Zhuangzi düşünde kelebekken kimseye hitap etmez — Jacques Lacan

Rüyayı gören özne kendi kendine şöyle diyebilir: Bu bir rüyadan ibaretti. Ama şunu diyen biri olduğunu gözden kaçırır: Sonuçta ben bu rüyanın bilinciyim.

Rüyada o bir kelebektir. Ne demek bu? Demek ki o nazarının gerçekliğinde kelebeği görmektedir. Onca motif, onca desen, onca renk, karşılık beklemeden göstermek değilse nedir, nazarı özlendiren öntabiat izlerinden başka nedir? Düşünsenize, bu kelebeğin Kurt Adam’ı dehşete düşüren kelebekten pek farkı yok – Maurice Merleau-Ponty de bunun anlam ve önemine değinmişti.

Zhuangzi uyandığı zaman kendine sorabilir: Yoksa acaba kelebek midir rüyasında Zhuangzi olduğunu gören? Bunu sormakta çok haklıdır, hatta iki kere haklıdır:
1) Zhuangzi kimliğiyle mutlak özdeşim kurmaması onun deli olmadığını ispatlar.
2) Derdini tam olarak anlatamadığı için daha da haklıdır [hakkını verme çabasını terk etmemiştir].
Düşünde kelebekken kimliğinin köklerinden birini yakalamış olur –dünden bugüne kendini kendi renklerine boyayarak onu özlendiren kelebeği yakalamış olur– onu bizzaten Zhuangzi kılan da budur.

Uyanık Zhuangzi’nin düşündeki kelebek olup olmadığını kelebekkenki haliyle hiç merak etmemesi de bunun delilidir. Çünkü kelebek olduğunu düşledikten sonra kendini bir kelebekle temsil ettiğine şahitlik etmekten kaçınamayacaktır. Ama bu demek olmuyor ki o kelebeğe meftundur – kelebekliğinde bir meftunluk olsa da onu meftun eden hiçbirşey yoktur, zira onun düşündeki kelebeklik kimseye hitap etmez. O asıl uyanıkken başkalarına hitap eden Zhuangzi olur, işte o zaman kelebek ağına yakalanır.

İşte bu yüzden o kelebek onu düşleyen öznede –Zhuangzi yerine Kurt Adam olduğu zaman– minik kanat çırpışların sebeplenme ağında çırpınmaktan [feleğin silsillesini yemekten] pek uzak olmadığını fark ettiren fobik dehşete esin verir, işte o çırpınışlar öznenin arzu ağına kapılışının tav-izi olan önçizilemedir.

Seminer 11’den

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

aş-ağı! : besin zinciri, besin zehirlenmesi, Matrix’ten çık! [*]
X, Y, Z kuş-ağı : kendine özgü çırpınışlar [*]
yerin! (kul-ağı var!) : haset havası, atış serbest! [*]

Belki de bir gece kelebeğinin rüyasıyızdır, olamaz mı?

Her yerde kaos yarattıktan sonra hiçbirşey olmamış gibi ışığa doğru süzülerek lambaya çarpıp ölmeye giden bir gece kelebeğinin rüyasıyızdır.

Güven güvemdir.

kül öbekken

Bkz “İhtizazın İhtisarı: İhtişaman Tırtılı ve Kelebeği: İhtiyaratılış ve İhtiyaçılış”, “Günü ve Geceyi Bitirebilmek: Rahatlar, Rahatsızlar ve Felekten İntikam Almak”, “Filozof ve Sefeci, Feleğin Silsillesi: Yerindelik → Yerin Delik”, “Feleğin Silsillesi: Gafiiliyat Arzımuhaldir, Bağfaaliyet Farzımuhaldir”, “Çizili baykuş ormanın içinden seslenir: “Kim yapar yemeğini?”” Rebecca Pugh

Bana göre herhangi bir rüyada “Ne de olsa bu bir rüyadan ibaret” diyen horgörgülü eleştirel yargının belirdiği an, tek gözü açık uyuyan (tilki/tavşan uykusu çeken) sansürlemenin fark etmeden geçmesine müsaade etmiş bulunduğu bir rüyaya gafil avlandığını idrak ettiği andır. Artık onu baskılamak için çok geç kaldığı için sansürleme bu tabire başvurarak kendisinde uyanan kaygı veya sıkıntı hissine karşılık veriyordur. Bu tabir ruhsal sansürlemenin esprit d’escalier durumuna düştüğünü gösterir. (Düşlerin Yorumu)

Bkz “Merdivenler ve Felsefe: Bağlam ve Kapsam”, “From hypo-critical reason to hippo-queery-tickle reason: Just a dream → A just dream → Adjust dream”

FVdLl4bWAAERruH

10 Yorum

Filed under Çeviri