Düşmedeniyet ve Dilmedeniyet — Işık Barış Fidaner

Grilled_Chese_02_Onion_n_pineapple

Düş kavramı bir ikilemi dışavurur [1]:
1) Düş: Rüya, hülya, hayaller
2) Düşüş: Devrilme, kırılma, gerçekler

Bu ikilemin dolayımı da üçüncü öğeyi verir:
3) Düşünce: Kırılan hayalin simgelenişi

Buna Düş Üçlemesi diyelim. Bu üçlemenin tamamını nasıl dile getirebiliriz?

Düşmeden kavramı bir ikilemi dışavurur:
1) Düşmeden: Hayal henüz daha kırılmış değilken
2) Düşmeden: Hayalin kırılması olayından yola çıkarak

Bu anlamlar çeşitli bağlar kurar:
1) Birincisi düş-düşüş bağını kurar: Düş henüz daha düşmemiştir.
2) İkincisi düşüş-düşünce bağını kurar: Düşünce düşüş olayından yola çıkar.
3) Tek kavramda ikisinin beraber tınlaması da düş-düşünce bağını kurar.

Bu bağları kurması nedeniyle Düşmeden kavramı Düş Üçlemesinin tamamını dile getirmeye uygundur.

Dil kavramı bir ikilemi dışavurur:
1) Dil: Konuşurken başvurduğumuz simgelerin toplamıdır.
2) Dil: Soğan veya ananası bıçakla/satırla dilimleme eylemidir.

Satırlama kavramı alakalı bir ikilemi dışavurur:
1) Satırlama: Yazıları başlatan, bitiren, hizalayan çizgileri çizmek.
2) Satırlama: Keskin bir satırla soğan veya ananası parçalara ayırmak.

Satırlama işlemi aynıları aynı yere, ayrıları ayrı yere koymak içindir: “soğanın cücüğü” bir yana konur (Türkçe deyim), “ananasın sert parçası” öbür yana konur (Avustralya deyimi: to get the rough end of the pineapple).

Konuşurken başvurduğumuz simgeleri hep satırlarız, yani birimlere ayırırız: kelimeler, heceler, harfler, işaretler, noktalama, vb. Bu birimler bozulduğunda da rahatsız oluruz: Tek bir kelimenin aynı anda çok sayıda uyumsuz anlam çağrıştırması rahatsız edici olabilir. Bu yüzden konuşarak dil kullanan herkeste ister istemez bir miktar dilme/satırlama refleksi uyanır: Hangi parçayı elde tutup hangi parçayı çöpe attığınızı muhatabınızın net bir şekilde algılamasını istersiniz.

İşte bu dilme/satırlama refleksinin temel amacı hayal ile gerçeği (düş ve düşüşü) birbirinden ayrı tutmaktır. Buna da düşünmek diyoruz…

Dil yoluyla şekillenen Düşüncenin temel amacı Düş ve Düşüşü ayırt etmektir:
1) Bazen tatlı hayalleri acı gerçeklerden korumak için.
2) Bazense hakiki gerçekleri aldatıcı hayallerden korumak için.
Böylece Dil ve Düş köprülenmiş oldu.

Aynı Düşmeden gibi Dilmeden de bir ikilemi dışavurur:
1) Dilmeden: Düşünceler henüz daha dilde satırlanmış değilken
2) Dilmeden: Düşüncelerin dilde satırlanması olayından yola çıkarak

Dilmeden bağlamında “düşünceyi dilmek/satırlamak” dediğimiz işlem, iğdiştir; hayali bir nesnenin simgesel eksikliğidir [2].

Düşmeden bağlamında “düşün düşüşü” dediğimiz hayalkırıklığı ise hüsrandır; gerçek bir nesnenin hayali eksikliğidir.

Dilmeden ve Düşmeden arasında açılan uçurumda beliren üçüncü işlem de yoksunluktur; simgesel bir nesnenin gerçek eksikliğidir.

İçinde/dışında/etrafında yaşadığımız medeniyetlerin iğdiş boyutuna Dilmedeniyet diyelim, hüsran boyutuna Düşmedeniyet diyelim, yoksunluk boyutuna da bu ikisinin diyalektiği üzerinden işaret edelim [3].

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Düşlemi katetmek düşüş düşünü düşürmektir”, “Hazım İlkesinin Ötesi: Hazım Hazindir”, “Yerçekçi Olalım: Uçmak Düştüğünü Unutmaktır”

[2] Bkz “Hüsran ve Tatminsizlik, Yoksunluk ve İğdiş”

[3] Bkz “Medeni Düşünce → Düşmedeniyet”, “Yıldızlar Beşiği: Dilmedeniyetin Beşiği Baş-language”, “Dilmeden (lalangue), Dilmedeni (ekholog), Dilmedeniyet (ekhosen)”

İmge kaynağı.

6 Yorum

Filed under Şey