Tiyatro veya sinemada kurgusal dünyada yaşayan karakterlerin dönüp seyircilere (kameraya) seslenmesine dördüncü duvarı kırmak adı verilir [1]. Fiziki tiyatro sahnesini düşünürseniz ilk üç duvar sahnenin sol-sağ-arka taraflarıdır, dördüncü duvar da tiyatro perdesinin çekildiği ön taraftır. Şimdi bu fiziki mecazı kavramsal bir düzeye taşıyalım.
Kurgusal dünyayı oluşturan “üç boyut” sevgi, nefret ve bilmezliktir; bunlar kabaca kahramanın (1) savunduğu taraflar, (2) savaştığı taraflar ve (3) gizemini çözdüğü taraflardır:
1) Birinci duvarı kıran karakter dostla münasebet kurar
2) İkinci duvarı kıran karakter düşmanla münasebet kurar
3) Üçüncü duvarı kıran karakter elalemle münasebet kurar
Mesela Indiana Jones ve Kristal Kafatası Krallığı (2008) filminde kahramana eşlik eden genç adam Mutt birinci duvara aittir, kahramanın düşmanı Sovyet medyum Irina Spalko ikinci duvara aittir, macera ilerledikçe “şifreleri çözülen” Maya uygarlığı ise üçüncü duvara aittir.
Bütün bunlar olurken seyirciye özdeşim noktası olarak sunulan Indiana Jones bütün “mutluluk” sahnelerinde (zafer, evlilik, başarı, vb.) “işte bak sen de benim gibi olabilirsin” mesajı verir. Filmin tamamı sanal bir “yaşam tarzı”nın reklamıdır, nasıl “daha havalı” olunacağına dair ipuçlarıdır.
Filmde dördüncü duvarın kırıldığını söylememiz için illa ki Indiana Jones’un kameraya göz kırpıp “thumbs up” 😉👍 yapması gerekmez. Harrison Ford bu mesajı zaten film boyunca tüm hareketleriyle seyirciye iletmektedir.
4) Dördüncü duvarı kıran kahraman seyircinin özdeşim noktası olur (görme duyusu)
Kahramanla ego özdeşimi görsel algılar etrafında dönerek seyircinin dikkatini bir nokta etrafında yoğuşturur. Arkaplanda çalan epik müziklerin önplanda kazanılan başarıları “desteklediğini” düşünürüz. Oysa işitsel algılar film dünyasının gerçekliğinde görsel algılardan daha fazla etkilidir.
Sahnedeki kahraman ne kadar dimdik durup güven verici pozlar keserse kessin, kaynağı bilinmeyen herhangi bir ambient ses efekti duyulursa derhal seyirci kuşkulanacak ve gerilecektir. Buna “akusmatik ses” denir. Kendini görsel algılarına kaptıran “seyirci” aynı zamanda “dinleyici/muhatap” olduğunun pek farkında olmayabilir, işte bu da beşinci duvardır [2].
5) Beşinci duvar kırıldıkça tiyatro/film muhatabına bazı yankılar duyurur (duyma görüsü)
Bu seslere “yankı” dedim çünkü kaynağı belli olmayan sesler seyircilerin önceden tanık olduğu ilinti desenlerine (correlation pattern) göre algılanır, film/dizi endüstrisinde zaman içinde “canavar gelecek sesi” veya “bir felaket çıkacak sesi” gibi konvansiyonlar oluşur.
Baştaki fiziki mecaza göre beşinci duvar ya taban ya da tavan olduğuna göre beklenmedik bir yaratığın aniden yeraltından veya göklerden çıkagelmesi beşinci duvarın kırılışının iyi bir örneğidir.
Ayrıca bu yankılar filmin “görünmez evrenini” oluşturur, bütün isimlerde ve konuşmalarda barınan esprileri anlamayı da içerir. Örnek: Neden ismi Indiana? Çünkü Cowboys & Indians oynuyor.
“Bir filmin esprisini” ne kadar iyi anladıysanız (senaryoyu yazanlardan daha iyi anlamanız bile mümkündür), beşinci duvar o kadar kırılmış demektir.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bunun çok iyi bir örneği Fleabag dizisidir: “God = Boo: Big Other as Ignorant Ghost in Fleabag”
[2] Bkz “İki Kişi Bakışırken Üçüncüye Beklemek Düşer: Bakış Açısı (Görme Duyusu) ve Dinleme Açısı (Duyma Görüsü)”, “Duvar Evresi ve Üstbiz/Supernos: Biz Ruhlar Daha Daha Nasılız?”






























Geri bildirim: Bardak Çağı — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Tanrı = Boo: Fleabag’de Büyük Öteki Bihaber Hayalettir — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sinem Atik — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Perde — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Volkan Altında: Zom Erkek ile Vamp Dişi — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: ET: Müzmin Çiçek — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: IBF ile robo-söyleşi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER