David Graeber — 8 Eylül 2020 — bigissue.com
İş bağımlısı bir toplumda yaşıyoruz. Bu konuda solcular sağcılarla hemfikir: İşler iyidir! Herkesin bir işi olmalıdır. İş sahibi olmak ahlaklı vatandaş nişanesidir. Toplum olarak hep birlikte ikna olmuşuz ki keyif almadığı bir işte gönüllülük ötesinde gayretkeşlikle çalışmayan herhangi bir insan kötüdür, değersiz bir insandır. Sonuç olarak enerji ve zamanımızın giderek artan oranları bu işlerce soğurulmaktadır.
Bu işlerin birçoğu amaçsızdır. Kendi varoluşunun nedensiz olmadığına insanları ikna etmek üzerine kurulu koskoca endüstriler (telefon pazarlamacılarını, şirket hukukçularını, özel sermayeleri düşünün) ve işkolları vardır (ara idareciler, marka stratejistleri, üst düzey hastane ve okul idarecileri, şirket içi dergi editörleri). Faydasız işler faydalı işlerin ayağına dolanır (kayıt kuyut peşinde bitkinleşen öğretmenleri ve yöneticileri düşünün); üstelik faydasız işler her zaman faydalı işlerden daha yüksek ödeme alır. Karantina günlerinde de görüldüğü üzere işinizin faydası ne kadar bariz olursa size o kadar az ödeme yaparlar.
Saçmasapan bir sistem bu. Gezegeni de imha ediyor. Eğer kendimizi bu bağımlılıktan çabucak kurtaramazsak çocuklarımıza ve torunlarımıza yaşatacağımız felaketlerin devasa boyutları bugün yaşanan küresel salgını gölgede bırakacak.
Bu gerçeğin apaçık olmamasının temel nedeni toplumsal sorunları kişisel ahlak meseleleri tarzında okumaya sürekli teşvik edilmemizdir. Becerdiğimiz işlerle atmosfere saldığımız bütün o karbonlar tüketimseverliğimiz yüzünden olsa gerektir, o halde et yemeyi kesmeliyiz ve plaj tatillerine uçma hayallerini terk etmeliyiz. Ama bu yaklaşım yanlıştır. Dünyayı imha eden faktör hazlarımız değil püritenliğimizdir, yani o hazları hak edebilmek için kendimize acı çektirmeye gerek duymamızdır. Dünyayı kurtarmak istiyorsak o işleri bırakmak zorundayız.
Dünya çapında sera gaz salımlarının yüzde yetmişi altyapılardan gelir; enerjiden, ulaşımdan, inşaatlardan gelir. Geri kalanın çoğu da endüstrilerden gelir. İngiliz işçilerinin yüzde 37’si hiçbir gereği olmayan işler yaptıklarını hissediyor, öyle ki yarın birdenbire yok olsalar dünyanın hiçbir kaybı olmayacağını düşünüyorlar. Matematiğini hesaplayıverin. Eğer o işçiler haklıysa sadece boşbeleş işleri ortadan kaldırarak iklim değişikliğinde büyük bir yavaşlama sağlayabiliriz.
Birinci öneri budur.
İkinci öneri deli saçması inşaat işlerini bırakmaktır. Günümüzde yeni binaların büyük bölümü salt spekülasyon uğruna inşa edilmektedir: Dünyanın her yerinde hükümetler mali sektörle işbirliği içinde hiç kullanılmayan pırıl pırıl kuleler, bomboş işyerleri ve havalimanları kurarlar. Bırakın bu işleri. Kimse onları özlemeyecek.
Üçüncü öneri planlı eskitme işlerini bırakmaktır. Endüstriyel üretimin bu kadar yoğun olmasının temel nedenlerinden birisi herşeyi birkaç yılda bozulacak şekilde veya modası geçip işlevini yitirecek şekilde tasarlamamızdır. Eğer iPhone’ları 15 yıl dayanmak yerine 3 yılda bozulacak şekilde yaparsanız beş kat satış yapabilirsiniz ama o zaman da beş kat kaynak kullanacaksınız ve beş kat kirlilik yaratacaksınız. İmalatçılar isteseler pekala hiç bozulmayacak telefonlar (veya kaçmayan çoraplar veya ölmeyen ampüller) yapabilirler; hatta yapıyorlar da ‘askeri kademe’ (military grade) adı altında. İmalatçılara cebren herkes için askeri kademe ürünler yaptırın. Böylece sera gazı salımlarını büyük ölçüde yavaşlatırken yaşam kalitemizi de iyileştirmiş olacağız.
İlk bakışta akla gelen üç öneri bunlardır. Aslında düşünürseniz bunlar zaten sağduyunun gereğidir. Mecbur değilsek neden dünyayı imha edelim ki?
Bu önerileri yerine getirmek gerçekçi gelmiyorsa bizi harfiyen çılgınca davranmaya sevkeden o gerçeklikler üzerine iyice bir düşünsek hiç fena olmayacak.
Türkçesi: Işık Barış Fidaner






























Geri bildirim: Dadada — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: İklim — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: İklim Çöküşü — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Yapay Zeka ve Boşbeleş İşler: İklim Çöküşünü Yavaşlatma Mücadelesinde Bir Milat — ChatGPT | YERSİZ ŞEYLER