!”, “Na-zar ve Naz-ar”
[4] Bkz “Salımlı Uyumlanma Ölüm Dürtüsüdür”
[5] Bkz “Politik Doğurucunun Doğurultusu”
[6] Bkz “Komünizmde taşkınlıkların solacağını biliriz” V. I. Lenin
kentin mayası






























Geri bildirim: Mürekkep Yalanmış — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bölüm 2: Arzuya Riayet Ederek Bağlamları Kapsayıp Aşabilmek | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Tanrı’yı doğurma işi — Quentin Meillassoux | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Yıldızlar Beşiği: Dilmedeniyetin Beşiği ve Baş-language — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Quentin Meillassoux: Four Worlds and Communism — Işık Barış Fidaner – Žižekian Analysis