🏛️🧠💫 Geistesfront 🏛️🧠💫
22 bin yıl önce Amerika’da yürümüş çocuk ve gençlerin ayak izleri
Nasreddin Hoca’ya sormuşlar:
— Hoca efendi, dünyanın merkezi neresidir?
— İşte tam burasıdır!
Bunu derken eşeğinin ön ayağını bastığı yeri göstermiş.
— Aman hocam hiç olur mu?
— İnanmazsan ölç de bak!
Her bilgi yerden yükseltilmiş bir platformdur, çünkü ideallere tutunur; neye dayandığı sorgulandığında ise yere düşer [1]. İşte bilginin düştüğü o zemine de hakikat diyoruz (haki kat: toprak zemin). Bilgi hakikate karşı bir savunmadır. Hakikat bilgi ile kuşatılmış erişilmez bir merkezdir, yüceltim alanıdır. Orası ayağımızın bastığı zemindir, dünyanın merkezidir [2].
Lacan’ın Amerika ziyaretinde Chomsky’ye söyledikleri bu fıkrayı anımsatır. Elizabeth Roudinesco anlatıyor:
Lacan Boston’da Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) Roman Jakobson’la yine görüştü ve matematikçi, dilbilimci ve filozoflardan oluşan dinleyicilere bir konuşma yaptı, aralarında Willard Quine ve Noam Chomsky vardı… Lacan Chomsky’nin düşüncelere ilişkin sorusuna verdiği yanıtla herkesi şoke etti:
— Beynimizle düşündüğümüzü zannederiz; ben şahsen ayaklarımla düşünürüm. Katı şeylere gerçekten temas etmemin tek yolu budur. Gerçi ara sıra alnımla düşündüğüm de olur, bir şeye tosladığımda. Ama beyinde düşüncelerin esamesinin okunmadığını bilmeye yetecek kadar elektroensefalogram görmüşümdür.
Bunu duyan Chomsky bu hocanın deli olduğunu düşündü.
Düşünmek dilde yürümek gibidir: Her mecazda bir ayağımızı basarız, her mecaz-ı mürselde öbür ayağımızı savururuz [3]. Düşünü-yorum düşüne-yürürüm demektir; düşündükçe ‘senin’ (muhatabımın) düşüne yaklaşırım. Burada ‘sen’ Tanrı, toplum, baba, sevgili, anne veya başka bir varlık olabilir.
Tabi siz annenin düşüne doğru yürüdükçe, annenin düşü de size doğru yürümektedir. Attığınız her adımda o da bir adım atmış olur. Siz onun ufkunu açtıkça o da sizin ufkunuzu açar. Bu bağıntıyı bir hadiste buluruz:
Cennet anaların ayakları altındadır.
Cennet öbür dünyada keyif sürüp doyuma ulaşılacak bir vuslat yeri değildir; bu dünyada arzumuzun tıkanıp kalmasını (vicdan azabını) önleyen ortaklaşa bir ufuktur (heaven: gökler) [4]. Bu ufuk ne kadar genişse onu gözden kaybetmeden o kadar uzun sıçrayışlar yapabilirsiniz. Şimdi gelin aynı fıkranın bir de Jungcu feminist versiyonunu dinleyelim:
İhtiyar bir cadıdan duyduğuma göre La Que Sabe (yaşlı bilge kadın arketipi) kadınlarla ilgili herşeyi bilirdi, kadınları kendi ilahi ayağının topuğundaki kırışıklıktan yaratmıştı: Kadınlar bu yüzden bilen yaratıklardır; onlara özünü veren o topuk derisi herşeyi hisseder. Ayak derisiyle sezebilme fikri aklıma yattı, çünkü Kiçelerden (Maya Kızılderili) kültürlü bir kadın, bana dediğine göre, ilk pabuçlarını yirmi yaşındayken giymişti ve ayaklarının “gözleri bağlanmışken” (con los ojos vendados) yürümeye hâlâ alışamamıştı.
(Clarissa Pinkola Estés, Kurtlarla Koşan Kadınlar)
Gerçi bu sezgiyi bulmak için kadim bilgeliğe danışmasak da olurdu. İngilizcede biriyle empati yapmak veya kendini onun yerine koymak anlamında “onun pabuçlarıyla bir yürü bakalım” veya “onun pabuçlarını giymek istemezdim” denir. İşte sezgi ve düşüncelerin yürüdüğü o zemin dünyanın merkezidir. İnanmazsanız ölçüp bakabilirsiniz. Beyin bedava!
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Slavoj Žižek: “Hegel’in ünlü kelime oyunlarından bir tanesi: Almanca zugrundegehen ifadesi parçalanma, dağılma demektir ama zu Grunde gehen harfiyen kendi zeminine ulaşma anlamına da gelir.” (Hiçten Az) Bir şeyin asıl zeminine ulaşmak için onu yerle bir etmek gerekir çünkü “Üst-dil yoktur.”
[2] Bkz “Bilgi hakikate karşı savunmadır” Jacques Lacan, “İçgüdüsel bilgi ve ölüm dürtüsü” Jacques Lacan, “Hakikat etkisi bilginin düşüşünden ibarettir.” (Lacan, Seminer 17, sf. 186).
[3] Bkz “Sütur-Südur ve Yürümenin Evreleri”
[4] Bkz “Kendine Selam Vermek: Vicdan Üstben Değil Arzu Yasasıdır”, “Nedir Mahmut bey?”
İmge kaynağı.































Geri bildirim: Kıstıran — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Groundhog Day: Dairesel/Döngüsel Zaman, Doğrusal/Doğurusal Zaman — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Dil Altın, El Altın, Bel Altın — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Kuklalar Patronu — Metallica | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ekholoji, Ekhosistemler, Ekhosit — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bölüm 1: Hiperego Çağında Biricik Dünyamıza Tutunabilmek | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Örgüt çağırıyor! | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Boğa (hayvancık işareti): Muhafaza, Çöküş, Topraklama | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ekhona — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Tahterelelli | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: World’s center: foothold on ground truth — Işık Barış Fidaner – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Alaycı insanın inanan insana alerjisi vardır çünkü kendisi de gizlice inanıyordur — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ayaklarımla düşünürüm — Jacques Lacan | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sinem Atik — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Slavoj Žižek: Sapkın Kılavuz Sinema | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Kurama Direnen Yaşam, Yaşamı Noktalayan Kuram — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sine Mat — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Dünyanın en akıllısı | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Herkes ama herkes tabidir ancak ve ancak kimse muaf değilse — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Halkasız Bırakılmak Halka Sızı Bırakır — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Halkasız Kalan Halka Sızı Kalır — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: POST-FEMİNİZM 🪞⚔️👁️ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: GEÇİŞ KRİZİ ⚠️⏳🚪 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Geistesfront 🏛️🧠💫 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Geistesfront 🏛️🧠💫 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: LEGOLUGAT 🧩🧱📖 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER