Sound jenerik herhangi bir sestir, havada dolaşan titreşimlerdir. Voice deyince insan ağzıyla çıkarılan belirli sesler anlaşılır. Seda ise şu veya bu sesin insan kulağına girdikten sonra büründüğü (muhayyel) haldir.
Hepsini tek bir şemada buluşturalım:
1) İnsan nefesiyle ağzından voice sarfeder.
2) Voice havada titreştikçe soundlara karışır.
3) Sound aşina tınılara dokundukça sesleşir.
4) İşitilen ses zihinde seda haline bürünür.
Her dil seda-kavram eşleşmelerinden mürekkeptir (Saussure) [1]. Demek ki kavram iletmek isteyen her voice bir seda benzetimi yapıyordur, yani insan aslında (şarkıcı kuşlar gibi) neleri işittiyse onları taklit ediyordur.
Liberal anlamda şu veya bu kimliğe ‘voice bahşetmek’ ağızdan çıkanı kulağın duyması kıstasına bağlı kalır [2].
Oysa ondan daha temel psikanalitik lüzum kulağın işittiği sedaları yutmamak, yani imalar halinde bilinçdışına çökmelerine müsaade etmemek, ketleyici iğdiş tortuları bırakmalarına fırsat vermeden hepsini voice’lara tercüme edip ağızdan evrene iade edebilmektir. Meşhur ‘sözlü deva = talking cure’ budur (‘telkin kir’ diye de okunabilir).
Freud rüya yorumları yaparken ilginç bir kısıtlama tespit etmişti: Rüya işine katılan görsel öğeler her yerden gelmiş olabilirdi, rastgele kurgulanmış da olabilirlerdi, fakat rüya esnasında işitildiği halüsine edilen bütün konuşmalar uyanık yaşantı esnasında sahiden duyulmuş söz öbeklerinden kesip yapıştırarak imal ediliyordu.
İşte hemseda maddesini yoğurarak dildeki bütün kelimeleri oluşturan bu materyal kısıtlamaya Lacan moterialism adını vermişti: Harfiyet hemsedaya bağlı kalır; ben buna Sedayyel Elifbe dedim [3].
Şimdi efkar/fikir/düşünce üçlemesini ekleyerek şemayı tamamlayalım:
Voice ile taşınabilen şeylere yerine göre fikir veya efkar denir. Fikir daha tekil ve daha nettir, efkar daha çoğul ve daha bulanıktır; ama bunlar geçişkendir ve (moda deyişle) bir tayf (spektrum) oluştururlar.
Seda kulaktan içeri jeton gibi düşünce düşünce olur – duyduğu şeyi netleştirmeye çabalar, kendi düşsel bağlamına oturtmaya çalışır, Freud’un bahsettiği kes yapıştır işlemleriyle onu çeşitli anlamlarla eşleştirmek ister. Düşünce eğer bu işi becerdiyse bir fikir edinmiş demektir. Beceremediyse muhatabıyla karşılıklı efkarlanmışlar demektir.
Fikir/efkar tayfında:
1) Fikir teorileri besler.
2) Efkar retorikleri besler.
Retorik teorinin mutfağıdır; kendisi rüya işinden beslenir ama sonuçta sunduğu teoriler düşünce işleridir [4].
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Dilde İşaretin Tabiatı 1: Seda Kavramı İmletir” Ferdinand de Saussure
[2] Bkz “Ağızdan Kulağa, Kulaktan Ağıza”
[3] Bkz “Sedayyel Elifbe”, “Ejderhane: Dil Sesle Eşleşen Örgütlü Düşüncedir” Ferdinand de Saussure
[4] Bkz “Belli ki mürekkep yalanmış: fikir-efkar, teorik-retorik”































Geri bildirim: Muhaberat — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Zümrüt Levha: Satır Satır Tefsirli Meali — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bitişme — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Keskesin — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Düz mantığın boyunun ölçüsü — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER