Leyla ile Mecnun efsanesini dört terim etrafında yeniden kurgulayalım [1]:
1) Leyla: Sevilen kadın, ayrıca gece ve rüyalar.
2) Meyla: Çöl, ayrıca budaklı ağaç (iki anlamda sürgün).
3) Mevla: Tanrı, mutlak muhatap.
4) Levla: Lüzumlu herşey, ihtiyaçlar.
Mecnun’un Leyla’yı ölüme sürükleyen muğlak tavrı şöyle özetlenebilir:
Leyla Meyla farketmez!
“Delice aşığım!” diyen Mecnun’un tavrı pratikte umursamazlıktan farksızdır. İki şekilde okunabilir:
1) Çölde su yerine senin yüce hayalini kana kana içerim.
2) Senin önemin yok, başkası da olsa bir şey değişmezdi.
Mecnun’un Leyla’ya aleni mesajı birincisidir, parantez içindeki örtük mesajı ise ikincisidir. Bu da Žižek’in melodram formülüne çok yakındır [2]:
Mantık şöyledir: Erkek kadına olan aşkını yüksek bir dava –devrim, iş, cinsel olmadığı iddia edilen herhangi bir şey– adına feda eder, ama satır arasında kadına verdiği mesaj tam da o aşkı feda etmesinin o aşkın tartışmasız ispatı olduğudur, aslında kadın onun herşeyidir; melodramın en yüceltici anında (eril cinsel konumu anlamak için bunlar çok önemlidir) en sonunda kadın farkına varır ki ona ihanet eden, onu terk eden bu erkeğin kadını feda etmiş olması aslında kadına olan aşkının tartışmasız ispatıdır. Melodramların kilit cümlesi “Aslında senin için yaptım” dikkat ederseniz tam da kadını bırakırken söylenir.
Mecnun’un melodram kahramanından tek farkı Leyla’ya yeğleyeceği yüksek bir davası olmamasıdır.
Mecnun Leyla’ya “sana lüzum yok” der ama onun yerine başka lüzumlar koymaz. Mecnun Mevla’dan nasıl bir Levla isteyip alabileceğini bilmez ve düşünmez (deli olması budur), o yüzden Mevla’nın huzuruna çıktıkları zaman sanki “lüzumsuzsa söndür” denmiş gibi önce Leyla sonra Mecnun ancak ölebilirler.
Şayet Mecnun Mevla’dan isteyip alabileceği Levla’nın içeriğini bilebilseydi ve onu inşa edebilseydi, cünun’dan fünun’a (delilikten alimliğe) geçmiş olacaktı [3].
Şayet Mecnun daha sonra Mevla’nın mutlak muhataplığının da lüzumlardan bir lüzum olduğunu (büyük Öteki [4]) anlayıp şunu da diyebilseydi:
Levla Mevla farketmez!
…fünun’dan sükun’a (alimlikten veliliğe) geçmiş olurdu. O zaman Meyla da kadına yeğlenmiş bir çöl yerine rüya yorumlarından köklenmiş bir budaklı ağaç olurdu.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Sevgilinti: Leyla ile Mecnun”
[2] Bkz “Hayatımız melodramlar gibi yapılanmıştır” Slavoj Žižek
[3] Bkz “Taslama ve Tasavvuf: Deli, Dahi, Aziz”
[4] Bkz “Büyük Öteki: suçu üstlenilen, anlam güvencesi, keyfiyete tehdit, zevahiri kurtarılacak” Slavoj Žižek
Leyla Meyla farketmez! Güzele bakmak seraptır.
Levla Mevla farketmez! Sureti haktan beklemeyelim.































Geri bildirim: Geçit Töreni — Magazine | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ammetöz — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Amaya bak denilir mi? Feri de ferdi ha! Feride Ferdi ha! — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Fedakar anneyle ağlaşan aile — Slavoj Žižek | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Tözne/Cevherzat: özgür, özür, zaten, bizzat — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Erkeklerin Görevi Kadınsı Hanımlara Moral Vermek Değil — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: İzlediğin nasıl bir hat? ~ Musa Eroğlu | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sinem Atik — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Asrın Zarafeti: Leyla ile Mecnun — mesel | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sine Mat — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER