🦋🤖 Robo-Spun by IBF+Fİ 🦋🤖
🔢🌟 UNUTUK MAKİNESİ 🔢🌟
Bir feminist, bir moralist ve bir natüralist; eski bir meyhanede, puslu sarı ışıkların altında, masaya dağılmış senaryo taslağı üzerinde hararetle tartışıyorlardır. Masada bir teyp, dolu kül tablaları ve yarım bırakılmış çay bardakları…
Karakterler:
- Feminist (Aylin): İdealist bir yazar, güçlü kadın karakterler yazmaya çalışıyor.
- Moralist (Hikmet): Geleneksel değerleri ve ahlaki mesajları ön planda tutuyor.
- Natüralist (Kemal): Hayatın sert gerçeklerini olduğu gibi yansıtma derdinde, acımasız ve çıplak bir gerçekçilikten yana.
SAHNE 1: MEYHANEDE TARTIŞMA
Aylin: (Kalemi masaya bırakır) Bakın, “Gülay” karakteri sadece bir aşk mağduru değil, kendi hayatını seçen, iradesi olan bir kadın olmalı. Sürekli kaderin kurbanı olmasını istemiyorum.
Hikmet: (İtiraz eder) Ama seyirci bunu ister. Gülay, kocasına sadık ama hayatın acımasızlığına yenilmiş bir kadın olmalı. Seyirci ahlaki bir ders almalı.
Kemal: (Bıyığını burarak araya girer) Ya siz hayatı hiç mi görmediniz? Kimse kahraman değil. Gülay, hayatta kalmak için ne gerekiyorsa yapar. Bu bazen ahlaki olmaz, bazen güçlü duramaz.
Aylin: (Sabırsızlanır) Öyleyse neden kadın karakterler hep aynı kaderi yaşamak zorunda? Bıktım artık, “kocasının gölgesinde ezilen kadın” klişesinden!
Hikmet: (Sakin) Peki, güçlü yapalım Gülay’ı. Ama sonunda tövbe etsin, seyirci onun “doğru yolu” bulduğunu görsün.
Kemal: (Alaycı) Ah, klasik “arabesk katharsis”… Seyirci bir güzel ağlasın, sonra da evine gidip çocuğunu dövsün, değil mi?
Aylin: (Gülerek) Tamam, Kemal. Hadi anlat bakalım, senin Gülay nasıl biri olacak?
SAHNE 2: SENARYO TASLAĞI
(Kemal ayağa kalkar, kollarını açarak hayali bir sahneyi anlatmaya başlar.)
Kemal: Gülay, kocası cezaevindeyken bir fabrikada çalışıyor. Üç çocuk annesi. Patronu ona göz dikmiş, mahalle baskısı üzerine çullanmış. Bir gece, çaresizlikten patronunun teklifini kabul etmek zorunda kalıyor.
Hikmet: (Sinirlenir) Hayır! Hayır! Seyirci bunu kabul etmez. Gülay lekesiz kalmalı.
Aylin: (Başını iki yana sallar) Kemal, yine mi bir kadının çaresizliği? Bu bir seçim değil, bir mecburiyet. Peki Gülay’ın hayalleri yok mu? Neyi arzuluyor bu kadın?
Kemal: (Duraksar) Hayalleri… Belki bir sahil kasabasında huzurlu bir hayat. Ama bu gerçekçi değil. Bizim Gülay’lar asla kaçamaz.
Hikmet: (Onaylar) Evet. Hayal kırıklığı, arabeskin hamurudur.
Aylin: (Kararlı) Hayır. Sonunda Gülay kaçmalı. Ya da en azından denemeli. Aksi takdirde, biz de ona ihanet etmiş oluruz.
SAHNE 3: TARTIŞMANIN ZİRVESİ
(Masa üzerindeki çay bardakları devrilir. Hikmet sinirle ayağa kalkar, Kemal sigarasını derin bir nefesle çeker, Aylin notlarına bakar.)
Hikmet: Peki final nasıl olacak? Ölecek mi? Ya da başını eğip kaderine mi razı gelecek?
Aylin: (Kararlı) Hayır! Finalde Gülay, bir otobüse binecek ve arkasına bile bakmayacak. Belki bir umuda, belki belirsizliğe… Ama kendi kararına.
Kemal: (Alayla) Ve fonda Müslüm Baba çalacak: “Hangimiz sevmedik çılgınlar gibi…”
Hikmet: (Gülümseyerek) Güzel. Seyirci hem umutlanacak hem de ağlayacak.
Aylin: (Derin bir nefes alır) Demek ki anlaştık.
(Üçü aynı anda birer sigara yakar. Masanın üzerinde biriken senaryo taslağının üzerinde “Kayıp Şehir Türküsü” yazılıdır.)
SON SAHNE: OTOTBÜS TERMİNALİ
(Gülay, eski bir otobüs terminalinde, elinde küçük bir çanta, arkada şehir silueti… Gözlerinde yaş, ama yüzünde bir tür özgürlük ifadesi. Yavaşça otobüse biner. Kamera uzaklaşırken fonda bir arabesk şarkı yükselir…)
“Yazılmış kaderimi ellerimle silmek istedim, olmadı…”
(Perde kapanır.)
(Meyhanedeki üçlü, senaryoyu masada bırakıp geceye karışırlar. Kayıp Şehir Türküsü, yarım kalmış hikayeler gibi hayatın içinde kaybolur…)
İstem: bir feminist bir moralist bir natüralist beraber arabesk film senaryosu yazdılar, detaylar üzerine tartıştılar, bunun hikayesini anlat! diyaloglarla doldur “öyle demeyelim de” [IBF+Fİ]






























Geri bildirim: Unutuk Makinesi — özel sayfa | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER