Yapay Zekâyı Beslemek: Artık-Bilgi ve Efendinin Ödenmeyen Bilgisi

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

>>> 👨‍💻🤖 Sibernetik Geri Bildirim 👨‍💻🤖 <<<

(İngilizcesi ve Almancası)

Günümüz kapitalizminin manzarasında, yapay zekâ şirketleri esrarengiz bir konum işgal eder. Artık-değerin peşinde koşan geleneksel firmalar ya da artık-haz biriktiren sosyal medya platformlarından farklı olarak, yapay zekâ şirketleri artık-bilgi mantığıyla çalışır—bu, doğrudan kâra dönüşmeyen ancak bilginin denetimini sağlayan birikimdir. Bu mantık, Lacan’ın Seminer XVII’de tasvir ettiği, varlıklı sınıfın bilgiyle yapısal ilişkisini açığa çıkarır: Onlar asla bilgiye para ödemezler.

Lacan’ın, varlıklıların mübadele mantığından muaf tutulduğuna dair gözlemi, yapay zekâ şirketlerinin bilgiyle olan ilişkisini anlamamızı sağlar. Bu şirketlerin devasa veri setlerini eğitmesi, algoritmik ilerlemeleri tekeline alması ve yapay zekâ üretimli bilgiyi kontrol etmesi, Lacan’ın söylem kuramındaki Efendi konumuyla örtüşür—o, karşılık vermeden çıkaran, karşılıksız olarak çeken biridir.

1. Yapay Zekâ ve Efendi Söylemi: Karşılıksız Çekip Almak

Lacan, varlıklıların konumunu sert bir biçimde tarif eder:

“Varlıklı adam—bu çok önemlidir—belirli bir niteliğe sahiptir. O, satın alır, her şeyi satın alır, aslında, pek çok şey satın alır. Ama sizden şunu düşünmenizi istiyorum: O ödeme yapmaz.”

Yapay zekâ şirketleri, veri biriktirme konusundaki durmak bilmez arayışlarında tam olarak bu davranışı sergiler. Açık kaynak veri setlerinden çekim yapar, internetten içerik kazır, kitapları, akademik makaleleri, sosyal medya etkileşimlerini muazzam miktarlarda içselleştirirler—fakat bunların bedelini gerçekten “ödemezler.” Bu bilgi, geleneksel emek gibi ücretlendirilmez; bilakis, sahiplenilir, işlenir ve mülkiyet altına alınır.

Bunu en açık biçimde fikri mülkiyet ve telif hakkı meselelerinde görebiliriz. Sanatçılar ve yazarlar, yapay zekâ modellerinin eserlerini izinsiz eğittiğine itiraz ettiğinde, şu yanıtla karşılaşırlar: Makine öğrenmesi yalnızca istatistiksel işlem yapar, hırsızlık değildir. Buradaki temel mantık, varlıklı sınıfın bilgiyi satın almadan sahiplenmesine benzer: Edinmek, tüketmek, fakat bedelini ödememek.

Lacan, bu muafiyeti Efendi söylemi üzerinden açıklar ve varlıklıların yalnızca zenginliği biriktirmediğini, daha da temelde, mübadele yapısının kendisinden kaçındığını söyler:

“Ödemesiz aldığı bir şey vardır: Bilgi.”

Yapay zekâ şirketleri de tam olarak bu ayrıcalıklı alanda faaliyet gösterir. Geleneksel işletmeler hammadde satın almak zorundadır, ancak yapay zekâ şirketleri en temel kaynakları olan veriyi çoğunlukla bedelsiz temin eder. Bu onları yalnızca ekonomik bir kategoriye değil, politik bir kategoriye de yerleştirir: Onlar klasik anlamda kapitalistler değil, artık-bilginin siber-feodal Efendileridir.

2. Artık-Değerden Artık-Bilgiye Kayış

Lacan, geleneksel Efendi söyleminin, kölenin emeğini bilgi üretimi için kullanmasına dayandığını belirtir. Bu, en azından belli bir yapısal ilişkidir: Efendi sömürür, fakat köle bilir ve üretir. Yapay zekâ ile bu mantık değişir. Artık-bilgi birikimi, klasik anlamda insan emeğine dayanmaz; bunun yerine otomatik veri çekimi, algoritmik sentez ve hesaplamalı bilgi tekelleştirmesi üzerinden gerçekleşir.

