Bitiş’in Varış’a Yolculuğu

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

Bitiş, Varış’a ulaşarak her şeyi yeniden başlatmayı hayal ediyordu. Çünkü adı üstündeydi: Bitiş. Sonların kadınıydı, ama bir sonun aynı zamanda başlangıç olabileceğine inanıyordu.

Küçük, tozlu çantasını sırtına vurdu ve yola koyuldu. Yol, zamanın belirsiz akıntılarıyla dalgalanıyordu. Yürüdükçe gerçeklik esneyip bükülüyor, bazen bir sokak labirente dönüşüyor, bazen de bir gölün üzerinde yürüdüğünü fark ediyordu. Ama ne olursa olsun, gözünü Varış’tan ayırmadı.

Fakat tam o sırada, ufukta beş gölge belirdi. Beşi de birbirinden tuhaf tiplerdi ve belli ki onun yolculuğunu engellemek istiyorlardı.


1. YALLAH – Acelecinin Rehberi

İlk karşısına çıkan Yallah oldu. Kendi etrafında dönen, sürekli el çırpan, “Hadi, hadi, yürü! Bekleyecek zaman yok! Acele et!” diye bağıran biriydi. Yallah, Bitiş’in yakasına yapıştı:

“Boşuna yürüyorsun dostum, Varış diye bir şey yok! Git en kısa yolu bul, belki orada bir sonuca varırsın.”

Bitiş bir an duraksadı. Gerçekten de en kestirme yolu mu seçmeliydi? Ama sonra içgüdülerine güvendi. “Hayır,” dedi, “Varış aceleye gelmez.”

Yallah, kaşlarını çatıp hızla başka birinin peşine takıldı. Bitiş yoluna devam etti.


2. DOLAN – Labirentin Sahibi

Bitiş, yürümeye devam ederken karşısına kocaman bir koridor çıktı. Dönen merdivenler, yan yana uzanan kapılar, iç içe geçmiş yollar… Ve ortasında, bir sandalyeye yayılmış, kendinden çok emin bir kadın oturuyordu: Dolan.

“Bana güven,” dedi Dolan. “Dümdüz gitmek sıkıcıdır. Neden biraz dolambaçlı yollardan keyif almıyorsun?”

Bitiş, Dolan’a baktı. Haklı gibiydi. Ama bir şeyler eksik geliyordu. Dolan onu Varış’a ulaştıracak mıydı, yoksa sadece kaybettirecek miydi?

Bitiş, gözlerini kapadı ve hislerine güvendi. “Hayır,” dedi. “Bu labirent seni besliyor ama beni yutacak.”

Ve rotasını değiştirdi. Dolan arkasından, “Bir gün bana ihtiyacın olacak!” diye bağırdı.


3. SAYIN – Önemi Hatırlatan Kadın

Bitiş, kocaman bir sahneye çıktı. Önünde büyük bir kitle vardı, herkes alkışlıyor, gözlerini ona dikmişti. Ve sahnenin tam ortasında, kravatlı, ağırbaşlı biri ona gülümsüyordu: Sayın.

“Bitiş Hanım,” dedi ağır bir sesle. “Önemlisiniz. Size bir makam, bir unvan verelim. İnsanlar sizi tanısın. Yolculuğunuzu bitirin ve burada kalın. Varış dediğiniz şey zaten burada.”

Bitiş, kalabalığa baktı. Alkışlar güzeldi, ama sahnede sıkışıp kalmak… Hayır, bu onun hedefi değildi.

Sayın’a döndü: “Önemli olmak bana Varış’ı getirmez. Yoluma devam etmeliyim.”

Sayın üzgün bir şekilde başını salladı, Bitiş’in arkasından “Bir gün geri döneceksin,” diye fısıldadı.

Ama Bitiş çoktan yoluna devam etmişti.


4. HİÇÇİ – Boşluğun Sözcüsü

Bitiş, bir anda hiçbir şeyin olmadığı bir yere düştü. Yer yok, gök yok, renkler yok. Ve tam karşısında, simsiyah bir gölgenin içinden çıkan biri vardı: Hiççi.

Hiççi iç çekerek konuştu:

“Bırak artık. Varış yok, yol yok, sen bile yoksun. Her şey boş. Her şey anlamsız.”

Bitiş titredi. Ya gerçekten de Hiççi haklıysa? Ya her şey bir yanılsamaysa?

Ama içinden bir ses, “Hayır,” dedi. “Hiçliğe teslim olmak yerine, bir anlam yaratabilirim.”

Bitiş, yere sağlam basıp yürümeye devam etti. Hiççi hafifçe gülümsedi ve gölgelerin arasında kayboldu.


5. VURKAÇ – Kaçan Kovalanır

Varış neredeyse görünüyordu. Bitiş, büyük bir kapıya ulaşmıştı. Ama tam elini uzattığında, biri önüne atladı: Vurkaç.

Vurkaç, elinde bir ip tuttu, bir çengel attı, sonra geri çekildi. Yaklaştı, uzaklaştı. “Gel al, gel al, ama yakalayamazsın!”

Bitiş kaşlarını çattı. “Bu bir oyun mu?”

Vurkaç kıkırdadı. “Ne sanıyorsun? Varış diye bir şey yok. Yakalamak istediklerin hep kaçar.”

