Hiçbir kahraman uşağı nazarında kahraman değildir;
ama kahraman kahraman değildir diye değil, uşak uşaktır diye.Napolyon’dan aktaran Hegel’den aktaran Žižek, Ahir Zamanlarda Yaşarken
Bu sözün Lacancaya tercümesi şöyledir [1]:
— Kahraman ‘bir numara’dır yani Esas Adam S1‘dir.
— Onun söylediklerini hayata geçiren uşak ondan sonraki ikinci adam S2 olur.
— Uygulama bilgisini toplayan uşak S2‘ye bilgi veya imletim zinciri de denir.
— Kahraman efsane statüsü altında evrensel/tümel sahaya tutunur, uşak ise pratik olguların yerel/tikel sahasına tutunur.
— ‘Hayat’ karşısında kahraman soyut ve teorik kalır, gerçekleşmek için uşağın bağ kuran ve somutlaştıran eylemlerine muhtaçtır.
— İşte bu nedenle S1 ile S2‘nin dolayımını kuran $ öznesi (simgesel düzenin kararsız kararlaşma odağı) kahramandan ziyade uşağın tarafındadır.
— Kahraman isterse en korkunç düşmanlara ve dahi ölüme ve hatta kıyamete meydan okusun, arzular nezdinde taşıyabileceği efsanevi statü (objet petit a) mevcut ve müstakbel uşakların teyidine muhtaçtır.
İşte bu nedenle kahramanlık her zaman izafidir ve sınırları da uşak konumuyla çizilmiştir. Hegelci efendi-uşak diyalektiğinin özü budur. Aynı sebeple kapitalist metalaşma öncelikle işçileri müşteri kalıbına sokarak mallaştırır ve yine aynı sayede köleliğe karşı başkaldırı ve komünist ayaklanmalar mümkün olabilmiştir. Bu esprinin kurgusal literatüre çevirisi hafiye öykülerine yansıyan ‘katil uşak!’ trope’udur (ultimate spoiler: the butler did it!) [2].
Aynı nedenle Lacan’ın ‘İsteyen Lacancı olabilir, ben şahsen Freudcuyum’ sözü şöyle okunabilir: Kahramanlık etmek bana düşmez. Ben Freudcu psikanalizin uşağıyım. Kalsın benim davam, divana kalsın. Dünya Viyana, Freud Viyana [3].
Fakat ‘geliyorum diyen kaza’ olarak ‘elini kana bulayan uşak’ arketipinin en muazzam örneği elbette ki Leninizm timsali Stalin’dir [4]. Büyük kahraman Lenin’in herşeyi bilen uşağı Stalin yıllarca Sovyetler Birliği’nin ‘işleyen Demir Disiplinini ışıldattıysa’ da sonunda Genel Sekreter sıfatıyla hizmet ettiği Komünist Parti örgütünün ve son kertede Doğu Bloğunun katili olmaktan kendini alamadı. Bu tarihsel örneğin baştaki söze tercümesi şöyledir:
Lenin Stalin nazarında Lenin değildir;
ama Lenin Lenin değildir diye değil, Stalin Stalin’dir diye.
Kendi tarihimize dönelim. Bir efsaneye göre Atatürk İngiliz soylularını ağırlarken bir uşağın sakar elleriyle yemekleri dökmesi üzerine şöyle demiş:
Bu millete herşeyi öğrettim ama uşaklığı öğretemedim.
Freudcu parapraksis rastgele değildir, bilinçdışı arzulara işaret eder. Olayı aktaranın bizzat Atatürk’ün uşağı olduğu da dikkate alınırsa bu şöyle okunabilir:
İngilizlerde soyluluk sistemi var da Türklerde yok mu? (öz-göndergeli simgesel düzenin Hegelci şahı) Ata da var, millet de var, soy da var (Erbaba karşısında erkekleri kardeşleştiren simgesel iğdişle kurulan fallokristal).
İngilizlerde öz-göndergecilik İngiliz imparatorluğuyla başlayıp İngiliz ampirisizmine uzanmış ve nihayet İngilizlere özgü ‘kibarca gömen’ espri anlayışına varmıştır. Bu damarın en özlü karikatürü ise Vampir Avcısı Buffy’ye rehberlik eden İngiliz kütüphaneci Rupert Giles etrafında dönen understatement şakalarıdır. İçinden çıktığı İngiliz hükmünden kendini ayıran ‘Amerikan Rüyası’ açısından dilegelen bu şakalar yine ‘katil uşak!’ şablonuna uyar. Bu sistemin tamamına vampiritorluk diyelim (şunların hepsini yoğuşturarak: empire, empirical, vampirical, emprickle) [5].
Vampiritorun kibarlığı kendini teyit etmesi öngörülen uşakları (simgesel düzen şemsiyesi altında) rehin almaktan ibarettir, ‘hışmından esirgemiş’ göründüğü tarafları aslında ‘hışmına esir gemlemek’tir. İdeolojik çağrı (interpellation) öznenin ego teyitçisi olarak rehin alınmasıdır. ‘Liberal tercih özgürlüğü’ kılığında beliren Ego inşacı meşgulpesentlik de bunun psikososyal karşılığıdır (Anna Freudizm). Aynı kurgusal faydacılık kapsamında bizde KDV (katma değer vergisi) denen VAT (value-added tax) bir tür Erbabalık taslaması (Urvater) içerdiğinden ‘UR plus VAT’ diye okunabilir. Bu bağlamda neoliberalizmin neofeodalizme (ve süperegonun hiperegoya) dönüşmesi de ‘çok normal’dir [6].
Ama Atatürk’ün yaptığı (rivayet edilen) espri Erbabalık taslamaya indirgenemez, bu sahnede İngiliz/Türk milletleriyle (tikel unsurlarla) temsil edilen kıyaslamanın kavramsal özeti (evrensel ifadesi) şöyledir:
Soy soylayanlar kibarca gömer de söz söyleyenler usturupla gömemez mi?
Kibarca gömmek eyleminde nezaket kendi zıttına dönüşerek kendini iptal eder; İngilizlere özgü mizah anlayışında en yumuşak şefkat kılığına bürünerek en kaba hakareti iletmek mümkündür (sardonic, sarcastic). Atatürk’ün esprili mesajı ise kibarlık veya nezaketten ziyade usturupla iletilmiştir (politeness vs. tact) [7].
Geçenlerde Kraliçe Elizabeth öldüğü zaman ‘Oh olsun geberdi!’ diye cıvıldaşan tevatür hesapları İngiliz vampiritorluğundan muzdaripti. Bu geleneksel vampirisist ‘kibaro’ ahlakını en usturuplu Türklerin bile ne kadar aşabildiği meselesine müsaadenizle hiç girmeyelim [8].
Aynı mesaj ‘halk kabalığı vs. medeni yumuşaklık’ bağlamına şöyle çevrilir [9]:
Bu halka herşeyi öğrettim ama yumuşaklığı öğretemedim.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Esas-İmleyen ve Mastar-İmleyen”
[2] Bkz “The butler did it” (TV Tropes), “Müş-teri Döken Müjderi”, “İnanılmaz: Saçmalık Tehlikesi Beklenti-Umut Makasıdır”, “Katil uşak!” Skogie
[3] Bkz “Kaygıları yensem sakinim (Divana kalsın)” ~ Pir Sultan Abdal, “Ele güne karşı ego savunmak” ~ MFÖ
[4] Bkz “Zuhal Mevcedar: Satürn-Neptün”, “Şifa dilerim: Lenin’den Gorki’ye, Stalin’den Stalin’e” Slavoj Žižek; Fransız devrimci Robespierre de ‘katil uşak!’ gereğine şu sözlerle dikkat çekmişti: “Yurttaşlar yoksa siz devrimsiz bir devrim mi istemiştiniz acaba?.. Başşefleri vuracak olanlar ona en yakın yurttaşlar olmak zorunda” Bkz “Yurttaşlar yoksa siz acaba?” Maximilien Robespierre
[5] Bkz “Psychoanalysis is the emprickle science”, “Peki peki anladık: Sen neymişsin Buffy abla!” ~ MFÖ
[6] Bkz “Herşey Bayan Beyan Ortada: İkileme İmleyeni Önbastırılmıştır”, “Vergici” The Beatles, “Dağ Çileklerini İştahla Yeme Meşgalesine Şahit Olan Meşgulpesent Arzunun Düşlemsel Duygulu Doygusu” Slavoj Žižek, “Aklın Dolandırıcılığı Hiperegoyu Ortaya Çıkardı”, “Özeleştiri Özelleştirir: Ego, Süperego, Hiperego: Sanal Ağaların İtişmesi ve Gerçek Ağaların Çekişmesi”, “Hiperego: Yenilemeyen Yineleme Boştur, Yinelemeyen Yenileme Kördür”
[7] Bkz “Nezaket ve usturup” Mladen Dolar, “Nezaketten Usturupa Doğru: Fallik Kadın Dininde Mıncık Yatkınlığı Meselesi”, “Buyrun bayan! : Eleştirel Beyefendinin Şampiyonluk Kulpası”, “Efendi Ahlakı ve Köle Ahlakı” Friedrich Nietzsche
[8] Bkz “Hayatımız melodramlar gibi yapılanmıştır” Slavoj Žižek
[9] Bkz “Sen Ben Biz Siz Halk Gibi” Pulp
Fikir alışverişi için Fatoş İrem’e teşekkürler.
Benim narsist vücudum elbet gerçeklik ilkesine uydurulacaktır, fakat haz ilkesinin ötesinde Ego inşalarının ilelebet payı dar kalacaktır.































Geri bildirim: Katil uşak! — Skogie | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Kesin — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Yengeç Salatası: Nötr Endama Yakışan Nötr Yordam: Atatürk, 16’ncı Louis, Charcot, Jung, Augustine — fıkra | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Volkan Altında: Zom Erkek ile Vamp Dişi — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Güllü Koz ~ Aykut-Hakan-Ayşe | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Mine Goth — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Doktor Divanım ~ Ankaralı Turgut | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: ayar ak | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Eppur si muove: Bir teori çevirdim hâlâ dönüyor — Slavoj Žižek | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Fahişist gurur alayları Estetizm Diktası’nı Vampiritorluk’a çevirir | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER