İcazetin Yani’si Yavan Olur: Herıld Yani (Olsun Muştu!) ve Yani Herhalde (Olsunmuştu…) — Işık Barış Fidaner

Saç nasıl kökten uca doğru taranıyorsa, bilgi de sebeplerden sonuçlara doğru taranır. Hizalı saç tutamlarının hoş gözükmesi gibi bilginizi oluşturan sebep-sonuç demetleri de birbiriyle hizalı durdukları sürece hoş gözükecektir.

Düzgün taranmış bir saçta kıvırcıkların ve büklümlerin göze batmayıp cazibe katması gibi, düzgün taranmış bir bilgide de ilginç çağrışımlarla yapılan cambazlıklar fazla göze batmaz, aksine o bilgiyi daha cazibeli kılar.

Peki ya düzgün taramazsak ne olur? Ters yönde taranan saç karışır ve düğümlenir, bunu hepimiz biliyoruz. Benzer şekilde elinizdeki bilgilerde de sonuçlardan sebeplere geri dönmeye kalkışmanız işleri zorlaştırabilir.

İyi de, ters yönde taramaya neden gerek duyalım ki? Saçınızı ters yönde taramanız tabi ki gerekmez çünkü kökünden kopan saç telleriniz (fazla düğümlenme olmamışsa) kendiliğinden yere düşecektir. Yerleri bir kez daha süpürdünüz mü mesele kalmamıştır.

Hazır bulduğunuz bilgilerde ise size verilen sonuçlar varsayılan sebeplerden koptukları halde yere düşmeyebilirler, köksüz bir halde bilginiz dahilinde öylece asılı kalabilirler, yani sanallaşabilirler. Elinizdeki sonuçların zannettiğiniz sebeplere bağlı kaldığından emin olabilmek için neden/nasıl/niçin gibi sorularla ara sıra onları silkelemeniz gerekebilir. Bilgiyi ters yönde taramak budur [1].

Bir örnek verelim. Kuzgun saçmantığında/paradoksunda iki önerme kıyaslanır:

1) Her kuzgun karadır.
2) Kara olmayan hiçbir şey kuzgun değildir.

Formel mantık düzayak mekanik bir yaklaşımla bu iki önermenin birebir eşdeğer olması gerektiğini söyler. Oysa bunlardan yalnızca birincisi sebep-sonuç yapısındadır ve bilgi inşa etmeye uygundur. İkinci önerme olumsuzdur ve aşırı dolambaçlıdır.

Birinci önerme, saç telinin kökten uca doğru taranması gibi, nesneyi kuzgunluktan karalığa doğru tarayıp güzelce hizaya sokar:

Kuzgun, yani kara.

Bu önerme kökünden kopmadığı sürece, yani karalık kuzgunluğa ait kaldığı sürece, ikinci önermeyle uğraşmanıza hiç gerek kalmaz, yani kulağınızı kafanızın arkasından tutmayı hiç denemezsiniz. Düzgünce taranmış bilginin güzel ve elverişli yapısını sebep-sonuç riayetini muştulayan şu sözlerle özetleyelim:

Herıld yani! Olsun muştu!      (herald: müjdeci)

Bu müjde, bilginin ürediği noktada yaşanan bir Evreka etkisi veya “Aha!” anıdır [2]. Kuzgunluk ve karalık bir kapalı devre içinde birbirlerini koşullayarak bilgi sahibine güven vermektedir.

Fakat bilgi kulaktan kulağa aktarıldıkça ilk ürediği noktadan uzaklaştığı için icazetle desteklenen bir inanç statüsüne düşer. İcazete dayalı bilgide müjde değeri kaybedilmiştir. Bir atasözünü uyarlayarak bu güven kaybını dile getirelim:

İcazetin yani’si yavan olur.

Eninde sonunda öyle bir an gelir ki kuzgunun karalığından kuşkuya düşersiniz, daha doğrusu gözlediğiniz karalığın hâlâ zannettiğiniz kuzguna ait olduğundan kuşkuya düşersiniz, ve kendi kendinize şöyle bir soru sorarsınız:

Peki kara olmayan bir kuzgun olabilir mi?

Cümleye “Peki kara olmayan…” diye başladığınız anda karalığı kuzgunluktan koparmış oldunuz (hatta “Peki” diye başladığınız anda önceki zannınızı düşürmüş oldunuz). Şimdi “kara olmayan” herşeyi elden geçirmek zorunda kalacaksınız. O işin de asla sonu gelmez ki! Artık karşınıza çıkan herşeye aynı şarkıyı söyleyeceksiniz:

Kara değil, yani kuzgun değil.

Bunu hep bir kez daha söyleyeceksiniz, çünkü değilleme ancak teyelleme yapabilir, dikişleme yapamaz. Bilgi inşa eden olumlayıcı dikişlemeyi ancak sebepten sonuca doğru düz yönde tarayarak kurabilirsiniz.

Bilginin sonuçlardan sebeplere doğru tersine tarandığı düşünme faaliyetine girdiyseniz sebep-sonuç riayetini ne kadar içtenlikle dileseniz de ancak dolaylı yoldan anlatabilirsiniz. Bu süreci de şu sözlerle özetleyelim:

Yani herhalde… Olsunmuştu…

raven

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bu işlemin yapay sinir ağlarındaki adı backpropagation yani geri yayılımdır (Wikipedia).

[2] Bkz “Eureka effect” (Wikipedia); “Duy duy!”

Ayrıca bkz “Deli Dumrul, Kuzgun Tanrı ve Aylanu: Ayık ve Bayık”, “Kuzgun Başa?”, “Kuzgun” Edgar Allan Poe

10 Yorum

Filed under Şey