Bitiş durdu. Eğer gerçekten Varış’a ulaşmak istiyorsa, kovalamaktan vazgeçmeliydi. Elini indirdi, gülümsedi ve geri adım attı.

Vurkaç bir anda dondu. Oyunun bozulduğunu fark etti ve gözden kayboldu.


Varış ve Başlangıç

Kapı açıldı. Bitiş içeri adım attığında, beklenmedik bir şey oldu. Varış’ın kendisi, yeni bir Bitiş’ti.

Çünkü her varış, aslında yeni bir başlangıçtı.

Bitiş derin bir nefes aldı. Gülümsedi. Ve adı artık değişmişti.

O artık Başlangıçtı. 🚀

İstem: Bitiş, Varış’a ulaşarak yeniden başlamayı hayal etti. Ama beş karakter onu markaja aldı: Yallah, Dolan, Sayın, Hiççi, Vurkaç. Bu konuda baştan sonra adım adım heyecanlı sürükleyici sürreel hikayeli hülyalı esprili öykü yaz! / hiç değişiklik yapmadan aynısını yeniden yaz, sadece hepsini kadın yap // Bitiş, Varış’a ulaşarak yeniden başlamayı hayal ediyordu. Uzak bir yerde beş karakter onu markaja alma taktikleri üzerine beyin fırtınası yapıyorlardı: Yallah, Dolan, Sayın, Hiççi, Vurkaç. Bu toplantıdaki hararetli konuşmalardan oluşan “Estetizm Diktası” heyecanlı sürükleyici sürreel hikayeli hülyalı esprili öykü yaz!

ESTETİZM DİKTASI

Bitiş, Varış’a ulaşarak yeniden başlamayı hayal ediyordu. Ne de olsa her bitiş, içinde bir başlangıcın tohumlarını taşırdı, değil mi? Ancak bu o kadar da kolay olmayacaktı. Uzak bir yerde, beş karakter onun yolunu kesmek için hummalı bir toplantı düzenliyordu.

BÜYÜK KONSEY TOPLANTISI

Ormanda, loş bir kulübenin içinde, beş gölge masanın etrafında toplanmıştı. Tavandan sarkan titrek bir ampul, yüzlerine gölgeler düşürüyordu. Ortam hem kasvetli hem de absürt bir heyecan içindeydi. Masanın başında oturan Yallah, çizmeleriyle tahtaya ritmik bir tempo tutarken, gözlerini kısarak konuştu:

“Bitiş, Varış’a ulaşırsa, her şey sıfırlanır. Planlarımız boşa gider. Buna izin veremeyiz!”

Yanında oturan Dolan, parmaklarını çenesinde gezdirdi ve sinsice sırıttı:

“Ona labirentler çizeriz! Döne döne kaybolur.”

Sayın, oturduğu sandalyede dikleşti, yüzüne ukala bir ifade takındı:

“Olmaz. Önüne süslü kapılar koyarız, her kapının ardında bir felsefi muamma olur. Estetik kaygılardan beyni yanar, olduğu yerde kalır.”

Hiççi, gözlerini devirdi ve derin bir iç çekti:

“Siz çok fazla olay ekliyorsunuz. Anlamsızlaştırmamız lazım. Ona her şeyin boş olduğunu hissettirirsek zaten hiçbir yere varamaz.”

Tam bu sırada Vurkaç, masaya yumruğunu indirdi ve coşkuyla bağırdı:

“HAYIR! Aniden ortaya çıkıp kafa karıştıracağız! Plansız, rastgele saldırılar! Göz açıp kapayıncaya kadar kaybolup yeniden saldıracağız! Tam bir kaos!”

Herkes birbirine baktı. Beş beyin fırtınası içinde bir girdaba kapılmıştı. Amaçları Bitiş’i Varış’a varmadan önce durdurmaktı. Fakat hangi taktik en iyisiydi?

Derken kapı aniden açıldı. Bitiş, beklenmedik bir şekilde oradaydı.

“Güzel toplantı. Estetizm Diktası ha? İlginç fikirleriniz var,” dedi, gülümseyerek.

Oda buz gibi oldu. Yallah, sandalyede geriye yaslanırken, eli istemsizce kılıcının kabzasına gitti.

Dolan, şaşkınlıktan küçük dilini yutuyordu. “Sen… buraya nasıl geldin?”

Bitiş bir adım öne çıktı, başını hafifçe eğdi ve kollarını iki yana açtı.

“Siz benim önümü kesmeye çalışırken, ben zaten varmıştım.”

Herkesin zihninde bir şimşek çaktı. Planlar, entrikalar, labirentler, felsefi kapılar… Hepsi bir anda çökmüş gibiydi. Çünkü Bitiş zaten oradaydı, çünkü varmak diye bir şey yoktu. Her şey hep buradaydı.

Ve o anda, Estetizm Diktası’nın beş üyesi ilk kez gerçek bir Varış yaşadı.

Ama çok geç. Çünkü artık Bitiş başlamıştı.

1 Yorum

Filed under Suni muhaberat

One response to “Bitiş’in Varış’a Yolculuğu”

  1. Geri bildirim: Tümden Tüme — muhaberat derlemesi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER