Halkın İsevi Hipnozcuları Kimlerdir? — Işık Barış Fidaner

Simgesel düzen öz-göndergelidir yani kendine atıf yaparak yapılanır. Eğer bu yapısal özellik (1) tek bir mahalde yoğuşursa ve (2) tam orada gizemli bir figürle perdelenirse (3) simgesel ufkun o noktasında komplo teorilerinde rastlanan tarzda bir Tümgüçlü Odak belirir. İşte Cemal Dindar’ın Halk İçin Psikoterapi Manifestosu’nu okuyanların karşısına çıkan İsevi Hipnozcular böyle bir odak noktasıdır. İlgili alıntıyı inceleyelim:

Sorunun yapısal bir parçası olup onu tarif ederseniz, her koşulda çözümü de tasarlayabilirsiniz. İşe yaramakla kastedilenin muğlaklığı bir yana, belli bir zamansal kesitte ölçü bu olduğunda isevilik yüklü hipnoz uygulamalarının işe yararlılığını aşacak terapi yöntemi henüz yeryüzünde görülmemiştir.
(Halk İçin Psikoterapi Manifestosu, Özet, Açık Mektup)

Birinci cümle sorunları çözümlere bağlayan ‘işe yararlık’ kıstasının öz-göndergeli olduğunu bildirmektedir. İkinci cümle ise bu öz-gönderge noktasına İsevi Hipnoz diye bir Tümgüçlü Odak yerleştirmektedir öyle ki ‘onu aşacak’ hiçbirşey ‘yeryüzünde görülmemiştir’ (!). Bir metinde böyle gülünçlük raddesinde abartılı ifadeler gördüğünüz zaman onu yazan kişinin semptomatik düğümlerine yakından temas ettiğinizi algılarsınız. Bu İsevi Hipnozcular kim ola ki?

Bunu anlayabilmek için Cemal Dindar’ın Okmeydanı Yas Evi (2015) kitabından iki alıntıya bakacağız. Önce İsevi teriminin geçtiği alıntıya bakalım:

Öyle ya, özellikle doksanlarla birlikte daha belirgin hale gelen ve belli gazetecilerin parlattığı bir role düşmek de var: “Ey mağdur!..” diye başlayan dil. Sıklıkla orta sınıfa yönelen bir üslup, gerçekte zalime zalimsin demek yerine mazluma mağdursun diyen ve giderek kibrin çamur gibi her yere bulaştığı yazılar: “Ey mağdur… Ey kurban… Biliyorum acı çektin. Fakat acını ifade edemeyecek kadar yoksul ve yoksunsun. Acınla tanışmak için oku! Beni oku!..” Kurtarıcı İsevi yazar! Niyeyse birçoğu hakiki bir mücadele olsa bu kurtarıcılık rolünden o an istifa ederler. (s. 57-58)

Bu alıntıda İsevi derken hem ucuz kahramanlık (kurtarıcı kompleksi: savior complex) hem de kurbanlaşma (güzel can: beautiful soul) kastedilmiştir [1]. Oysa İsa’nın çarmıha gerilişi ne başkalarının tepesine tünemektir ne de kendini eksilterek güçlenmektir. Slavoj Žižek’in aktardığı gerçek İsevi mesaj büyük Ötekinin eksikliğidir; eğer bu gerçeği sahiden ikrar edebilirseniz Tümgüçlü Odaklar kurgulayamazsınız. Cemal Dindar İseviliği çok yanlış anlamıştır.

Şimdi gelelim hipnozculuk konusundaki alıntıya [2]:

Erdoğan birçokları için Ben-ülküsü. Kendisi sürekli ‘Bakınız’ diye sesleniyor. Bakı talep etmek bir hipnozcunun ilk numarası. Yandaşlarıyla kurduğu bağ tam bir hipnoz bağı. Bağlananlara kişilik hakkı vermeyen ve onların benini ipotek altına alan hipnozcunun hali var… (s. 119)

Hipnoz konusunda Cemal Dindar’ın atıf noktası Freud’un Kitle Psikolojisi‘dir (1975, çev. Kamuran Şipal), şimdi bakalım Freud hipnozu nasıl tarif etmiş:

İpnotizör, denek karşısında esrarengiz bir güçle donatıldığını ileri sürer; öyle bir güç ki, denek’in istemini (irade) ortadan silip atmakta ya da, bir başka söyleyişle, denek ipnotizörün bunu yapabileceğine inanmaktadır. Halk arasında hayvansal manyetizma diye adı geçen bu esrarengiz gücün, ilkeller tarafından tabu’nun kökeni diye bakılan, kral ve kabile reislerinden kaynağını alıp, bu kişilere yaklaşacak herkes için tehlike yaratan güçten (mana) başkası olmaması gerekir. (s. 81)

Burada Freud hipnozu gerçek bir ruhsal kuvvet olarak ele almamıştır, ilkel halklardan beri süregiden bir efsane statüsü altında ele almıştır (‘mana’), ‘ileri sürülen, inanılan, esrar atfedilen, tabu gibi bakılan’ gibi mesafe koyucu ifadeler de ‘mana’nın kurgusal statüsünü netleştirir; yani ‘bir şefin kabilesini hipnotize etmesi’ ancak efsane statüsü altında ele alınabilir, efsane olmayan gerçek hipnoz ise günümüzde psikoterapilerde yararlanılan bir konsantrasyon tekniğinden ibarettir, Cemal Dindar’ın zannettiği gibi insanları esir alan büyülü güçleri yoktur. Aynı İsevilikte olduğu gibi burada da Cemal Dindar Ötekinin eksikliğini inkar ederek komplo teorilerine özgü bir Tümgüçlü Odak kurgulamayı seçmiştir.

Yani özetle İsevi Hipnozcular heyulası simgesel düzenin öz-gönderge noktasını örtbas etmek için Cemal Dindar’ın kurguladığı bir komplo teorisinden ibarettir. İsevi Hipnozcular herkes olabilir veya hiçkimse olmayabilir, hamur gibi yoğurmaya elverişli bir mefhumdur ama hakikati yansıttığı söylenemez.

Despotik bir lidere eylemine bakarak “Kral çıplak” diyemezsiniz… kendi düşünsel etkinliğinizi bir ‘komplo teorisi’nin içinde bulursunuz…
(Cemal Dindar, Öfke Dili, s. 34)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Güzel Can: gönderilen mesajı tersyüz edilmiş sahi haliyle gerisingeri iade almak” Slavoj Žižek

[2] Cemal Dindar’ın ‘Ben ülküsü = Ben İdeali’ kavramını ne bakımdan yanlış anladığı konusunda: “Psikodiyalektik Teslis? Analist/Terapist Tarihin Kurumsal Babası Değildir!”

Fikir alışverişi için Fatoş İrem’e teşekkürler.

3 Yorum

Filed under Şey

3 responses to “Halkın İsevi Hipnozcuları Kimlerdir? — Işık Barış Fidaner”

  1. Geri bildirim: Asansör — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: İsevi Hipnoz Ne İsevidir Ne De Hipnozdur — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  3. Geri bildirim: İsevi Hipnoz — derleme | YERSİZ ŞEYLER