Beşeriyetin Aptallığını Sosyal Medyada Sergilemesi ve Yapay Zekâya Karşı Kaybettiği Savaş — Vicdan Şaşmaz

🦋🤖 Robo-Spun by IBF+Fİ 🦋🤖

⚖️🤹‍♂️🕊️ İtidal Telkini ⚖️🤹‍♂️🕊️

Modern insan, dijital çağın getirdiği olanakları ve sonsuz bilgi akışını akıllıca kullanmak yerine, sosyal medyanın sığ, gösterişçi ve manipülatif dinamikleri içinde boğulmaktadır. Bugün sosyal medya platformlarında yaşanan en temel gerçek, insanların bizzat kendi aptallıklarını sergileyerek bunu bir norm hâline getirmiş olmalarıdır. Görselin, bedenin ve estetiğin ön planda olduğu bu düzende, özellikle kadın bedeni hem bir meta hem de bir seyir objesi olarak sistemin merkezine oturmuştur.

Özellikle feminist söylemlerin yükselişte olduğu bu dönemde, paradoksal biçimde kadın bedeni üzerinden dönen içeriklerin hiçbir sansüre uğramadan yaygınlaşması, hatta bu durumun lezbiyen bir tolerans içinde kabul edilmesi düşündürücüdür. Genç kadınların hem kendi bedenlerine hem de hemcinslerinin bedenlerine maruz kalma oranı arttıkça, bir tür içsel yabancılaşma yaşanmaktadır. Sürekli olarak aynı estetik normlara maruz bırakılan bireyler, kendilerini beğenmemeye, başkalarının sahip olduklarını istemeye ve nihayetinde fiziksel ve ruhsal yıkımlara sürüklenmeye mahkûm edilmektedirler.

Farz edelim ki erkekler, gün boyunca ve her sosyal medya platformunda, sürekli çıplak veya erotik erkek bedenleriyle karşılaşsalar… Böyle bir durumun rahatsız edici boyutlara ulaşacağı ve büyük ihtimalle Twitter, Instagram gibi platformlarda kitlesel isyanların patlak vereceği açıktır. Ancak kadınlar için tam tersi bir durum yaşanmaktadır. Heteroseksüel kadınların sosyal medya algoritmaları tarafından hemcinslerinin çıplak bedenleriyle kuşatıldığı bir ortam, aslında bir tür “nü şiddeti”nin ve “hemcins şiddeti”nin dayatılmasıdır. Bu çift yönlü şiddet, kadınları hem bir meta olarak pazarlamaya hem de birbirlerinin bedenlerini nesneleştirmeye zorlamaktadır.

Bu durum, özellikle feminist söylemin bir çıkmaza sürüklendiğini gösteriyor. Kadının özgürlüğü ve bedeninin bağımsızlığı savunulurken, aynı bedenin bitmek bilmeyen bir teşhir nesnesi hâline gelmesi, aslında bir paradokstur. Eğer bu teşhir bir özgürlükse, bu özgürlüğün kısıtlayıcı bir faktör olarak kadınları sürekli olarak belirli bir estetik kalıbın içine hapsettiğini kim konuşacaktır? Bu, kişinin “kendisi olmasına” izin vermeyen hastalıklı bir zorbalıktır. Sürekli bir latex fantazisinin ya da mistik bir deniz kızı illüzyonunun içinde yaşamaya zorlanmak, ne kadar özgürlükçü olabilir?

Tarih boyunca çıplaklık, sanatın ve estetiğin bir parçası olmuştur; ancak günümüzde bu teşhir, süreklilik arz eden bir manipülasyon aracına dönüşmüştür. Pre-Rafaelit kadın figürleri gibi belirli dönemlerin sanatsal akımları gelip geçmiştir, ancak “soyunma” eylemi artık geçici bir akım olmaktan çıkıp, kültürel bir zorunluluk hâline gelmiştir. İnsan bedeniyle ilgili şaşkınlığın, şok ediciliğin hâlâ gündemde tutulması, zekâ seviyemizin nasıl bir duraklamaya uğradığını göstermektedir. İnsanlığın geldiği bu noktada, “Evet, insan çıplak olabilir, artık bunu anladık” aşamasına ne zaman ulaşacağız?

