Psikobaşkaldırı Özgümleşme Manifestosu: İnsan Yüzlü Žižek veya Kesişim Politikasını Psikanaliz Deterjanıyla Ovmak — Işık Barış Fidaner

“Bir can dürtüsü vardır, dürtünün sevgi dolu yüzü.”
(Psikobaşkaldırı Manifestosu)

Resim: Tide deterjan şişesinde Joseph Paelinck’in Eros’u meleksi gülücükler saçarken.

deter

Ian Parker & David Pavón-Cuéllar’ın Psikanaliz & Devrim (Psychoanalysis & Revolution, 2021) kitabı 1968 Yayınevi’nden çıktı. Bu esere Psikobaşkaldırı Manifestosu ismi yakışır.

Psikobaşkaldırı Manifestosu yazarları (1) Žižek’in politik mesajını alırlar, (2) Žižek’in adını silerler, (3) mesajın radikalliğini törpülerler ve (4) “aktivist ilişki”yi yeniden mümkün kılmanın yenilikçi aracı olarak yeniden piyasaya sürerler, zira imkansız cinsel ilişkinin son moda ikamesi budur. Şimdi bunları birer birer ele alalım:

1) Žižek’in mesajını almak (temellük): Kitapta geçen bütün temalar Žižek’in eserlerinde onlarca yıldır derinlemesine irdelenmiştir, tarihsel gerçek budur. Bilinçdışının politik karakteri, geçmişteki başarısız devrimlerin tarihte tekrar edilmesi, hem sermaye birikiminde hem de sınıf mücadelesinde işleyen direşken dürtüler, inanç ve yetkilerin aktarımlı mantığı, psikanalizde Hegelci kapsayarak aşma, vb. Psikobaşkaldırı Manifestosu Slavoj Žižek’in çoktan haritasını çıkardığı kavramsal patikalarda oynayan, onları şekerle kaplayıp sindirimini kolaylaştıran bir yeniden çerçevelemeden fazlası değildir. Manifesto okurlarına insan yüzlü bir Žižek teklif etmektedir. Bu gülünç hissiyatın tam ifadesi de şöyledir: “Bir can dürtüsü vardır, dürtünün sevgi dolu yüzü.” (s. 88)

2) Žižek’in adının silinmesi (piçleşme): Lacancı çerçeveye dayandıkları besbelli de olsa (kitabın dört ana bölümü Lacan’ın “dört temel kavram”ını izler) yazarların son sayfalara kadar Lacan’ın adını anmaktan imtina etmeleri şüphe uyandırır. Bu erteleme taktiği sayesinde kitabın sonuna dek Žižek’in de adını anmaktan sakınmış olurlar, son sayfalarda Žižek’in yalnızca ilk kitabını “ayrıca” takdir etmekle yetinirler, böylece okurlarda kitap boyunca dolaştıkları kavramsal köprüleri sanki kendileri kurmuş gibi isabetsiz bir izlenim bırakırlar. Belli ki yazarlar Žižek’e ne kadar büyük kavramsal borçları olduğunu ikrar etmeye epey isteksizdirler zira bu onların imajını zedeleyebilir ve “can dürtüsü”nün meleksi gülücüğünü bozabilir.

