Hemseslenme: İmleme, İmleyiş, İmletim, İmlendirme — Işık Barış Fidaner

Lacan şöyle demişti:

Yorumlama yalnızca hemseslenme (équivoque) yoluyla işler. İmleyende yankılanan bir şeyler olmalıdır. (Seminer 23)

Hemseslenme imleyende yankılanan dört şeyden oluşur [1]:
1) İmleme
2) İmleyiş
3) İmletim
4) İmlendirme

Bunlardan ilk ikisini Gottlob Frege ayırt etmişti [2]:

‘Akşam yıldızı’nın imleneni ‘sabah yıldızı’nınkiyle aynıdır [Venüs] ama imleyişleri farklıdır.

İmleme kastetmektir, imlenen neyi kastettiğinizdir (nesne), imleyiş onu nasıl kastettiğinizdir (tarz). İmlenen haritada defineyi işaretleyen X gibidir, imleyiş de X’e giden olası patikalardan biridir.

Eğer sözün amacı sadece hedefe ulaştırmaksa imleyiş imlenene (tarz nesneye) tabi kılınmıştır ve söz bir endeks-işarete (Peirce) yani ‘gösteren’e indirgenmiştir [3]. Bu da dinleyiciye imleneni imleyişten yalıtma görevi yükler: Duyduğunuz sözde imlenen nesneyi imleyen ikinci bir söz daha üretmelisiniz ki ilk sözde başvurulan imleyiş tarzını rastlantısal bir statüye alçaltarak o sözde imlenen nesnenin gerçekliğini geçerlemiş olasınız.

Örnek: ‘Sabah yıldızı’ denince ne anladım? Venüs. Ne anladığımı birledim, bravo ben. O zaman ‘sabah yıldızı’ ifadesini güvenle terk edebilirim ve o cismin gerçekliğini (akademik bilim alanında) ‘Venüs’ adıyla vaftiz edebilirim. İşte imleneni imleyişten yalıtma görevi veya diğer adıyla ‘anlaşılırlık’ budur.

Dil öz-göndergeli olduğu için imleyiş tarzında hep bir gülünçlük vardır, dil ruhu gıdıklar, isim cismin üzerinde komik durur. ‘Anlaşılırlık’ merakının asıl kaynağı işte bu gülüncü bastırma dürtüsüdür. Fakat imleyişten yalıtılan imlenen konuşulduğu dildeki yankıların desteğini yitirdikçe daha çok nesneleşir ve acınası bir kusur havasına bürünür. Bu yüzden ‘Anladım’ dediğinizde sanki belirsiz bir hatayı kabullenmiş gibi olursunuz, isimden yalıtılan cisim trajik kalır.

‘Anlama’ ayartısına kapılmazsanız (imleneni imleyişten yalıtmazsanız) imleyişi destekleyen yankılara erişebilirsiniz. Baştaki örneğe dönersek: O zaman haritada işaretli X definesini kovalamak yerine ormanda yürüyüş yapmış olursunuz, imlenen imleyişin vesilesi olur, X bir ziyaret yeri olur, imlemenin amacı imlenene varmak değil imleyişleri dolaşmak olur, vuslat peşinde koşmak yerine hülyalı esprilerle anlayış köprüleri kurmak olur [4]. Bu yaklaşıma imletim diyelim, analiz imletim yolunu izler.

Yok eğer ‘anlama’ ayartısına kapılmışsanız, dolayısıyla sizi korkutan gülünçlükleri ‘başkasının cahilliğine’ tercüme eden bir eleştirmen olmuşsanız, o zaman imleyişle düşmanlaştığınız ölçüde dildeki yankılar da iblisleşecektir. Bu yolun sonu her saniye aleyhinize işleyen büyük komplonun gizli kodlarını çözmeye çalıştığınız bir paranoyaya bile çıkabilir. İmleyişin korkutan yankısı imlenen şeye kuşku düşürür: Görünüşte imlenen bu olsa da perde arkasında onu imlendiren başkaları olabilir! Oysa imlendiren bizzat sizsiniz ve her saniye işleyen tek şey zamandır. Bu yaklaşıma da imlendirme diyelim, eleştiri imlendirme yolunu izler.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “İmlendiren ve İmleten: Kısır Sonsuz ve Nostaljezik”, “Adım ve Atım: Adım atımın atımıdır, Atım imletimdir”, “İmleyen ve imlenen”, “İmleten”, “İmlendiren”

[2] Gottlob Frege (1892) “İmleyiş ve İmlenen Üzerine / On Sense and Reference / Über Sinn und Bedeutung”

[3] Bkz “Ünlenmek İmlenmek Değildir: Çoğul Gösteren ve Çoğul İmleyen”, “‘Gösteren’de Yoğunlaşan İmletici Hemseslenme”, “Signifier Neden Gösteren Değil İmleyen Olarak Çevrilmeli”, “Parmakla gösterme bir işarettir”, “Neden, Sebep, Gösteren, İmleyen”

[4] Bkz “İzinde Kayıp Zamanın: Barthes’in Proust’unda Hiperego ve Hülya Espri”, “Hülya Espri: Pir, Anka, Zenci”

İmletirim ortalığı allama!

Bravo ben! (Ferhan Şensoy)

12 Yorum

Filed under Şey