Groundhog Day: Dairesel/Döngüsel Zaman, Doğrusal/Doğurusal Zaman — Işık Barış Fidaner

Untitled

1993 tarihli filmin adı Groundhog Day, Dağsıçanı Günü demektir. Ground-hog harfiyen “zemin istiflemek” anlamına gelir. Hakikat haki-kattır yani bütün diğer katların üzerinde yükseldiği “toprak zemin”dir [1]. Dağsıçanına hava durumu sorma esprisi doğanın hakikatini o toprakların yerlisine sormak gibidir. O halde ground-hog “hakikati istiflemek” anlamına gelir.

Bu iş “bilgi istiflemek”le karıştırılmamalı. Bilgi hakikate karşı bir savunmadır, hakikat bilginin kör noktasıdır, sıfır ile simgelediği şeydir [2]. Hakikat zemininde deprem olursa üstünde yükselmiş bilgiler çöker ve baştan kurulması gerekir. İnsanı güldüren her espride önceki bilgileri kısmen düşürüp “resetleyen” bu hakikat etkisi yaşanır. O zaman “hakikati istiflemek” bir paradokstur: Bir, iki, üç diye nesneleri istifleyip biriktirebilirsiniz ama sıfır olan şey nasıl istiflenecek?

Bunları şöyle ayıralım:
1) Bilgi içe atılarak birikir: Sayma-hesaplama düzeyindedir, birimlendirici soyutlamayı merkez alır.
2) Hakikat ise dışa atılarak öbürikir: Sezgiler düzeyindedir, merkezsiz kalır, hep yer değiştirir.
Öbüriken hakikat bilebilgiyi oluşturur. Örnekler: müzik aleti çalabilmek, sözlerde imaları duyabilmek [3].

Şimdi ikisinin kesişim noktasına bakalım: Kadın adamı “satın aldığı” zaman sonsuz döngü son buluyor. Ne demek bu? Sohn-Rethel “mübadele soyutlaması”nda ayırt edilen iki alana dikkat çekmişti:
1) Piyasadaki dokunulmaz malın mübadele değeri.
2) Tüketime girip harcanan malın kullanım değeri.
Buna göre [4]:
1) Adam “bir adam” olarak piyasada mübadele değeriyle temsil edildikçe aynı gün sürekli tekrar eder, zamanda simetri korunur, bugün yarınsız kalır.
2) Adam kadının nazarı üzerinden “o adam” sayılarak kullanım değeriyle temsil edildiği anda zamanda simetri kırılır ve bugün yarın olur.

Filmde ayrık sunulan iki zaman kipinin aslında hep koşut = aynı anda olduğunu fark edebilirsiniz:
1) Her mübadele (örnek: selam alıp vermek) dairesel bir zamanda cereyan eder.
2) Her kullanım (örnek: soru sormak cevap vermek) doğrusal bir zamanda cereyan eder.

Bu iki zaman kipi ayrı ayrı (koşut) veya bir arada (aynı anda) ele alınabilir:
1) Dairesel zaman ve doğrusal zaman (circular, linear) dediğimizde ikisini koşut ama ayrık tarzda konu etmiş oluruz.
2) Döngüsel zaman ve doğurusal zaman (cyclic, nonlinear) dediğimizde ise ikisinin anlık diyalektik gidişatına katılmış oluruz.

Yaklaşımın ne kadar diyalektik olduğu şöyle ayırt edilir:
1) Eğer alıp verdiğiniz selamlar aynı zamanda soru ve cevap anlamıyla yükleniyorsa dairesel değil döngüsel bir zamanda olduğunuzun farkındasınız.
2) Eğer sorular ve cevaplar aynı zamanda selam alıp verme anlamıyla yükleniyorsa doğrusal değil doğurusal bir zamanda olduğunuzun farkındasınız.

Elbette saf dairesel zaman ve saf doğrusal zaman aslında hiç yoktur, bunlar döngüsellik ve doğurganlığın karmaşasından kaçabilmek için “kullandığımız” ve “mübadele ettiğimiz” soyutlamalardır.

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “From Hogwarts to Slogwarts”, “Dünyanın Merkezi: hakikat zeminine ayak basmak”

[2] Bkz “Bilgi hakikate karşı savunmadır” Jacques Lacan, “İçgüdüsel bilgi ve ölüm dürtüsü” Jacques Lacan

[3] Bkz “İçe Atılan Birikir, Dışa Atılan Öbürikir”, “Bilgi ve Bilebilgi: Bilen Bilemez Ancak Bilmeyen Bilebilir”

[4] Bkz “René Girard: Simetrik Kırma ve Simetriyi Kırma”; Zihin Emeği Kol Emeği, Alfred Sohn-Rethel

5 Yorum

Filed under Şey