Sayın uyaran! Dürtüler nezdinde pozitif bilim ve psikanaliz bilimi — Işık Barış Fidaner

Bedeninizdeki her uyaran bir konudur, çünkü ona sorular sorabilirsiniz.

İster beş duyu kapsamında dış dünyadan gelmiş olsun, ister açlık, susuzluk, ağrılar gibi beden kaynaklı olsun, sizi dürten her uyarana sorular sorabilirsiniz.

Uyaranın hayır mı şer mi olduğuna göre vurgu değiştirse de sorulan en temel soru hep aynıdır:
— Sen de nereden çıktın sayın uyaran?

Bu sorunun cevabı verilemez, Freud’a sorarsanız “dürtülerin kaynaklarını (Quelle) bilemeyiz, zaten onlar psikoloji biliminin kapsamına girmez.” Dürtünün kaynağı Aristocu tabirle onun “etkili sebebidir” ve Lacan’a göre “büyücülük” alanına girer, çünkü perdelenmiş bir gizdir [1].

O yüzden uyaranımıza daha nazik yaklaşırız ve soruyu biraz değiştirip yeniden sorarız:
— Sen niçin buradasın acaba sayın uyaran?

Bu sorunun cevabı “dürtünün nesnesi”dir (Objekt). Dürtünün nereden geldiğini bilemeyiz ama nereye gittiğine dair kaba bir fikir edinebiliriz. Dürtü bir şeylere yönelmiş olmalıdır, öyle ya da böyle bir maksadı olmalıdır. Dürtünün nesnesi Aristocu tabirle onun “ereksel sebebidir” ve Lacan’a sorarsanız “din” alanına girer, çünkü maksatları mümkün kılan tek şey Tanrı hipotezidir.

Fakat ereksel sebepler ancak etkili sebepleri silip süpürerek yerleşikleşebilir. Tektanrıcı dindarlığın gözünde büyücülük, çoktanrıcılık, paganizm, vb. silip süpürülecek batıl inançlardan ibarettir. Tam bir Süpürego olan Tektanrı’nın sloganı şöyledir: Tek perde, tek giz!

Şimdi gelelim bilime… Bilim etkili sebebe erişimi olmadığının farkındadır ama bu acizliği mazeret gösterip ereksel sebebe teslim olmaya da razı gelmez. Yani bilimci büyücü olmadığını bilir ama Tanrısal maksatlara da ikna olmaz: Ne Büyülü Beri Dünyaya inanır, ne de Tanrısal Öte Dünyaya inanır, sadece şimdideki ve buradaki Yegane Dünyaya inanır.

Sonuçta uyaranımıza daha usturuplu bir tarzda soruyu değiştirip bir kez daha sorarız:
— Sen neyin nesisin ki sayın uyaran?

Bu sorunun cevabı “dürtünün itimi”dir (Drang). Adı üstünde dürtünün işi gücü dürtmektir, itmektir, bazen zevklendiren ama çoğunlukla rahatsızlık veren bir uyarıcılıktır.

Dürtünün hayır mı şer mi olduğu da dördüncü ve son sorumuzdur:
— Sen nasıl bir şeysin böyle sayın uyaran? Ne ayaksın?

Bu sorunun cevabı “dürtünün amacı”dır (Ziel). Amaç, maksattan farklıdır (aim is not goal), dış nesnelere yönelmez [2]. Freud’a sorarsanız “dürtünün tek amacı tatmin olmaktır, bunun tek yolu da dürtünün kaynağındaki uyarılmayı kaldırmaktır.” Ama Žižek’e sorarsanız dürtünün tek amacı “tekrar tekrar nesneyi kaçırarak  kendi dairesel hareketini yeniden üretmektir.” Böylece dördüncü “nasıl” sorusu ilk baştaki “neden” sorusuna geri bağlanır.

Şimdi gelelim bu son iki öğeyi Aristocu sebeplerle eşleştirme işine:
1) Dürtünün itimi “maddi sebep”, dürtünün amacı “formel sebep” midir?
2) Dürtünün itimi “formel sebep”, dürtünün amacı “maddi sebep” midir?
Pozitif bilim ile psikanaliz bilimi arasındaki yol ayrımı burasıdır.

Pozitif bilimciye göre dürtü itimi sürekli ve sabit olduğuna göre sayısallaştırmaya müsaittir ve “maddi sebep” olmalıdır, ötesi olmayan son terim dürtünün itimidir, dürtünün amacı ise kapsam dışı sayılarak gündemden çıkarılır.

Oysa psikanaliz bilimine sorarsanız dürtü itimi olsa olsa “formel sebep” olabilir, asıl “maddi sebep” dürtünün amacıyla ilgilidir. Dürtü amaçları yorumlanacak semptomları oluşturur, dürtü itimleri ise o semptomların barındığı bağlamları oluşturabilir en fazla.

Pozitif bilimci dürtü itimini sayısallaştırarak ekranlarda ve ibrelerde görmeye çalışırken dürtü amacıyla ilgilenmezmiş gibi davranıyordur ama aslında onu bilinçdışında semptomlaştırmıştır. Pozitif bilimciyi yöneten şey semptomudur artık, duymazdan geldiği dürtü amacına hizmet edecektir bundan böyle.

Psikanaliz bilimi ise dürtü itimini çeşitli yöntemlerle duyumsuyor olsa da aslında dürtünün amacını yorumlamaya çalışıyordur. Dürtü amacı elbette Tanrısal bir maksat değildir, dürtünün hayır mı şer mi olduğudur, “ne ayak? ne alaka?” olduğudur. Dürtünün hizmetine girmemenin tek yolu onun amacını yorumlamaktır.

dogurultu3

dogurultu6

dogurultu7

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Dürtü: İtim, Amaç, Nesne, Kaynak” Sigmund Freud; şemaların kaynağı: “Doğurultu”, “Sebep-olan-hakikat: Büyü, Din, Bilim, Psikanaliz” Jacques Lacan, “Perde namevcudiyetin putudur” Jacques Lacan

[2] Bkz “Sisifos: dürtüde hedef ve amaç” Slavoj Žižek, “Dürtüde fol hedef ve sahi amaç” Slavoj Žižek

fen’e de biat
cache yaparken gaze çıkarmak

10 Yorum

Filed under Şey