Pınar Öğünç’ün Aksi Gibi (2015) kitabında ‘Ben’ öyküleri vardı [1], Beterotu (2019) kitabında ‘O’ öyküleri vardı [2]. Şu Anda Burada Mıyız? (2023) ise başlığıyla ‘Biz’ romanı izlenimi yaratmakla birlikte ‘O’ öykülerinin zincirlenmesinden müteşekkil bir ‘Onlar’ kitabıdır.
‘Biz’in askıda bırakılmasının bir nedeni ‘yaşa basmama sakıntısı’ysa (‘Biz’ bahisleri ister istemez soyut kalacaktı) öbür nedeni Korona ve sonrasında ekonomik bunalımla birlikte hayatların birey ölçeğine daralmasıdır.
‘Biz’ iki anlamda ‘yaş’tır, hem nesil farkı hem de sızan su anlamında.
Yeni hayaller kuramayan binyılcı nesil, hayalleri yürürlükte kalan eski neslin akvaryumundaki balıklar statüsünde kaldı: Dünya defalarca altüst olsa da (ve bu değişimlere reaksiyon olarak) başarılı sayılmak için Boomer eğlendirme ilkesi değişmeden kaldı [3].
Nesil ve sızan, N ile Suzan, ‘Ne!’ ile Susan’dır.
‘Ne!’ histerik sorgulamadır, gürültüdür, dırdırdır: ‘Neden! Ne oluyor! Ne diye! Kimmiş! Nerede! Ne zaman!’ vb. Nesil farkı sorular uyandırır: ‘Neden o zamanki bedeller öyleydi de şimdiki bedeller böyle?’
Susan ise gürültüyü perdeleme obsesyonudur, hem ondan ürküntü duyar hem de ona meftun olur ve sonuçta yegane muhatabını kendini sakındığı o sızıntıda, susuntuda aramaktan kendini alamaz [4].
‘Ne!’ aslında Susan’a dadanan hayalettir, yani onun için tahammül ve tenezzül konusudur, ancak perdelenince aşk kılığına bürünmüştür: N esasen Suzan’ın büyük aşkı değil, bertaraf etmekle yükümlü olduğu periyodik sızıntıdır, bir nevi adettir, onu öteledikçe adet yerini bulacaktır. Suzan da bunun farkındadır ve bir miktar Sazanlık ardından Susar. Sonunda Nuh ustaya emanet ettiği (önceki nesilden) Sızan aslında kendisidir.
Romanın beşte ikisinden sonrasını kaplayan ‘bilmemkimin bilmemnesi’ formatlı öykülerin hepsi ‘Suzan’ın N’si’ modelini yineler (susanın nesi?), nitekim ‘Suzan’ın çatlağı’ başlığıyla modelin kendisi de zincir üzerinde bulunabilir.
Ayrıca bunlar birer ‘yaşa basma’ anlatır, iki anlamda: fiziken büyümek, bir yaşına daha girmek, ama şaşkın kalmak, ayağını yere sağlam basamamak, ıslak ve kaygan bir zeminde eğreti kalmak.
Sonuçta genel model şöyle özetlenir: Susanın nesi yaşa bastı? Suskun kalan insanın hayatı hangi açılardan ‘olgunlaşma’ konusunda çuvalladı? İşte Suzan’ın astral seyahatleri her zaman bu takımyıldıza yöneliktir.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Aksi Gibi: Bölük, Yekpare, Sisli”
[2] Bkz “Beterotu: Dijital Mamilla & Analog Fallus”
[3] Bkz “Boomer Egosu: Benim Kafam Rahat, Sen Köşende Kudur!”, “The Great Resignation: A Reckoning with Boomer Ideals”, “Kayıp Kuşak ve Erbaba Turnusolu”, “Üç Tarz-ı Rivayet: Binyılcı Nergis Ne Yapacak?”, “X ve Z bakışırken Y’ye beklemek düşer”
[4] “Ne denmez efendim denir.” Bunu anneannem söylerdi. Bkz “Muhataplık ve Dört Söylem”






























Geri bildirim: Perhizyen — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Çimdik — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Verim — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sine Mat — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Kuşaklar — özel sayfa | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER