Korkma Evladım derlemesinde incelenen filmleri gözden geçiriyorum.
(öncesi: Volkan Altında: Zom Erkek ile Vamp Dişi)
Prenses (1986) filminde Eko Eko Eko‘da (2023) başvurulan ‘Ceren Moray vs. Eren Moray’ (suskun kadın vs. konuşan kadın) karşıtlığının öncülleri anlatılır [1]. Solcu örgütler faşizan olup olmamasına göre iki tip kadın üretmiştir; ‘memleket veya ülke veya dünya kurtaran’ erkeklerden ‘hınçla gazete parçalayanlar’ suskun kadınları, ‘parçalamayanlar’ (hatta bizzat gazete yayınlayanlar) konuşan kadınları üretmiştir:
1) Konuşan kadın: dolaşımdaki söylemleri seslendirerek kurumlaşır.
2) Suskun kadın: yılgınca bir köşeye çekilir, kırgın hayallere dalar.
Fotoğrafçı (meslek icabı) suskun kadın sever, konuşan kadınları çekemez.
Dolayısıyla çektiği güzel fotoğraflara riayet edemeyen kurumlaşmış karısı
evde sessizce uyurken odada asılı fotoğraflara iç geçirerek onu terk eder ki
kadın gene uyanıp konuşmaya başlayarak zihnindeki hojj imajı bozamasın.
Sonra sokak köşesinde Kızıl Koltukta beyaz elbiseyle uyuyan
veya suskunca ölü bir fotoğraf gibi öylece duran bir başka kadını
görünce pek bayılır, taşınırken terk edilmiş bir mal gibi onu bulur.
İsmi de Nevres yani ‘Nevres’im!’ mobilya örtüsünü çağrıştırır [2].
(Gerçi fotoğrafçılıktan sinemacılığa geçiş yapsa
suskun kadının zarafetengiz duruşundan sıkılıp
konuşan kadının coşkusuna dönecekti kimbilir?)
Sonuçta her iki kadın da solcu örgütlerin ürünüdür:
Solcu ne kadar faşizansa kadını o kadar susturmuştur;
‘vırvırcı kadın’ çekemeyip ‘suskun kadın’a bayılan
liberal fotoğrafçı da içten içe faşizandır demek ki.
Yılgın kadının ‘yorgun’luğuna ‘yorgan’ gibi sarılır.
Güzel güzel oturan ‘Prenses’ onun yayın ‘organı’ olur.
Yoldaş olurlar çünkü ikisi de solcu markajı altındadır:
Prens karısına karşı ‘işe yaramaz değilim’ iddiasındadır,
Prenses beyine karşı ‘bilinçli faydalı unsur’ olamıyordur.
Kadının oturduğu ‘ölmüş anne koltuğu’ bir adak taşı eşdeğeridir,
faşizan solcunun kadından beklediği fedai eylemin de eşdeğeridir.
‘Fotoğrafçı cenneti’ kırlarda koltuğunda oturup susan bir kadındır.
Evde ona konuşup duran kadına ‘sus be kadın!’ demektense (eleştiri)
Kırlarda susakalan kadına ‘konuş be kadın!’ demeyi yeğ tutar (telkin).
O güzelliği oturduğu koltukla birlikte çerçeveleyip duvara asmak ister.
Suskun kadın ‘kellemi alacak prenses’ olunca
fotoğrafçı da ‘kellesi kıymetli prens’ olmuş olur.
Prenses üst katta, prens onun alt katındadır,
‘şahsi ve özgür bir hayat’ = ‘kelle koltukta’dır.
Koltuk Nevres’imini örgüte kurban vermekse
yeni nevresim ‘new resim’ takabilmek içindir.
‘Nevres arkadaş seni eyleme örtmemiz lazım.’
Fotoğrafçı Nevres’e ‘ölümünü başkalarına emanet etme’ demiş olur.
Yazılama yaparken vurulma sahneleri fotoğraf-ölüm denkliğini kurar,
kadını soyarken zarftan belgeler dökülmesi de kadın-mektup denkliğini,
kadının kendine ‘Prenses’ kod adı vermesi de mektup denkliğini doğrular.
Sonuçta yaralanan faşizan solcu kendini bir başka Kızıl Kanepede bulacaktır.
Finalde fotoğrafçı değişen Nevres’imi koluna takıp uzaklara gider.
Ama Nevres’in dili açılınca muhtemelen baştaki sahne tekrarlanacaktır:
‘Nevres’im çok değiştin’ deyip sokakta bir başka ‘suskun kadın’ arayacaktır.
(sonrası: Gülün Adı: İkileme İmleyeni Önbastırılmıştır)
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:






























Geri bildirim: Volkan Altında: Zom Erkek ile Vamp Dişi — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Dunganga — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Solaraks — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Çatma Evladım — özel sayı | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sinem Atik — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Gülün Adı: İkileme İmleyeni Önbastırılmıştır — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER