KYK yurdunda yaşanan asansör faciasının ardından valinin sarfettiği çelişkili cümleler dikkat çekti:
Öğrencilerimizde bir sorun yok hepsi asansörden kurtarıldı. Maalesef bir öğrencimizi kaybettik.
Burada birinci cümle hemen ardından gelen ikinci cümle tarafından çürütülüyor. Bu iki önerme birbirini dışlar, en azından Aristo mantığına göre. Acaba vali bu beyanda istemdışı bir dil “kazası” mı yaptı, yoksa duyulmadık bir diyalektik mantık mı izledi? Çelişen bu cümlelerde mantık olmasa da saçmantık (paradoks) bulunabilir mi?
En basit izah şöyledir: Valinin “hepsi” derken kastettiği toplamın “hepsi = asansöre binen herkes” değil, “hepsi = asansöre sonuna dek sadık kalan herkes” olduğu anlaşılır, çünkü beyanın en başında düşen asansörden atlayan öğrenci vurgulanmıştır:
Aydın Valisi Yakup Canbolat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yurttaki 15 kişilik asansöre 16 kişinin bindiğini, asansörün, birinci kattayken henüz kapı kapanmadan kaymaya başladığını belirterek, bu sırada asansördeki öğrencilerden birinin panik halinde dışarı çıkmak isterken arada sıkışarak vefat ettiğini söyledi. [devamında yukarıdaki cümleler sarfediliyor] (Evrensel)
Öğrencilerin anlattığına göre asansöre son binen öğrenci aynı zamanda asansör düşerken ilk atlayan öğrenci olmuş. Valinin “15 kişilik asansöre binen 16’ncı kişi” vurgusu bu öğrenciyi hem “hepsi = asansöre kapasite dahilinde binen herkes” kapsamından hem de “hepsi = asansöre sonuna dek sadık kalan herkes” kapsamından dışlamaktadır. İşte valinin vurguladığı bu “yersiz” istisna noktası müteakip cümlelerde su yüzüne çıkan çelişkiyi “izah eder”.
Elbette teknik açıdan (1) asansör kapasitesi kiloya göre hesaplanır, (2) ilan edilen miktarın kat kat fazlasını taşıyabilmelidir, (3) düşmemesi için ekstra mekanizmalar bulundurmalıdır, vb. Ama bu yazının konusu yapılan beyanı haklı/haksız ikilemine sokmak değil, sadece nasıl bir saçmantığa dayandığını netleştirmektir, yani eleştiri değil analizdir, çünkü “düşen asansörden atlamak” davranışına yüklenen anlam mecaz yoluyla birçok başka bağlama aktarılabilir. Mesela eğitim sisteminin tamamı öğrencileri yükseltmesi beklenen bir asansör gibi düşünülebilir veya yüz yaşına basan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını yükseltmesi beklenen bir asansör gibi düşünülebilir [1].
Slavoj Žižek’in komünizm tarihinden verdiği örneği okursanız bu bağlantı netleşecektir:
Stalincilerin İncili olan SBKP(B) TARİHİ kitabındaki eşsiz bir saçmantıkta Stalin (kitabın hayalet yazarı) 1920’lerin sonunda bir Parti kongresi oylamasının nasıl sonuçlandığını şöyle tarif eder: “Geniş bir çoğunluk sağlayan delegeler Merkez Komite’nin önerdiği kararı oybirliğiyle onayladı.” Sahiden oybirliği sağlandıysa azınlığa ne olmuştu o zaman? (Paralaks) …burada altta yatan öncül partide hiçbir azınlık olmadığı idi: Aleyhte oy kullananlar bu haseple kendilerini partiden dışlamış oldular. (Hiçten Az)
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Yerçekçi Olalım: Uçmak Düştüğünü Unutmaktır”






























Geri bildirim: Şahünefis — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Gayrıresmiyet — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Asansör — derleme | YERSİZ ŞEYLER