Bu ne böyle saçmasapan!
Bu feryat iki mesajın bileşimidir:
1) Başka türlü olmalıydı.
2) Böyle olmamalıydı.
Bunlar sırasıyla “sapma” ve “saçma” bileşenleridir:
1) Çok önemli bir şeyden sapılmıştır.
2) Onun yerine alakasız şeyler saçılmıştır.
Bu iki boyut kabaca şöyle ayırt edilir:
1) Sapılan yüce numenal Kendinde-Şey.
2) Onun yerine etrafa saçılmış fenomenler.
Bu bağlamda alabileceğiniz tavırlardan örnekler verelim:
— Hakikat yolcusu: Fenomenleri boşverip sırf numene kafayı takabilirsiniz.
— Sahilik arayışçısı: Fenomenleri kurcalayıp numen izleri arayabilirsiniz.
— Doğru/yanlış taktikler: Arkaplandaki numeni görmezden gelip yalnızca fenomenlerle oyalanabilirsiniz.
Bu tavırların farklı bileşimleri ve daha başka tavırlar da elbette mümkündür.
Şimdi yakın tarihten bir saçmasapanlık örneği verelim:
1) Sapma: Çok önemli Gezi Direnişi TV’ye yansımadı.
2) Saçma: Onun yerine alakasız bir penguen belgeseli gösterildi.
Bu örnekte saçma ile sapan arasındaki ilintiye dayanarak kolayca Penguen Direnişçi simgesi üretilmiştir (karikatürde taş yerine çiçek atması bu simgesel niteliğine işaret eder).
Toplumsal olsun psikolojik olsun, analiz edilecek her türlü semptomatik direnç, saçmasapanlık şeklinde algılanacaktır, gerçekleşen aktarımı yorumlayıp dile getirme işi de bir miktar bilişsel bedel harcayarak bu örnekteki gibi saçma-sapan ilintisi üzerinden simgeleme yapmaktır.
İkinci örnek olarak saçmasapan benzeri anlamda kullanılan “saçmasalak” kelimesini ele alalım. Kelimenin ilk yarısı sabit kalırken ikinci yarısında “saçmasapan bir değişiklik” olur:
1) Çok önemli “-sapan” tabirinden sapılmıştır.
2) Onun yerine alakasız “-salak” tabiri saçılmıştır.
Dikkat ederseniz burada numen/fenomen ayrımı tarif ediliyor:
1) Numen sapmadan sapmadır.
2) Fenomen salakça saçılmadır.
Biraz açarsak:
1) Numenler öz-göndergeli Simgesel Düzendir; sapmadan sapmadır.
2) Fenomenler temelsiz bir dağılımdır; salakça saçılmadır.
Fenomen temelsiz ve salakça (taslama) olmaktan kaçınamaz çünkü numenlere atıfla kendini tanımlamanın bilişsel bedelini üstlenemez: Simgesel Düzen öz-göndergeli bir Gaia kuyusu olduğu için ona elini veren kolunu kaptıracaktır, dolayısıyla ölümlü fani varlıklar olan fenomenler numenlerle aralarındaki bağları ancak bir noktaya kadar götürebilirler ve o noktada kesmek zorunda kalırlar. İşte Ockham’ın usturasıyla Platon’un sakalını kesme işlemi budur (iğdiş).
Bu kesme işlemi mühimdir:
1) Eğer sakalı düşüncesizce çok kökünden keserseniz (mutlakiyetçi saçmasapan olan/olmayan ayrımlarına yaslanırsanız) nefes alıp vereceğiniz simgesel alandan kendinizi mahrum bırakmış olursunuz (neyin mantıklı sayılacağına sizin yerinize büyük Öteki karar verir), Solum İlkesini terk edip Hazım İlkesine talim edersiniz, dolayısıyla ciğersiz kalıp asalaklaşırsınız. Buna saldımsalaklık diyelim (“saldım çayıra mevlam kayıra” der gibi). Böylece benzer işlevli diğer kavramlara gerek kalmaz (tembellik, laçkalık, comfort zone, vb.).
2) Sakalı ne kadar ötelerden keserseniz (izafiyet gereği herşeyde az çok saçmasapanlık olduğunu ikrar ederseniz) simgesel alanınız o kadar geniş olur (saçmasapanlığı görme/görmeme, yorumlama/yorumlamama gibi seçimleri elinizde tutarsınız) ve saldımsalaklıktan o kadar muaflaşırsınız. Bu seçeneğin en önemli avantajı da şudur: Saldımsalaklar simgesel hakikat alanında sizinle baş edemezler (tabi bu yüzden arkanızdan dolaplar çevirmeye başlayacaklardır).
Saçmasapanlığa iki yaklaşımın geçişkenliği ile saldımsalaklık kararlaşır:
1) Sapmakla kalmamış, üstelik saçma sapmış!
2) Sapmadaki saçmalık neden/nasıl sapıldığını izah edebilir.
Saldımsalak birinci yaklaşıma takılıp kalır çünkü ondan korkup kaçar. Birinciyi katedip ikinciye varabildiğiniz ölçüde saldımsalaklıktan çıkarsınız.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Bkz “Hazım İlkesinin Ötesi: Hazım Hazindir”, “İzafiyet ve İzafet”, “Masallarda iyi-zafiyetle beliren sevinç (eucatastrophe)” J. R. R. Tolkien, “Platon’un sakalı (saçmantıklı savlama)”, “Naman-ı Pir: Kanman İptir, Anlam: Al Nam! (les noms du père: les non-dupes errent)” Jacques Lacan
sal aksın
































Geri bildirim: Sen varsın canım — Sonny & Cher | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ammetöz — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bağzı Özdeyişikler — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Saçbayrak: Arapsaçına Fransız Kalan Acemsaçı — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: İnanılmaz: Saçmalık Tehlikesi Beklenti-Umut Makasıdır — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Zarf kendi mazrufunca zarflanmıştır — Slavoj Žižek | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Yanlı Şanlama — özel sayı | YERSİZ ŞEYLER