3) Mesajın radikalliğinin törpülenmesi (kabalaşma): Bunu anlatmak için gelin Žižekçi bir Sherlock Holmes şakasını uyarlayalım:
— Psikanaliz & Devrim‘le ilgili dikkatimi çekmek istediğin başka bir şey var mı?
— Cinsel ilişkinin imkansızlığıyla alakalı tuhaf hadise var…
— Yazarlar cinsel ilişkinin imkansızlığından hiç bahsetmemişler ki?
— İşte tuhaf hadise de bu zaten!
İşte bu kaçınma (yoksa perhiz mi demeliyiz?) Psikobaşkaldırı Manifestosunu kitleler için sindirilebilir kılar, zira bu sayede kitleler hüsranlı olmayıp tatminsiz olduklarını farzedebilirler [1]. Yazarların sözüne bakılırsa belki azıcık imkansızlık (peu du réel) olduğu kabul edilebilir ama o (1) ya kapitalist bastırmanın “üzünç, hasta, zavallı sefilliği”nden kaynaklanmış olmalıdır, (2) ya da bizzat psikanalize ait olsa gerektir, böylece insani cinsellik bünyevi başarısızlık karşısında temize çıkarılmalıdır. Bu son konu yazarlar için o kadar mühimdir ki “psikanaliz”deki “anal”ın hakkını vermek suretiyle geleceğin ütopik toplumuna artık gereği kalmamış olacak psikanalizi dışkılattırırlar. Psikobaşkaldırı (Psychorevolt) Hareketinden Lacancı gerçeğin (yolundan şaşan şeylerin) iğrenç (revolting) inatçı lekesini çıkarması beklenir, bunu da psikanalizin köpüklü sabunu ve deterjanıyla kesişim politikasını ovarak yapacaktır hesapta. Çizilen bu imge kesişim banyosunu temizleyen postmodern bir Norman Bates’e benzer, böylece “saykobaşkaldırı” “sayko”nun da hakkını vermiş olur. Manifesto “Zevk al!” diyen üstben buyruğunu sadece bir iki yerde ima etmekle yetinir çünkü yazarların asıl amacı üstbeni “güçlendirmektir” (empower), bu yüzden de ısrarla “eleştirel” olduklarını beyan ederler [2].

4) “Aktivist ilişki”yi yeniden mümkün kılmanın yenilikçi aracı olarak yeniden piyasaya sürülmesi (metalaşma): Yazarlar psikanalizi izafileştirdiklerine inansalar da bu manifesto ancak cinsel ilişkinin imkansızlığını izafileştirmiş gibi yapabilir, yani Ötekinin eksikliğini izafileştirmiş gibi yapabilir, sanki fallik anne eski ihtişamına kavuşturulacakmış gibi. “Maddi sebebin” imkansızlığı gizlenince psikanaliz büyülü süpergüçlere sahip olumsal bir “etkili sebebe” indirgenir. Bu yüzden de yazarlar psikanalitik semptomu imkansızlık yerine çelişki cinsinden tanımlamaya mecbur kalırlar; böylece “kötülere karşı iyilerin haklı savaşı” imajını yenilemiş olurlar, iyilerin kötülere olan bünyevi bağını kasten saklamak suretiyle tabi, Kant avec Sade‘dan biliyoruz bu bağı (Lacan). Sonuçta manifestoda yansıtılan psikanaliz imajı pek dürüstçe çizilmemiştir.

Psikobaşkaldırı Manifestosu güzel canın (beautiful soul) postmodern bedenlenişinin en yeni ve en havalı güncellemesidir, çağdaş politik aktiviste daha incelikli ve daha iyi bir üstben ahlakçılığı vermek için [3] onu adaptasyon karşıtlığına adapte etmek üzere psikolojiye eleştirel yaklaşan bir eleştirel psikoloji sunmaktadır. Son sayfalarda yazarlar resmen psikanalizi özgümleşme (liberration) hareketlerinin hizmetine sokmayı amaçladıklarını açıkça ilan ederler (özgürlüğü gümleten özgümleşme; les non-dupes errent):

Önceden netleştirdiğimiz gibi, özgürleşme hareketlerine hizmet edecekse, psikanaliz muhakkak…

Özgürleşme hareketlerine hizmet edecekse, psikanaliz katiyen…

(s. 149)

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Rastyönel Satırlama”

[2] Bkz “From hypo-critical reason to hippo-queery-tickle reason: Just a dream → A just dream → Adjust dream”

[3] Bkz “Second Suture and the Žižekian Cause”

10 Yorum

Filed under Şey