İsevi Hipnoz Ne İsevidir Ne De Hipnozdur — Işık Barış Fidaner

Adını Anmaya Cüret Eden Bir Sol (A Left that Dares to Speak its Name, 2020) kitabında Slavoj Žižek faşizan ideolojilerde öne çıkan komplocu düşman heyulalarından söz eder:

Sadece “Postmodern Marksizm” terimi bile iki zıt temayülü tek bir düşman figüründe bileştiren tipik totaliter prosedürü aklıma getiriyor (faşizmde bahsedilen “Yahudi Bolşevik komplosu” gibi).

İşte Cemal Dindar’ın manifestosunda tümgüçlü bir kötülük atfederek suçladığı “İsevi Hipnoz” komplosu da aynen “Yahudi Bolşevizm” veya “Postmodern Marksizm” gibi bir ideolojik kurgudur, şu veya bu toplumsal kesimi faşizanca düşmanlaştıran bir heyuladır [1].

Böyle bir terminolojik prosedürle bileştirilen A ve B öğeleri tamamen alakasız mıdır? Değildir, aslında A ile B arasında kavramsal köprüler kurmak mümkündür. Ama “A-B” terimi dünyadaki kötülükleri yoğuşturan bir komplo-sebep gibi kurgulandığı zaman gerçekleri ikrar ve analiz etme görevi baştan savılmış olur ve bu sayede “iyiler/kötüler” apaçıkmış gibi davranma fırsatı doğar. Böyle bir prosedüre yaslanmak herşeyden önce faşizan ideolojik fırsatçılıktır [2].

Verilen örnekler üzerinden bu durumu açıklayalım: Sovyetler Birliği’ne üst düzeylerde hizmet eden Yahudiler sahiden de vardı, klasik Marksizmin değilse de sınıf mücadelesini göreceleştiren post-Marksizmin postmodern eğilimleri sahiden de vardır, gerçek İseviliğin değilse de reel Hristiyan medeniyetin medyatik “hipnoz” (?) araçları sahiden de vardır…

Yüzyıllar önce matbaanın temel işlevinin İncil basmak olması gibi, radyo-televizyon-internet etrafında şekillenen “dikkat odaklayıcı” ekonomilerde de Hristiyan mesajlar bol bol yer bulmuştur. Bu baskınlığın pek yalın nedeni ise hem İslam hem de Yahudiliğin imgeleri yasaklamasıdır (put kırıcılık: ikonoklazm), zaten matbaa yokken de kiliseler imajlarla doluydu, camiler ve sinagogların aksine.

Kiliselerin ve katedrallerin göz alıcı olmasına (ve müteakip medeniyetin medyatik görkemine) bakıp “İsevi Hipnozcular” komplosundan söz açmanın ne kadar saçma olduğunu izah etmek gereksiz.

Ama İseviliğin “hipnotik” (?) iç çelişkisini gündeme getiren bir eserden söz açabiliriz: İsa’nın Son Ayartısı (1988) filminde kanına girdiği İsa’nın ölüm görevinden kaytarıp cinsellik ayartısına kapılmasına neden olan Şeytan bir nevi “hipnozcu” gibiydi [3].

Cemal Dindar’ın manifestosunda ilan ettiği büyük komplo belki de “İsa’nın Son Ayartısı”dır, tek sorun “İsevi Hipnoz”un ne İsevi ne de Hipnoz olmasıdır, çünkü filmde İsa kendi kendine ihanet eder ve Şeytan olsa olsa efsane statüsü altında “hipnozcu” sayılabilir.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Halkın İsevi Hipnozcuları Kimlerdir?”, “Psikodiyalektik Teslis? Analist/Terapist Tarihin Kurumsal Babası Değildir!”

[2] Bkz “Fırsatçı Medya Ekolojisi Hukukun Yerini Almıştır”, “Fırsatçı Medya Ekolojisinde Anonim Kalabalık Fetişi”

[3] Bkz “Yahuda ve Hamas”

3 Yorum

Filed under Şey

3 responses to “İsevi Hipnoz Ne İsevidir Ne De Hipnozdur — Işık Barış Fidaner”

  1. Geri bildirim: Asansör — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: İsevi Hipnoz — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  3. Geri bildirim: Slavoj Žižek: Sapkın Kılavuz İdeoloji | YERSİZ ŞEYLER