Bir varmış bir yokmuş… Deriler tel tel iken… Periler barbar iken…
Byzantium sahnesini yürüten Hermes Trismegistus diye bir tiyatrocu varmış.
Her kış gündönümünde bir tepeye çıkıp Zuhal Atropos’un gelişini beklerlermiş.
Her seferinde belinde rengarenk kuşaklarla gelen Zuhal Atropos
Hermes’e o sene hangi oyunu hazırlaması gerektiğini bildirirmiş.
Her kış gibi o kış da ufukta beliren Zuhal’in kuşak rengine bakmış Hermes
ve bu kez kapkara bir kuşak taktığını görünce gayri ihtiyari irkilmiş herkes.
HT: Ey Zuhal Atropos nedir bu kara kuşak? Yoksa karateci mi oldun başımıza?
ZA: Eh çivit siklamen yavruağzı derken renkler bitti nihayet Hermes’ciğim…
HT: Belindeki kara kuşaktan ne anlamalıyım? Yoksa Antigone’yi mi oynuyoruz?
ZA: Hayır bu yıl oyun çıkartmak yerine çok mühim bir levha hazırlayacaksın.
HT: Helva mı? Kimin helvası? Hangi dağda kurt öldü? Dağ dağa kavuşmaz…
ZA: Helva değil levha, levha! Biraz dikkatli dinle, herşeyi tekrarlayamam.
HT: Levha derken trafik levhaları gibi mi? Dur, kalk, geç, yavaşla, vesaire?
ZA: Trafik değil ama Terra Fugue yani Dünyevi Keşmekeşi düzene sokacaksın.
HT: Nasıl?! Neyse sen yapılacak işleri anlat da ben hallederim onu bir şekilde.
ZA: Poseidon’dan alacağın şnorkelle ummanın dip resif köşelerine dalacaksın.
HT: Şnorkel derken Sindone gibi mi? Gene öldüreceksen baştan söyle lütfen.
ZA: Yok yok… Yüzünü gözünü örtüp diplerden zümrüt bir levha çıkaracaksın.
HT: Vay demek öyle… Peki ya sonra hangi marifetlerimi sergileyecekmişim?
ZA: Onu çizebilen tek şey elmastır –karıştı pardon– Tyrannosaurus Rex dişidir.
HT: Dinozor dişi bulmak kim ben kim? Hem dinozor kalmış miki çağımızda?
ZA: Şu karşıki Kafka dağına çıkıp Tyrannosaurus Coloneus avlaman gerekiyor.
HT: Canlı canlı dinozor avlamak mı? Tiyatrocuyum ben! Savaşçı bulsanıza…
ZA: Korkma korkma Antigonasaurus’un Dinozor Avı Atölyesi’ne katılacaksın.
HT: Kara kuşak Antigone demedim mi ben sana? İşte gene geldik fedai ruhlara…
ZA: Bırak goygoyu bak dişle kazıyarak levhaya bunu yazacaksın (bir kağıt verir)
HT: (İnceler) Mucziyet, sütur, südur, dünyağnur… Türkçe yazamadın mı bunu?
ZA: Yazamadık efendim! Bırak şimdi… Bu levhayla Terra Fugue süper işleyecek!
HT: Neymiş peki bu terrafüg levhasının ismi?
ZA: Tabikide Zümrüt Levha, başka ne olacak?
HT: Haa, peki, neyse, öyle olsun (kağıda göz gezdirir) Bu trimetilamin ne ya?
ZA: Kader tanrıçası sen misin ben miyim?
HT: Sensin Zuhalciğim.
ZA: Haa, o zaman trimetilamin bende. Sen Trismegistus’la idare edeceksin artık.
HT: İdare edemem Zuhal, idare edemem!
ZA: Al bu gazlambasını da… (Eline bir idare lambası tutuşturur)
HT: Trimetilamin ve Trismegistus zaten ikisi denkmal değil mi?
ZA: Denkmal deme Hermes, denkmal deme…
Bkz “Zümrüt Levha: Terime dil, amin!” Hermes Trismegistus, “Zümrüt Levha: Satır Satır Tefsirli Meali”, “Zuhal’in halka kuşağı” Tops, “Tyrannosaurus Coloneus” ~ Sofokles, “Lüks Lambasının Basınçlı Gaz Tüpü ve İdare Lambasının İspirto Haznesi”, “Ölüm Tanrıçası Atropos (Şaşmaz)”, “Zuhal Mevcedar Döngüleri: Žižek ve Badiou”, “Perde namevcudiyetin putudur” Jacques Lacan, “Trimetilamin” Jacques Lacan, “Asrın Zarafeti: Leyla ile Mecnun” (mesel), “Balık (hayvancık): Göl, Deniz, Umman”






























Geri bildirim: Zümrüt — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Semavi — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sine Mat — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER