Ödip efsanesi ve Erbaba efsanesi — Slavoj Žižek

Ödip efsanesi ve Erbaba efsanesi (Totem ve Tabu: Urvater) genelde aynı efsanenin iki versiyonu gibi düşünülür, adeta Ödip efsanesi öznenin ontogenezini (bireyoluş) ifade eden temeldir, Erbaba efsanesi de o temelin filogenez (soyoluş) olarak tarih öncesi geçmişe yansıtılması gibidir.

Ama yakından bakılırsa iki efsane arasında derin bir asimetri hatta terslik olduğu görülür.

Ödip efsanesinin öncülüne göre baba yasaklayan faildir ve bizim keyfiyete (yani enseste, anneyle cinsel birleşmeye) erişmemizi engellemektedir. Babayı öldürürsek bu engelin kalkacağı ve nihayet yasak nesnenin keyfini süreceğimiz ima edilmektedir.

Erbaba efsanesi ise neredeyse bunun tam tersidir: Erbaba’yı öldürürsek engel kalkmaz, nihayet keyfiyete ulaşmayız. Aksine, ölü babanın canlı babadan daha güçlü olduğunu görürüz. Öldürülen Erbaba daha sonra Babanın-Adı (Nam-ı Pir, Nah-ı Pir) şahsında üzerimizde hakimiyet kurar, yasak keyfiyet meyvesine erişmeye artık hiçbir şekilde imkan tanımayan simgesel yasayı koyar.

Bu ikilemeye neden gerek vardır?

Ödip efsanesinde keyfiyetin yasaklanması henüz dışarıdan kösteklenme şeklinde işliyordur, böylece engel olmasaydı tam bir keyif sürebileceğimiz imkanını açık bırakıyordur. Oysa keyfiyet zaten kendi içinde imkansızdır. Lacancı teorinin klişelerinden biri, konuşan varlığın hep keyfiyete erişimsiz kaldığıdır. Baba figürü bu içkin imkansızlığı simgesel bir yasaklama biçimine büründürerek bizi bu çıkmaz sokaktan kurtarıyordur.

Totem ve Tabu’daki Erbaba efsanesi ise bu imkansız keyfiyeti tam da yasaklayıcı fail rolünü üstlenen ayıpçıl Keyfi-Baba figüründe bedenlendirerek Ödip efsanesini tamamlar – daha doğrusu onun yanına eklenir. Buradaki yanılsama en azından bir öznenin (bütün kadınların sahibi Erbaba’nın) tam bir keyif sürebildiği hayalidir; oysa bu Keyfi-Baba figürü nevrotik bir düşlemden başka bir şey değildir, babanın en başından beri ölmüş olduğunu gözardı ediyordur: Baba hiç canlı olmamıştır, olsa olsa çoktan ölmüş olduğunun henüz farkına varmamış olabilir.

Yan Bakmak’tan

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “Babanın Adı, Babanın Hayrı: Nam-ı Pir, Nah-ı Pir”, “Aslan Avı ve Erbaba’nın Öldürülmesi”, “Er eren er: Erbaba” Jacques Lacan

(Behiç Ak, Ben Yapmadım Öğretmenim, 1990)

15 Yorum

Filed under Çeviri