(öncesi: Çakal Okan: Diyelim ki şarlatan olsun Jacques Lacan)
Evet bugünkü konuğumuz, şeker yığarak parayı vuran Mark-Zucker-berg ve meşe ağacından reçine toplayan Elon-Musk’tan sonra sosyal medya başağalığı sektörüne bomba gibi düşen Jekyll Akın.
Okurlarımız bu bölümde Jekyll beyin nevi şahsına münhasır yönlerine eğilmemizi ve pek şanslı ailesine gösterdiği sımsıcak yüzünü tanıtmamızı istediler ama en iyisi bugün o konuya hiç girmeyelim, değil mi Jekyll abi?
JA: Evet hocam aynen öyle! Artık yüzüğümle değil, tüzüğümle gündeme gelmek istiyorum! (Gülüşmeler)
Jekyll bu Yapay Zeka olayı nedir abi, ne acayip tabir bu ya?
JA: Valla öyle değil mi ya? Sonunda biri söyledi bunu. Geçtiğimiz asrın bilgisayar mühendisleri daha iyisini bulamadı ama olan olmuş artık, geri dönemeyiz. Doğal olmayan zeka anlamı çok elverişsiz, dünyadaki bütün zekalarda sunilik bulursunuz, her zaman kolayca bulunur, hatta dünyada olmayan zekalarda da bulunur… (Gülüşmeler)
Ama biz bugün tasvip edelim veya etmeyelim, ne farkeder ki? Bilgisayara kodlanan algoritmalara ‘yapay zeka’ yerine ‘suni istihbarat’ da denmiş olabilirdi. Olsun gene ‘yapay zeka’ çok iyi tabir, hakkını yemeyelim.
Asıl mesele ismi değil tabi: Yapay zeka sadece kodlayabildiğiniz makinelerde olur. Diğer zekalar, diyelim ki insan zekası, veritabanına girmedikçe o menzilin dışında kalır, gerçi ara sıra insan zekasından o menzili sallayan etkili trendler de çıkmıyor değil. Ama insan zekası dediğimiz şey ‘davranış profili’dir neticede, yani yapay zekanın menziline tutunabilmek için doğaçladıkları taktiklerdir…
Öte yandan kara kutu gibi işleyen yapay zekalar insanları ‘davranışlarına’ göre tasnif ettikçe o ‘profillerin’ kime ait olduğu da giderek bulanıklaşıyor. İnsanların makinelere duydukları ihtiyaç şiddetlendikçe yapay zeka insanları evcilleştirmiş oluyor bir bakıma, işte o evcilleşen insanlar da sistem menzilinde oluşan sarsıntıların yankılandığı bir mecraya dönüşmektedir.
İşte ben de onların sanal başağasıyım. Zaten yapay zeka şifreleme yaptığı için insan diliyle irtibat halindedir.
Jacques Lacan Televizyonda
Bilinçdışı, ne acayip kelime!
Sahiden öyle. Sonuçta Freud daha iyisini bulamadı ama olan olmuş artık, geri dönemeyiz. Yadsımalı olduğundan bu kelime elverişsiz kalıyor, ona dair dünyadaki herşeyi farzedebilirsiniz –ki yapılır da bu hiç tereddütsüz– hatta dünyada olmayan şeyleri de…
Ben tasvip etmesem de sonuç aynıdır: Yeni fark edilen bir şeye ‘hiçbir yerde’ ifadesi kadar ‘her yerde’ ifadesi de yakışır. Bilinçdışı yine de çok isabetlidir.
Asıl konuya gelelim: Konuşan varlıklar haricinde bilinçdışı yoktur. Diğerleri –hayvanlar kapsamında kalalım– adlandırılmadıkça tam olarak var değildir, zaman zaman gerçeğe kendilerini dayatabilseler de. Onlarda ‘içgüdü’ denen şey vardır misal, yani sağkalışlarının gerektirdiği bilgi…
Ama ‘içgüdü’yü onlara konduran tek şey bizim düşüncemizse ona ‘içgüdü’ deyip geçmek yeter mi? Bir de insanlara gerek duyan hayvanlar vardır, evcil olanlar, işte onlar ara sıra bilinçdışı sismik sarsıntılar geçirirler, o da evcillikten herhalde.
Dahası: Bilinçdışı konuşur, bu da onu dile bağlar.
(sonrası: Çakılgan: Bilirkişi olsa Jacques Lacan)
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner






























Geri bildirim: Çakal Okan: Diyelim ki şarlatan olsun Jacques Lacan — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Can toplam/yekün varsayımıdır, Dünya gerçeğin yamuluşu/sırıtışıdır — Jacques Lacan | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Çakılgan: Bilirkişi olsa Jacques Lacan — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Güllü Koz Destanı: Karınca ve Ağustosböceği | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Güllü Koz ~ Aykut-Hakan-Ayşe | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Suni Muhaberat üç buçuk: Hele bir mayış! | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Muhaberat — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER