Nesillerarası Ödipal tepkileşimde süregiden Neptün-Plüton sekstilinin oynadığı rol — Işık Barış Fidaner

Antik astroloji iyicil ve kötücül yıldızları ayrı tutardı: Jüpiter ve Venüs iyicil (benefic), Satürn ve Mars kötücül (malefic) sayılırdı. Modern astrolojide ise her gezegenin yerine göre iyi ya da kötü etki yapabileceğini vurgulamak adettendir.

Disiplindeki bu yapısal değişimi Kleincı psikanalizle yorumlarsak:

1) Antik astrolojide ‘iyi meme / kötü meme’ ayrı tutulduğu için ‘paranoyak-şizoid konum’ sürüyordu. Antik astrologlar büyülü tümgüçlülük inancını yitirmedikleri için ‘kralın ölümü’ gibi mühim olaylar için kesin tarihler vermekten çekinmediler. ‘Müneccim’ kavramı astrolojinin bu prematür animist evresini niteler.

2) Modern astroloji ise ‘iyi ve kötü memeyi’ tek bir nesnede bütünleştirebildikçe ‘depresif konuma’ ulaştı. Modern astrologlar ‘müneccimlik süpergücünden’ feragat ettiler, dolayısıyla yorumlarını kişisel vasıflarla ve kolektif eğilimlerle sınırlı tuttular.

Ama aynı değişim nesillerarası dinamiklere de bağlanabilir:

1) Antik dönemin insanı iyilikten/kötülükten ne anladığı ile kendinden önceki kuşağın (ana-babasının, özellikle de babasının) iyilik/kötülükten ne anladığı arasında az çok süreklilik olacağını varsayabiliyordu. Babayla oğulun benimsediği değerler örtüşünce ikisi aynı yıldızları iyicil/kötücül sayabiliyordu.

2) Modern dönemde ise yeni gelen neslin kendinden önceki nesle hem politik hem felsefi anlamda isyan etmesi adettendir. Bir neslin değerleri nasıl olsa sonraki nesle aktarılamadığı için Kleincı ‘depresif konuma ulaşan’ modern insan aslında mecburiyetten ‘olgunlaştı’, o halde astrologlar da ‘müneccimlik süpergücünü’ gönülsüzce terk ettiler.

Nesillerarası felsefi tepkileşimler Freudcu Ödip kompleksi kapsamına girer: Mecazi anlamda ‘babayı öldürmek’, önceki nesille çelişmek pahasına yeni neslin kendi değerlerini ortaya koymasıdır.

Bu konunun en ilginç yanı ise antik zamanlarda bilinmeyen üç gezegenden iki tanesi arasındaki doğal etkileşimde kendisini dışavurmasıdır. Örnekleyerek (ve karikatürleştirerek) anlatırsam derdim kolayca anlaşılacak:

1) Benim anam-babam doğarken Neptün Terazi’deydi:

Onların hem hayalleri hem de yanılsamaları ‘dengeli ve eşit ilişki’ ülküsüyle şekillendi.

2) Ben doğarkense Plüton Terazi’deydi:

Onların ülküleri benim bilinçdışıma sirayet ettikten sonra bir yandan gerçek duvarına çarptı öbür yandan çözülmez bir paradoksa dönüştü.

Sonuçta onların ülküsü bizim neslimiz için ‘analiz edilecek bir direnç’ oldu, yani yüceltim yapabilmek için onların ‘eşit-dengeli ilişki’ ülküsüyle mücadele etmemiz gerekti.

Ama zaten onlar da kendi gençliklerinde aynısını yaşamışlardı:

1) Benim dedelerim ve ninelerim doğarken Neptün Aslan’daydı:

Onların hayalleri ve yanılsamaları ‘aslan gibi delikanlı’ şablonuyla güçlü kuvvetli olma ülküsüyle şekillendi.

2) Benim anam-babam doğarkense Plüton Aslan’daydı:

Dedelerin ve ninelerin ülküleri ana ve babalarımızın bilinçdışına sirayet ettikten itibaren ‘analiz edilmesi gereken bir direnç’ oldu.

Sonuçta ana-babalarımız yüceltim sonucunda güç-kuvvet ülküsünün yerine dengeli-eşit ilişki ülküsünü koydular: Aslan’daki Plüton ile Terazi’deki Neptün arasındaki sekstil bu anlama gelir [1].

Aynı sekstil ben doğarken Terazi’deki Plüton ile Yay’daki Neptün arasındaydı: O halde denebilir ki benim neslim de dengeli-eşit ilişki ülküsünün yerine arzuları dile getirme ülküsünü koymuştur.

Benim kuşağımın çocukları içinse aynı sekstil Yay’daki Plüton ile Kova’daki Neptün arasındaydı. Şu anda yayıncılık çöktüğü halde (yayınevleri kağıt bulmakta zorlanıyor) internete gece gündüz kovayla “içerik” dökülmesini de buna bağlayabiliriz.

(sonrası: Tahtıfeleğin Mevcedarla asırlık sittin esnasından evreler)

☉: ♈︎ ♉︎ ♊︎ ♋︎ ♌︎ ♍︎ ♎︎ ♏︎ ♐︎ ♑︎ ♒︎ ♓︎

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Neptün-Plüton sekstili şu anda Balık ve Oğlak’tadır. Aynı sekstil nesillerdir zodyakta yer değiştirerek sürmektedir:

1941’de Neptün (Terazi) Plüton’a (Aslan) sekstil yapıyordu. O yıldan beri gelgitlerle süregiden bu sekstil 2035’e kadar devam edecek. Neptün Akrep’e girince Başak’taki Plüton’la sekstili devam etti; Yay’a girince Terazi’deki Plüton’la sekstili devam etti. Şu anda da [1996] Oğlak’taki Neptün’ün Akrep’teki Plüton’la sekstili sürmektedir. Uzatılmış sekstilin nedeni şudur: Plüton sonbahar burçlarından geçerken (Başak, Terazi, Akrep, Yay) Güneşe daha yakındır ve zodyakın öbür ucuna kıyasla yörüngesinde daha hızlı ilerler, böylece bir süreliğine Neptün’e ‘yetişir’, ona yakın bir hızda ilerler. (Liz Greene, Astrolojik Neptün, s. 443)

5 Yorum

Filed under Şey