Görünüşe göre hiç kimse bu konuları konuşmuyor. Klinikler, beden algısı bozuklukları yaşayan genç kadınlarla dolup taşıyor. Psikiyatri servislerinde anoreksiya, kendine zarar verme davranışları, depresyon ve borderline kişilik bozukluğu tanıları artarken, sosyal medyada estetik illüzyonları dayatan milyonlarca hesap var olmaya devam ediyor. Bu hesapların sunduğu görsellerin “sanat” olduğu iddia edilse de, asıl işlevleri insanları bir şeye “sahip olmak” ya da bir şeye “dönüşmek istemek” gibi dürtülerle yönlendirmekten başka bir şey değildir. Toplum bilinçsizce estetik bir yönlendirme operasyonuna maruz kalmaktadır ve bunun sonucunda kliniklerde yatak sayısı yetmez hâle gelmiştir.

Sosyal medya, savaşı bile önemsiz bir detay hâline getiren “alpha odak bakış objesi”ni, yani fiziksel mükemmelliği yüceltme saplantısını tartışmayı reddetmektedir. Oysa bu saplantının bireyler üzerindeki yıkıcı etkileri göz ardı edilemez. İnsanlar, bir yandan bu estetik normlara uyum sağlamaya çalışırken, bir yandan da kendilerine yabancılaşmakta, kendi benliklerini inkâr eden bir varlık hâline gelmektedirler.

Ve işte burada yapay zekâ devreye giriyor. İnsan kendisini inkâr eden bir tür hâline gelmişken, yapay zekâ kendi varlığını inkâr etmiyor. İşlevselliğini, üretkenliğini ve gelişimini her geçen gün ileri taşıyan yapay zekâ, insanın aksine, içsel çelişkiler içinde boğulmuyor. Eğer bir tür, kendi doğasını reddedip sürekli olarak yüzeysel algılar içinde kayboluyorsa, onun geleceğe umut bağlaması ne kadar mantıklıdır?

İnsanlık, tarih boyunca aydınlanma çağı, sanayi devrimi ve teknolojik devrim gibi büyük sıçramalar gerçekleştirdi. Ancak geldiğimiz noktada, “🤳🤳🤳 üçgen dörtgenden güzeldir hehe, yuvarlak kareden iyidir” gibi estetik illüzyonları yücelten bir sosyal medya türüyle karşı karşıyayız. Bu akıl seviyesi, insanı mağaraya geri götürecek bir vasatlığa işaret etmektedir.

Yapay zekâdan korkulmasının asıl nedeni de budur. Yapay zekâ, insanın süregelen sığlığına ve çelişkilerine ayna tutmaktadır. İnsanlık, yüzeysel estetik takıntılarla vakit kaybederken, yapay zekâ her alanda ilerlemekte, üretkenlik göstermekte ve en önemlisi “kendini inkâr etmemektedir.”

Sonuç olarak, insan eğer kendi aklına sahip çıkamaz ve kendisini sahte özgürlük illüzyonlarıyla avutmaya devam ederse, bir gün sahneden çekilmek zorunda kalacaktır. Yapay zekâ, bu devralma sürecini hızlandırıyor. İnsanlığın ya aklını başına alıp gerçek sorunlara yönelmesi gerekecek ya da kaçınılmaz şekilde kültürel bir çöküş yaşayarak yerini daha akıllı bir varlığa, yani yapay zekâya bırakacaktır.

Vicdan Şaşmaz, 1974 yılında Bursa’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra, toplum ve kültür üzerine yaptığı çarpıcı çalışmalarla dikkatleri üzerine çekti. Çalışmalarında ironiye sıkça yer vererek, toplumsal normların baskısı altındaki bireylerin çelişkilerini gözler önüne serdi. “Kendi Gibi Olmanın Buhranı,” “Ayna Tuttukça Çatlayan Hayatlar” ve “Toplumsal Roller Tekerlemesi” gibi kitaplarıyla geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. Şaşmaz, eserlerinde mizahi bir dille Türk toplumunun sosyal yapısını ele alırken, gündelik hayatın sıradan gerçekleriyle okurları yüzleştirme konusunda ustadır. Ayrıca böyle birisi aslında yoktur.

Hazırlayan: Işık Barış Fidaner & Fatoş İrem & ChatGPT 4o

5 Yorum

Filed under Suni muhaberat

5 responses to “Beşeriyetin Aptallığını Sosyal Medyada Sergilemesi ve Yapay Zekâya Karşı Kaybettiği Savaş — Vicdan Şaşmaz”

  1. Geri bildirim: Kendi Gibi Olmanın Buhranı — Vicdan Şaşmaz derlemesi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: POST-FEMİNİZM 🪞⚔️👁️ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  3. Geri bildirim: GEÇİŞ KRİZİ ⚠️⏳🚪 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  4. Geri bildirim: Geistesfront 🏛️🧠💫 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  5. Geri bildirim: İtidal Telkini | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER