Simgesellik bir şeyleri önbastırdıkça (urverdrängt) hiç anlam verilemeyen bir şeyler kalır; mantıken veya bir nakaratı yineler gibi “herkes ölümlüdür” diyebilsek dahi bu böyle kalır. İşte “herkes ölümlüdür” sözündeki “herkes” pek anlamlı olmadığı için Tebai’de salgın çıkmalıdır ki bu vaziyet salt Simgesellikten çıkıp tahayyüllere de nüfuz etsin; her kişi kendini şahsen bu salgın tehdidine maruz hissetmelidir ki o salgını gerektiren şey de açığa vurulabilsin… [ç.n. Ödip efsanesinden söz ediyor]
Freud’un Başka hakkında bize getirdiği gündem tam olarak şudur: Başka’yı ancak dile getirerek var edebilirsiniz. Ama Bambaşka’yı (Tout-autre) tamamen söylemek katiyen imkansızdır, bir şeyler önbastırılmıştır, bilinçdışını indirgeyemezsiniz, hatta “onu söylemek imkansızdır” tanımının aksine, imkansız kategorisi zaten onu söyleyemeyişinizden gelir [ç.n. im kansızdır: im kanı önbastırmıştır, “sahihat etkisi kan kızılıdır”].
Dinin sahihatini zaman zaman size bildirdim. Tanrı’nın sahiden oluvermeyişini bastırdığı için din kesinlikle nevrozdan daha sahidir, Tanrı’nın sahiden oluvermediğine Voltaire’in sarsılmaz bir inancı vardı. Dinde O dışarılır (God ex-sists), O tam anlamıyla dışarımdır (ex-sistence), özetle O bastırmanın kişileşmesidir, hatta bastırma olabilsin diye varsayılan kişidir O. İşte din bu bakımdan sahidir. Tanrı’nın emniyet altına aldığı tek şey şudur: Dilden yola çıkarak cinsiyetli varlıklar ilişki kuramazlar.
Peki bunun Tanrı’yla ne alakası var? O’nun dilde barındığını kim söylemiş (ben değil)? Dil mi, peki öyle olsun! Bu yıl kendimizde sorgulamamız gereken konu dil. Dil nereden gelmiş olabilir? Bir deliği dolgulamak için geldiğini kim söylemiş (ben değil)? İlişkisizlikten oluşan o deliği, cinselliği oluşturan ilişkisizliği, çünkü bu ilişkisizlik dilde ancak askıda kalmış olabilir.
O halde dil bir tıkaçtan ibaret olamaz, orası bu ilişkisizliğin nakşedildiği yerdir. Ona dair söyleyebileceklerimiz bu kadardır. Tanrı ise dil etkilerinin tamamını kapsar, psikanalitik etkiler de buna dahildir; bu da öyle az buz bir şey değil!
Seminer 22’den
Türkçesi: Işık Barış Fidaner






























Geri bildirim: Edinilmezyum — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER