Halkasız Kalan Halka Sızı Kalır — Işık Barış Fidaner

Bilgi inşasında halk ile entelektüel arasında bir öz-gönderge ve öte-gönderge diyalektiği işlemektedir:

1) Halk öz-gönderge yapabilmek için (varlığını doğrulayabilmek için) entelektüele öte-gönderge yapar (bilgilerinden yararlanır).

2) Entelektüel halka öte-gönderge yapabilmek için (bilgisini kapsamlı ve yararlı kılabilmek için) kendi kendisine öz-gönderge yapar (bilgisini inşa ederek kimliklenir).

Eğer inşa edilen bilgi kendine yeten bir üst-dil oluştursaydı “kapsayan entelektüel” ve “kapsanan halk” arasında sağlanması beklenen ikili uyumdan (bilgi münasebeti) söz edebilirdik. İşte böyle olmadığı içindir ki “kendi kendini kapsayan halk” ve “halka kendi kendini kapsatan entelektüel”den söz etmeliyiz, yani (1) her iki taraf kendi içinde çatışkılıdır ve (2) entelektüelin bilgi inşası her zaman halkın bilmezliğini zemin almalıdır (haki-kat) [1]: 

1) Halk öz-göndergeli bir kapsayış halinde varolur. İçerikler kadar onları kapsayan biçimler de büyük Ötekinin sözlü ve şairane bönlük evrenine aittir, sadece matematiksel kapsama işlemi bu evrene sığmaz.

2) Entelektüel sadece “halkımız”ın etrafına halka kendi kendini kapsatan “büyülü bir halka” çizmektedir, simgelerin oyun alanı olan harfiyettir bu; simgesel düzenin yazılı budalalığı bu kapsatıcı harfileşme ritüelinden ibarettir.

Bilgi oyununa sınır çizdiği için entelektüel ister istemez “doğruculuk”la tanımlanır, durduğu yere göre öğrenci ve asistanlardan profesörlere veya talebe ve müritlerden hocalara uzanan bir doğruculuk hiyerarşisi kurar ve “teknik hata düzeltme” ritüelleri etrafında kurumlaşır (her entel dantelcidir). 

Dolayısıyla halk da doğruculuğu yabancılamakla tanımlanır: Harfiyet borçlandıran bir lekedir, halk bunun silinmesi için entelektüele başvurur ama o da harfiyet lekesini yine bir başka harfiyet lekesiyle silecektir ister istemez, diyelim ki “Bugün Allah için ne yaptın?” tabelasını indirip “Bugün insanlık için ne yaptın?” tabelasını asacaktır.

Öte yandan entelektüellerin zamanla “televizyon/internet demeçleri veren uzmanlar” kılığına bürünmesi ve bu imajı yürekten benimsemeleri nedeniyle “kapsatıcılık” entelektüelin ve aydının rolü olmaktan çıkıp ona söz hakkı veren medyanın ve medyacının (veya davet edenin veya motheratörün) rolü haline gelmiştir. Televizyon devrinde hâlâ nesnelliğin garantörü sayılabilen “araştırmacı gazeteci” figürü de zamanla erozyona uğrayarak internet devrinde “içerik üreticisi” denen platform hizmetçilerine meydanı terk etmiştir.

Artık sadece analizden tamamen arındırılmış eleştirilerin makbul sayılabildiğini bildiren Slavoj Žižek’in Frankfurt Kitap Fuarı’nda tanımladığı “analiz yasağı” (Analyseverbot) işte bu bağlamda okunmalıdır [2]. Eğer hiçbir halk kendi “organik aydın”larından başka hiçkimseyi kabul etmezse müşterek simgesel oyun alanları yok edilir ve insanlık jenositlere varan savaşlara sürüklenir: Halkasız kalan halka sızı kalır.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Dünyanın Merkezi: hakikat zeminine ayak basmak”, “İki Tip Ahmak (Budala, Bön) ve Aptal/Abdal” Slavoj Žižek

[2] Bkz “Analiz Yasağı: Žižek’in Frankfurt konuşması ve Žižek baenmeyen afendi şojuklar”, “Sahici Analiz Eleştirinin Ötesindedir: Eleştiri Taslamayı Açığa Vurur, Analiz Kendini Baltalamayı Açığa Vurur” ve diğerleri

4 Yorum

Filed under Şey

4 responses to “Halkasız Kalan Halka Sızı Kalır — Işık Barış Fidaner”

  1. Geri bildirim: Şahünefis — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Gayrıresmiyet — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  3. Geri bildirim: Hypocritique 🫣🙃😏 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  4. Geri bildirim: LEGOLUGAT 🧩🧱📖 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER