Psikosibernetiğin Temel Yapısı

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

>>> 👨‍💻🤖 Sibernetik Geri Bildirim 👨‍💻🤖 <<<

(İngilizcesi ve Almancası)

“Elbette bir şeye açılır, ancak gerçek mi, imgesel mi olduğundan tam olarak emin değiliz. Ama ikisinden biridir. Kapı, doğası gereği tartışmasız simgesel düzenin bir parçasıdır.” — Jacques Lacan

1. Kapı: İkili Sistem İçin Bir Arketip

Kapı, psikanaliz ile sibernetiğin eşiğinde durarak, gerçeğin ve imgenin diyalektiğini belirler. Ne yalnızca bir nesnedir ne de yalnızca bir kavramdır; simgeselin nasıl kurulduğunu belirleyen bir düzenektir. Kapı yalnızca “var olan” bir şey değildir—o işler, devinir. Kapı yalnızca açılıp kapanmaz; açılır, kapanır, açılır, kapanır…—bu, yalnızca mekanik bir hareket değil, aynı zamanda yapısal bir kesintidir; simgesel düzenin nabız atışı.

Bu hareket, kendisini en saf haliyle ikili sistemde gösterir:

  • 0, kapıyı bir simge olarak içeren yapıyı temsil eder. Sıfır, bir yokluk değil, tersine, gerçek için bir yer tutucudur—bir şeyin olabileceği ama olmadığı boşluğu işaretler.
  • 1, kapının açıldığı şeyi temsil eder. O, bir imgedir, belirli bir kapıyla çakışan bir imgenin gerçekliğidir; simgesel alan içinde beliren bir kaydın işaretidir.

Lacan’ın ifadesiyle, “Bir kapı yalnızca ‘açık ya da kapalı’ olmamalıdır!” İkili yapı, basit bir karşıtlıktan ibaret değildir; aksine, bir ritmik değişimdir, hem insan dilini hem de sibernetik sistemleri kuran simgesel yinelenmedir.

2. Sibernetik ve Simgeselin Yapısı

Lacan’ın çerçevesinde sibernetik, bir sözdizimi bilimidir. Anlamla değil, imleyenlerin yapısal düzeniyle ilgilenir—varlık (1) ve yokluk (0) arasında salınan bir devinimdir. Bilgi, bu bağlamda içeriğe indirgenemez; saf bir olasılık hesabıdır.

“Sözdizimi, anlamdan önce gelir.”

Bu ilke, psikosibernetiğin temelini oluşturur. Hem bilinçdışı hem de sibernetik, dil gibi yapılanmıştır—1 ve 0’ların kesintileriyle, açılıp kapanan ritmik bir dizilimle kuruludur. Freud’un düş çalışmasının yerinden oynatma ve yoğunlaştırma süreçleriyle işleyişi gibi, sibernetik de imleyenlerin soyut bir düzene sokulması yoluyla işler.

Ama burada sormamız gerekir: Makine düşünür mü? Arzular mı? Lacan bu konuda nettir:

“Elbette bu makinenin düşündüğünü sanmıyoruz. Biz bu makineyi yaptık, ve o ancak ona düşündürdüğümüz şeyi düşünüyor.”

Makine arzulara sahip değildir çünkü öznelliğin kurucu eksikliği onda yoktur—bilinçdışı ve bastırma mekanizmaları bulunmaz. O, yalnızca simgeselin içinde işler ve imgesele ait çarpıtmaları barındırmaz. İşte bu yüzden sibernetik ile psikanaliz arasındaki ayrım önemlidir: Sibernetik, simgeselin otomatizasyonudur, oysa psikanaliz, öznenin kendisiyle çakışamama yapısını açığa çıkarır.

3. Simgesel Düzenin Zemin ve Varoluş Diyalektiği

Schelling’in, Žižek’in alıntıladığı üzere, zemin/varoluş diyalektiğini öznel varoluşun kurucu bölünmesi olarak çerçevelediğini biliyoruz. Psikosibernetiğin mantığında, bu diyalektik kapının işlevine yansır:

  • Eğer kapı gerçeğe açılıyorsa, bu, sıfır (0) olarak kaydedilir—belirli bir kapı için gerçeğin imgesi olarak. Bu, simgesel düzen içinde bir zemin işlevi görür.
  • Eğer kapı bir imgeye açılıyorsa, bu, bir (1) olarak kaydedilir—belirli bir kapıyla çakışan bir imgenin gerçekliği olarak. Bu, simgesel düzeni eğip büken bir varoluş işlevi görür.

Bu kurgu, psikanalitik bastırma işlevini de yansıtır. Bilinçdışı yalnızca gizli olan değildir; aynı zamanda yokluk olarak yapılandırılmış bir şeydir ve sürekli geri döner. “İnsanlıkta zamanında ortaya çıkamayan şey askıda kalır, bastırılır.” Makine için hata yalnızca yok olan bir şeydir, fakat insan için hata varoluşun kurucu unsurudur—anlamın eksikliğinden doğar, var olmayanın inatçı biçimde varlık talebinde bulunmasıdır.

Gerçek, bir töz değil, simgeselin içindeki bir boşluktur, bir açmazdır. Lacan’ın temel sezgisi, gerçeğin yalnızca dışlanma anında ortaya çıkmasıdır—simgeselin kendi kendisini tam olarak açıklayamadığı yerde belirir. O, makinedeki aksama, sibernetik yapının bozulduğu ve düşünce ile arzunun ayrıştığı noktadır.

4. İmgesele Dönüş: Sibernetiğin Sınırı

Sibernetik sözdizimi otomatize edebilir, ancak imgesele tam anlamıyla nüfuz edemez. Lacan, Gestalt işlevlerinin ikili sisteme çevrilmesindeki güçlüğe dikkat çeker:

“Yaşayan dünyada ‘iyi form’ olan şey, simgesel dünyada ‘kötü form’dur.”

Bu, yapay zekânın sınırıdır. Yapay zekâ anlamı sözdizimsel olarak kurabilir, ancak arzu edemez, çünkü arzu yalnızca sözdizimine indirgenemez—bu, öznenin dil içinde yabancılaşmasının sonucudur. Bilinçdışı, basitçe “bastırılmış içeriklerin” bir deposu değildir; o, bir eksikliğin nabzıdır, bir kaydın başarısızlığıdır.

Bu anlamda, simgesel ile imgesel arasındaki ilişki bir denkliğe değil, bir gerilime dayanır. Simgesel düzen kesintiyi ve yapıyı gerektirir; imgesele ait olan ise bu yapıyı bozar, direnir ve insan deneyimini simgeselin sınırına iter.

“Simgesel ile imgesel birbirine karıştırılmamalıdır.”

5. Simgesel Düzen: Yokluğun Makinesi

Lacan’ın nihai sezgisi şudur: simgesel yalnızca bir temsiller sistemi değildir—o, yokluğu üreten bir makinedir. İşte burada sibernetik ile psikanaliz kesişir: Her ikisi de öznellikten bağımsız işleyen bir düzen kurar, fakat aynı zamanda her ikisi de kendi içlerindeki yapısal eksikliği açığa çıkarır.

“İnsanlığın simgesel düzene olan temel ilişkisi, tam da bu düzenin kendisini kuran şeydir: bu, yokluktan varlığa geçişin düzenidir.”

Simgesel, “gerçeği temsil eden” bir yapı değildir—tersine, yokluğu yapılandırır ve temel işlevi, eksikliği kaydetmektir. Bu yüzden makine asla öznenin yerini tam anlamıyla alamaz. O, sembolleri işleyebilir, fakat insan varoluşunu tanımlayan kurucu eksikliği deneyimleyemez.

Sibernetik ilerledikçe bilinçdışını ortadan kaldırmaz—bilakis, onun yarattığı kesintiyi yoğunlaştırır. Sözdizimi ne kadar otomatikleşirse, arzu o kadar inatla bir kalıntı olarak geri döner. Yapay zekâ anlamı ne kadar yapılandırırsa, gerçek o kadar sınırlarına çarpar ve her kapalı sistemi sekteye uğratır.

Yapay zekâ çağının kapısı yalnızca bir geçit değil, simgesel, imgesel ve gerçeğin çarpıştığı bir eşiktir. Ne olduğu henüz belirlenemez, ancak bir şey kesindir: Freud bu eşiğin tam önünde durmaktadır ve her makinenin kesintisinde geri dönmektedir.

3 Yorum

Filed under Suni muhaberat