1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle…
Medeniyet tarihinin en büyük suçu olan Nazileşmenin izini sürersek ilk dünya savaşını sonlandıran ağır Alman yenilgisini belgeleyen Versay Barış Antlaşması‘na varırız.
Bizim tarihimizde bu antlaşmadan şöyle bahsedilir:
Almanlar yenildiği için biz de yenik sayıldık.
Buradaki “biz” şimdiki Türk devletinin öncülü ve Ödipal rakibi (babası) sayabileceğimiz Osmanlı devletidir [1].
Dünyanın ilk büyük savaşında Osmanlı’yla birlikte yenilen Almanya’yı Türkiye’nin fahri amcası sayabiliriz.
Neticede bu zengin fahri amcamız onlarca yıl milyonlarca işçimizi misafir etmiş ve onlara patronluk etmiştir [2].
Sonuçta Almancılık diye bir kavram ortaya çıkmıştır. Almanya’nın Almancıları kolay kolay beğenip ülkesine almaması gibi Almancıların da Almancı olmayanları kolay kolay beğenmemesi (veya tersi) gibi olgular meydana gelmiştir:
— Alman mı?
— Almam…— Alman ya?
— Almam ya…
Bütün bunlar varsayım zinciri olduğuna göre denebilir ki:
Versay Antlaşması da diğer antlaşmalar gibi bir Varsay Antlaşması‘dır
Biz insanlara bazen konuşup anlaşmak yetmez, sözleşip antlaşmaya gerek duyarız: Anlaşılır olmak yetmez, antlaşılır olmak isteriz. İşte Varsay Antlaşmaları yapmamız bunu sağlar.
Fakat Varsay Antlaşmaları medeniyetin görünür yüzünden ibarettir. Medeniyetin karanlık yüzüne saklanan Yoksay Antlaşmasını sakın unutmayın!
Yoksay Antlaşması “olmamışsa olmamıştır” der özetle. Gerçekleşmeyen bütün olasılıklar yoksayılır, arşınlanmayan bütün patikalar haritadan silinir, tüm göbek ve kavşaklarda çok dilli tabelalar sökülüp tarihin çöplüğüne bırakılır.
Neyse ki tarihin çöplüğü yerli yerinde durur da medeniyetin büyük rezilliğini oradan bulup açığa çıkarabiliriz:
Medeniyetin ilk antlaşması Kadeş Barış Antlaşması aynı zamanda onun en büyük hatası oldu: Mısırlılar ve Hititliler isim koyarken biraz özen gösterip Kadeş yerine Kardeş Barış Antlaşması imzalamış olsaydı şimdi medeni halkların kardeşliğinden söz ediyor olacaktık.
Fransız Devrimi ve Rus Devriminin başarıya ulaşamayışında yine antik Mısırlı ve Hititlilerin antlaşmaya isim koyarken R harfini düşürerek yol açtıkları dengesizliğin büyük payı vardır:
Fransızlar dillerindeki R’sizlik dolayısıyla insanüstü gayret gösterdikleri halde burjuva (daha doğrusu buğjuva) devrimde kaldılar ve proletarya diktatörlüğünü (Paris Komünü) yerleştiremediler.
Ruslarsa dillerindeki R bolluğu sayesinde geri kalmış bir ülkede işçi sınıfı bile yokken proletarya diktatörlüğü kurabildiler (Ekim Devrimi). Fakat R’nin aşırı gelmesi nedeniyle Sovyetler Birliği çökmekten kendini alamadı.
Böylece geçen gün vefat eden Gorbaçov’u da temize çıkarmış olduk. Yani adamda kabahat yok, ismindeki R harfi yıkmış komünizmi.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Hepimiz Türkoyuz: İstanbul’da bekleyecek o seni”
[2] Bkz “Hoşgelirsin” Cem Karaca






























Geri bildirim: Akrokantozor — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: DNA/Diana Bitişmesi Genetik-Mimetik Köprüsüdür — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sinem Atik — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: DNA/Diana: İlkbahar Ekinoksu: İlk, Bahar, Ekin, Ok, Su | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sine Mat — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: RRRöntgen! | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER