🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️
Gezi davasının hazin sonu üzerine muhalefetin kayıtsız haline tepki gösteren Ahmet Şık, İrfan Aktan’la yaptığı röportajda derdini şöyle özetledi:
Üslubumun sertliği, ifade ediş biçimim başka bir şey anlatıyor gibi görünebilir ama demeye çalıştığım şey, bir arada durmanın ve asgari müştereklerde buluşabileceğimiz ilke ortaklığıyla hareket etmenin, bu suç düzeninin sahiplerine korku salacağıydı. (link)
Bu haklı tepkinin pek karşılık bulamamasının nedenlerinden biri “suçlulara korku salma” tasarısının son moda aktivist zevkler bakımından biraz fazla eril kaçmasıdır. Bir süredir yürürlükte olan ilan edilmemiş erillik yasağına aykırı olmasıdır. Tabi bu durumun tarihsel nedenleri var.
Emek-gücünü satan bireylerin karakter ve davranışları metalaştıkça ve araçlaştıkça ilk başta uzun bir süre erkekler kadınlara “üretim hatası” muamelesi yaptılar, “garip davranan” kadınlara “histerik” dediler; onları önce tamir edip “topluma kazandırmaya” çalıştılar, daha sonra da analiz edip onlardan bir şeyler öğrenmeye başladılar. Bu çabalardan ilki psikiyatri alanında yapıldı, ikincisiyse psikanaliz alanını kurduran sebepti.
İnsanların birbirine “defolu” muamelesi yapmasının en barbarca versiyonu günümüzde kadın kırımı şeklinde sürse de, çok daha medeni versiyonlarında insanlar cinsiyet farkını algılayarak kendi öznel yapılarını daha iyi tanıyabilmektedir.
Fakat bir yandan da adeta geçmişin acısını çıkarır gibi (adeta ve gibi’yi vurgulayarak) şimdi de kadınlar erkeklere “üretim hatası” muamelesi yapabilmektedir, “had bilmeyen” erkeklere kırılgan/toksik/incel gibi adlar takarak cinsiyetinden utandırmak moda olmuştur. “Kadın” kavramının kimleri içerdiği konusunda bile anlaşamayan ve pek de anlaşabilecek gibi görünmeyen birçok grup erilliğin özünde sakat ve/ya şeytanca olduğu konusunda kolayca uzlaşabiliyor.
Freud’un histerikleri dinleyerek öğrendiği bilgilerden biri, erkekliğe atfedilen statünün kadınlarda “penis haseti”ne yol açtığıydı. Daha sonra psikanalizi geliştirenlerden Melanie Klein, her insanın annesiyle ilk münasebetinde hissettiği “meme haseti” ile annenin yaratıcılığını/doğurganlığını tahrip etmeyi arzuladığına işaret etti [1].
Aslında histerik kadınların erkekleri rahatsız eden yanı görcül doğurganlıklarıydı (virtual fecundity) [2] yani yorumlanamayan birçok sinyal yaymalarıydı, sürekli yeni bilgilere yol açmalarıydı:
Aşırı yoğun fikirler normalde de vardır. Egoya özgün karakterini veren onlardır. Bu fikirlerin gelişimsel kaynağını (eğitim, deneyim) ve güdülerini bilirsek onlara şaşırmayız. Bu aşırı yoğun fikirleri güçlü ve makul güdülerin ürünü saymaya alışkınızdır. Histeriklerde ise, aksine, aşırı yoğun fikirlerin acayipliği çarpıcıdır. Diğer insanları hiç etkilemeyen bu fikirlerin histeriklerde taşıdığı önemi takdir edemeyiz. Bize istilacı veya hırsız gibi görünen bu fikirleri gülünç buluruz. (Freud, Bilimsel Psikoloji Projesi, 1895)
Yani “fazla yaratıcı” olmasına tahammül edemedikleri histerikleri “defolu” sayan erkekler aslında “meme haseti” çekiyorlardı. Bugün statülerine layık görmedikleri erkekleri “üretim hatası” sayan kadınlar da “penis haseti”nin güncel halini temsil ederler.
Bu kavramları biraz değiştirerek her iki cinsiyete paylaştırabiliriz [3]:
1) Penis haseti yerine fallus haseti dersek statülerine layık görülmeyen kadınların yarattığı rahatsızlığı da bu kavrama dahil etmiş oluruz.
2) Meme haseti yerine mamilla haseti dersek sürekli yeni bilgiler doğuran “tuhaf” erkeklerin yarattığı rahatsızlığı da bu kavrama dahil etmiş oluruz.
Günümüzde sosyal medyanın doğurgan ortamı herkesi mamillanın “aşırı yaratıcılığına” şükran duymaya mecbur bıraksa da, o kaotik ortamda belirli statülere (fallus) şükran duymak ve duyurmak çok zordur.
Ama politik eylem çağrısı yaparak insanları bir araya toplamak mamillanın değil fallusun işidir. Fallus toplumun kaldıracıdır [4]. Şu anda yaygın fallus haseti yüzünden adı konulmamış bir erillik yasağı yürürlüktedir. Ahmet Şık’ın haklı isyanını algılamak da bu yüzden zor oluyor. O halde gelin artık şu erillik yasağını kaldıralım.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Freud’un “penis haseti”ne feminist yaklaşım” Mari Ruti, “Meme haseti üzerine” Melanie Klein
[2] “Histerik gebelik” deyince olmayan bir gebeliği sahnelemek anlaşılır, oysa olmayan herhangi bir şeyi sahneleyerek var etmek de zaten bir tür gebelik/doğurganlık değil mi?
[3] Bkz “Şükran Duymak Yeniden Havalı Olsun”
[4] Bkz “Fallus Toplumun Kaldıracıdır, Prekerleşme Kaldıracı İğdiş Eder ve Herkesi Ortadan Kaldırır”






























Geri bildirim: Kıstıran — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Dil Altın, El Altın, Bel Altın — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Doğur-ussal lüzum: Matrix’in rahmini kapsayarak aşmak — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Hızlıca kurtulma: Nazarın dışkıdan hazzetmemesi, Memenin nazarı ayıplaması, Sedanın memeyi adlandırması — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: It’s about time we lifted the ban on masculinity — Işık Barış Fidaner – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Jenerasyon Kıskançlığı ve Standardizasyon Kıskançlığı — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Nar? Tabiat! Narsız? Ta biat! Narkist? Tabi at! — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Nezaketten Usturupa Doğru: Fallik Kadın Dininde Mıncık Yatkınlığı Meselesi — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: POST-FEMİNİZM 🪞⚔️👁️ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER