Korkma Evladım derlemesinde incelenen filmleri gözden geçiriyorum.
(öncesi: Hayri’nin Hayrını Gör! Kızılçamın Psikozalak Tohumları)
Under the Volcano (1984) zom erkek ile vamp dişi arasında yaşanan gelgitler üzerinedir [1].
‘Nazi destekli Meksikalı çetelere’ karşı kovboy şapkalı kahramanlar Indiana Jones filmlerini andırsa da Amerikalı olsaydı savaş ve hafiyelik marifetleri sergileyecek karakterler İngiliz olduklarından imalı şakalarla sağda solda oyalanırlar: Geoffrey alkolik bir diplomattır, ‘boşandığı ama unutamadığı’ karısı Yvonne ‘damdan düşer gibi’ çıkagelir, üstelik tam da Meksika ölüler bayramında [2].
Bu karşılaşmada içkici adam zom erkek modelidir, ‘ölüye sayılmışken dirilip karşısına çıkan’ kadın da vamp dişi modelidir. Erkeğin zomluğu ile kadının vamplığı aslında alakasız ve bağıntısız şeyler olsa da ikisi arasında dramatik ilintiler kurulabilsin diye ‘yarım erkek kardeş’ Hugh (v)ampirik bir payanda olarak hikayeye dahil edilmiştir:
Geoffrey-Yvonne evliyken Hugh’un Yvonne ile birlikte olmuşluğu (boğa güreşindeki gibi onları azdırması) sayesinde:
1) Geoffrey’nin zomluğu ‘depisderin aşk acısı’na tercüme edilir.
2) Yvonne’un vamplığı da ‘kendini affettiremeyiş’e tercüme edilir.
Oysa ‘öteki erkek’ gerçekte olmayıp sadece farzedilseydi dahi erkek-kadın arasında birebir aynı formatta zom-vamp tepkileşimi yaşanacaktı ve aşkımsı zevahirlere yol açan benzer tesadüfi ilintiler belirecekti.
Adam ‘ben gitsem iyi olacak’ diyen öteki adama sorar:
Kadının kurnazlığından mı korkuyorsun yoksa kendi ilkel içgüdülerinden mi?
Bunun dümdüz tercümesi şöyledir:
Sence vamp dişi mi daha tehlikelidir yoksa zom erkek mi?
Böylesi gotik temalar İngiliz vampiritorluğu diplomatlarına epey yakışır (vampir + ampirisizm + imparatorluk) [3].
Sonuç olarak Geoffrey sözümona ‘çok sevdiği’ Yvonne’u görünce hortlak görmüş gibi kendini daha çok içkiye verir.
Derken fahişe pazarlayan ve horoz dövüştüren ‘Nazi destekli Meksikalı çeteler’in fantastik ortamından kadının eski mektupları ansızın fırlayıverir. Amerikalı olsaydı bu mekanlarda öcüler kovalayacak kahramanımız İngiliz olduğu için sevdiği kadının mektuplarına bakarak kudurur.
(Gerçi film azıcık maceraya benzesin diye son sahnede ‘Aslında ben de Amerikalı sayılırım’ ve ‘mektuplarımı geri verin’ diyerek orada bulduğu çeşitli öcüleri kovalamaya koyulur ve ‘karımla yatmasanıza’ gibi gevelemeler eşliğinde kader kurbanı olur.)
Bu mektuplar erkeği kudurtur çünkü algılanması imkansız ‘Çalınmış Mektup’lardır (Poe, Lacan): Erkek onlara bakınca kadının vamp nazarından kendi zom bakışının iadesini alıyordur, diyelim ki kendi ‘meşru-bat’ışının depozitosunu alıyordur.
İşte bu nedenle Yvonne kendisinin kanlı canlı bir insan olduğuna Geoffrey’i bir türlü inandıramaz, ‘kadın yoktur’ (Lacan) sözünün bir anlamı da budur.
Kadın eğer erkeğin zomluğunu isabetle iade edemezse ‘Tesir Altında’ sayılıp egzorse edilmek üzere kurumlara teslim edilir (1974 tarihli filmdeki gibi). Yok eğer isabetle iade ederse de uyandırdığı hayalet onun öznel varlığından ayırt edilemediği ölçüde erkeği ‘Volkan Altında’ (1984) bırakır (yani ona iğdiş kompleksi nöbetleri geçirttirir).
(sonrası: Nevres’im Çok Değiştin: Şeytanın Dostluğu Yorgan Gidene Kadardır)
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Vamplık ve Zomluk” Slavoj Žižek, “Düşünmenin Bilişsel Bedeli: Efkarlı/Fikirli, Esrimiş/Bayılmış, Zom/Vamp, Baygın/Bayık, Yorulmuş/Yorumlanmış, Bitkin/Bitişkin”, “Vamp Güzellerin Köken Hikayesi” Marlen Komar
[2] Bkz “Dördüncü Duvar: Seyircinin Kurduğu Özdeşim, Beşinci Duvar: Muhatabın Duyduğu Yankılar”, “Damdan Düş, Er Gibi: Erişimiznu’nun Laneti, Ekhosensiz Olmaz”
[3] Bkz “Bu halka herşeyi öğrettim ama yumuşaklığı öğretemedim”
— Knock knock!
— Who’s there?
— Cat!
— Cat who?
— Catastrophe!
— Catastrophe who?
— Cat astrophysicist!
— Knock knock!
— Who’s there?
— Apo!
— Apo who?
— Apocalypse!
— Apocalypse who?
— Epoch ellipsis…
— Knock knock!
— Who’s there?
— Gig!
— Gig who?
— Žižek!
— Žižek who?
— Çiçek pasajı…






























Geri bildirim: Hayri’nin Hayrını Gör! Kızılçamın Psikozalak Tohumları — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Dunganga — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Nevres’im Çok Değiştin: Şeytanın Dostluğu Yorgan Gidene Kadardır — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Canlar Günü — Strauss, Battle and Levine | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Çatma Evladım — özel sayı | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Mine Goth — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sinem Atik — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Fahişist gurur alayları Estetizm Diktası’nı Vampiritorluk’a çevirir | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER