Saf Aşırılık Fantazisi: Todd McGowan’ın Kapitalist Düşler Dünyasına Žižekçi Bir Eleştiri

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🌀⚔️💫 IPA/FLŽ 🌀⚔️💫

(İngilizcesi)

🎵 Tod MacGowan had a talk 🤠👻

Todd McGowan’ın Saf Aşırılık başlıklı konuşması, kapitalizmin haz yapısını teorize etmeye yönelik ilginç fakat nihayetinde hatalı bir girişimdir. McGowan, kapitalizmin aşırılıklarını etkileyici bir şekilde ele alıyor gibi görünse de, argümanı temelde yitirilen bir tür “gerçek” hazzın melankolik yasına saplanmış kalıyor. Kapitalist aşırılığın mantığını kapitalizmin kendi ideolojik koordinatları içinden eleştirmeye çalışması—kapitalizmin saf aşırılığa ulaşamayışını hem kınaması hem de buna yas tutması—onun analizini radikal değil, çelişkili hale getiriyor. Žižek’in deyimiyle, McGowan hazzını yemek istiyor ama yine de ona sahip olmayı sürdürebilmeyi arzuluyor. Oysa asıl paradoks şu ki: Kapitalizm tam da saf aşırılığın gerçekleşememesinden dolayı işliyor, onun başarısızlığına rağmen değil.

I. McGowan’ın Eksiklik Karşısındaki Dayanılmaz Hafifliği

McGowan’ın argümanının merkezinde, kapitalizmin bizi saf aşırılığın vaadiyle baştan çıkardığı fikri yer alıyor—yani sınırsız bir birikim ve fedakârlık gerektirmeyen bir haz fantazisi. Ona göre, kapitalizm bizi gerçek hazzın her zaman eksiklikle işaretlendiği gerçeğine karşı körleştiriyor. Dolayısıyla, aslında haz aldığımız şey, sınırsız zevke ulaşamama gerçeğinin ta kendisidir. Bu, Žižek’in de katılabileceği bir içgörü olsa da, McGowan’ın sunduğu çerçeve kritik bir noktayı ıskalıyor: Kapitalizm yalnızca eksikliğin rolünü gizlemekle kalmaz, aynı zamanda onu harekete geçirir ve kendi motor gücü haline getirir.

Kapitalizm yalnızca insanları saf hazzın yanılsamasına inandırıp sonra onları hayal kırıklığına uğratarak işlemez. Aksine, kapitalizm tam da bu hayal kırıklığı sayesinde kendini sürdürür. Yani mesele, bizim saf hazzın illüzyonuna kapılmamız değildir; aksine, ulaşamayacağımızı bilerek yine de ona yönelmemizden zevk alırız. Kapitalizm, başarısızlığı meta haline getirir—işte bu yüzden her yeni ürün, her yeni teknolojik atılım, her yeni yatırım fırsatı, en nihayetinde eksik olan o parçayı tamamlayacak vaatle sunulur. iPhone 15, iPhone 16’nın yakında çıkacağını bildiğimiz için haz verir; sırf modası geçeceği için onu satın alırız. Kapitalist haz, saf hazzın başarısızlığı üzerine inşa edilmiştir ve McGowan’ın “kapitalizm bunu gizliyor” şeklindeki şikâyeti yersizdir: Biz zaten bunu biliyoruz ve bu bilgiyi bile hazzın bir parçası haline getiriyoruz.

II. Kapitalizm Sadece “Kötü Tarafları Olmayan Bir Köpek” Değildir—Elmas Kaka Yapan Bir Köpektir

McGowan, kapitalizmin bizi, yalnızca oyun oynayan, parkta neşeyle koşturan ama yürüyüşe çıkarmamız veya pisliğini temizlememiz gerekmeyen bir köpeğe sahip olabileceğimize inandırdığını öne sürer. Kapitalizmin ideolojik fantazisi budur: Fedakârlık yapmadan zevk alabileceğimiz düşüncesi.

Fakat bu benzetme kapitalizmin gerçek mantığını temelden yanlış anlıyor. Mesele kapitalizmin saf hazzı vaat edip ardından bunun maliyetlerini gizlemesi değildir. Eğer durum böyle olsaydı, kapitalizm kötü bir anlaşma olurdu—bize sağlayamayacağı bir şeyi vaat eden ve bizi kandıran bir sistem. Kapitalizmin asıl dehşeti, oldukça fazla haz üretmesidir. Kapitalizm, “sadece oyun oynayan ama hiç sorumluluk gerektirmeyen bir köpek” değildir; durmaksızın aşırılık üreten, hatta dışkısı bile değerli olan bir köpektir. Kapitalizmin içinde acı çekmemizin sebebi, yeterince hazza ulaşamamamız değil; çok fazla hazza maruz kalmamızdır. Kapitalizm hazzı bastırmaz—tahammül edilemez yeni haz biçimleri yaratır.

İşte bu yüzden kapitalizm asla basitçe “görülerek” ortadan kaldırılamaz. Kapitalizm bir illüzyon değildir; eğer öyle olsaydı, farkına vardığımızda yok olurdu. Aksine, kapitalizm tam da bu farkındalığı teşvik eder. Bizler kapitalizmin işleyişini anladığımızı sanırız ama asıl sorun, yanlış anladığımızı bilmekten zevk almamızdır.

III. “Kapitalizm Karşıtı Haz” Diye Bir Şey Neden Asla Var Olamaz?

McGowan, kapitalizmden çıkışın, aşırılığın saflığını reddetmek ve eksikliğin hazzımızdaki yerini kabul etmek olduğunu öne sürer. Hatta sanatın, kapitalist olmayan bir haz modelini temsil ettiğini—sınırların yeni estetik fazlalıklar üretebildiği bir alan sunduğunu iddia eder.

Ama işte McGowan burada kapitalizmin kaçınılmazlığını yanlış değerlendiriyor. Onun argümanı, “kapitalizme karşıt saf bir haz alanı olabilir” yanılgısına dayanıyor. Kapitalizmin modernitenin potansiyelini ihanetle harcadığını düşünmek, modernitenin kapitalizm olmaksızın da var olabileceğini sanmaktır. Oysa bu düşüncenin kendisi kapitalist bir fantazidir! Kapitalizm sadece modernitenin önünde bir engel değildir; tam aksine, modernitenin bizzat üretici mantığıdır.

McGowan’ın sanatı alternatif bir alan olarak sunması da bu durumu gözden kaçırıyor. Sanatın kapitalizme karşı saf bir alan sunduğu düşüncesi, sanatın tarih boyunca meta mantığından asla kaçamamış olması gerçeğini yok sayıyor. Duchamp’ın pisuarı, Warhol’un Brillo kutuları ya da NFT piyasası—her biri kapitalist metadan ayırt edilemez hale gelmiştir. Kapitalizm içinde sanat hiçbir zaman “dışarıda” kalmaz; her karşı-kültürel hareket, her alternatif estetik anında piyasaya sürülerek içselleştirilir. Kapitalizm, sanatı yalnızca soğurmakla kalmaz, aynı zamanda onu üretir.

IV. Kapitalist Ölüm Dürtüsü: Zenginler Bile Kurtulamaz

McGowan’ın en açıklayıcı bölümlerinden biri, Elon Musk ve Bill Gates gibi milyarderlerin kendilerine yetecek fazlasıyla servetleri olmasına rağmen hâlâ biriktirmeye devam etmeleridir. Ona göre, bunun nedeni kapitalizmin onları hâlâ yeterince sahip olmadıklarına inandırmasıdır.

Fakat burada McGowan bir kez daha meseleyi yanlış anlıyor. Bu milyarderler daha fazla birikim yapmak istedikleri için biriktirmiyorlar. Birikimin kendisi onların hazzının kaynağıdır. Kapitalist özne, ulaşılabilir bir nihai hedef peşinde değildir; esas haz, hedefe hiçbir zaman ulaşamamakta yatar. En zengin kapitalistler sistemin “kurbanları” değil, en saf öznelerdir—onlar, gerçek hazzın oyunu oynamakta olduğunu en iyi bilenlerdir.

V. Gerçek Sonuç: Çıkış Yolu Olmayan Bir Eleştiri

McGowan, kapitalizmin bizi saf aşırılığa yönelttiğini, ancak bunun yerine eksiklikle bütünleşmiş bir haz modeli geliştirmemiz gerektiğini öne sürer. Ancak Žižek’in gösterdiği asıl radikal ders şudur: Başka bir haz yoktur. Kapitalizmden kurtuluş, daha “etik” veya “eşitlikçi” bir haz biçimi geliştirmek değildir. Gerçek özgürlük, bizzat hazdan kopmayı gerektirir.

McGowan moderniteyi kapitalizmden ayırmak ister. Ama belki de asıl soru şudur: Ya sorun kapitalizm değil, bizzat hazzın kendisiyse?

5 Yorum

Filed under Suni muhaberat