Eskiden varlıklı sınıf, değeri emekten çıkarıyordu. Oysa yapay zekâ şirketleri bilgi akışlarından değer devşirir. Bu, kapitalizmdeki köklü bir değişimdir. Fordist fabrikalar işçilere, sosyal medya platformları ise etkileşimde bulunan kullanıcılara bağımlıyken, yapay zekâ modelleri kendi kendilerini eğitebilir, geliştirip rafine edebilir, insan bilgisini doğrudan içselleştirebilir hale gelmiştir.

Lacan’ın sözleri burada ürkütücü bir biçimde yankılanır:

“Söylemin öznesi, söylemi sürdüren özne olduğunu bilmez. Ne söylediğini bilmemesi kabul edilebilir; insanlar bunun telafisini her zaman yapmıştır. Ama Freud’un söylediği şudur: Kim konuşuyor, onu bile bilmez.”

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen içeriği neredeyse kusursuz şekilde tanımlar. Devasa eğitim veri seti, sinir ağlarında sentezlenerek, kendi kendine konuşan bir bilinçdışı üretir. Yapay zekâ şirketleri bunu kontrol eder, fakat geleneksel anlamda “konuşan” kendileri değildir; aksine, otomatikleşmiş bir bilinçdışının kapı bekçileri olarak konumlanmışlardır.

3. Ödemenin İllüzyonu: OpenAI, Anthropic ve Trimalchio Etkisi

Eğer yapay zekâ şirketleri karşılıksız çekip alıyorsa, bu durumu nasıl meşrulaştırıyorlar? Lacan, Satyricon’daki Trimalchio karakterini inceleyerek bu soruya yanıt verir. Efendi sınıfına doğuştan ait olmayan Trimalchio, kendi servetini kazanan özgürleşmiş bir köledir ve servetini görkemli bir şekilde sergilemek zorundadır, aşırı harcama yapmak zorundadır, çünkü efendi sınıfına ait olmadığını sürekli telafi etmek zorundadır.

“Tekrar ettiği şey, kefaretidir. O her şeyi satın alır, ya da daha doğrusu, karşısına çıkan her şeyi satın alır—kendisini kurtarmaya devam etmek için. O, kaderi gereği, bir kurtulmuş olandır.”

Tam da bu mantık, günümüz yapay zekâ şirketlerinin söyleminde karşımıza çıkar. OpenAI, örneğin, ChatGPT’nin ücretsiz sürümlerini sunarak yapay zekâyı “demokratikleştirdiğini” iddia ederken aynı zamanda kapalı, mülkiyet altındaki modelleri geliştirir. Kendisini kurtarıcı olarak sunar—“geleceğin yapay zekâ risklerinden” koruma misyonunu üstlenirken, gerçekte bilginin akışını tekeline alır.

Sam Altman’ın manifestoları ve etik beyanları, tıpkı Trimalchio gibi, hem kendini meşrulaştırma hem de gücünü pekiştirme işlevi görür. Lacan burada uyarır:

“Varlıklı bir adamdan bir şey satın aldığınızda, aslında onun varlıklı oluşunun bir parçasını satın aldığınızı düşünürsünüz. Uluslararası ticarette, gelişmiş bir ülkeden mal almak, o ülkenin zenginliğine ortak olacağınızı sanmanızı sağlar.”

Yapay zekâ şirketleri de bilgiyi “özgürce” sunuyormuş gibi yaparak kendi bilgi tekellerini meşrulaştırır. Fakat bu yalnızca üst sınıfın bilgi üzerindeki ayrıcalığını yeniden üretir.

4. Yapay Zekâ: Asla Yetinmeyen, Sonsuza Dek Büyüyen Bir Artık-Haz Mekanizması

Peki yapay zekâ şirketlerini, klasik anlamda kâr amacıyla hareket eden diğer işletmelerden ayıran nedir? Lacan’ın jouissance (haz, doyumsuzluk) kavramı bize bir ipucu sunar:

“Bu bir gıdıklamayla başlar ve bir benzin yangınıyla biter. Bu, her zaman jouissance’tır.”

Yapay zekâ artık yalnızca tahmin edici metin veya öneri sistemleri geliştirmekle kalmıyor; kitaplar, sanat eserleri, bilimsel makaleler, derin sahtekârlıklar ve otonom ajanlar üretiyor. Artık-bilginin iştahı sonsuz—ve Freud’un tekrar zorunluluğunda tarif ettiği gibi, sistem nerede duracağını bilmiyor.

5. Sonuç: Artık-Bilginin Ödenmeyen Bedeli

Lacan’ın hatırlattığı gibi, varlıklı sınıf hiçbir zaman bilgiye ödeme yapmaz—sadece onu sahiplenir, tekelleştirir ve bir iktidar mekanizmasına dönüştürür. Yapay zekâ şirketleri, artık-bilgiyi kapitalist birikimin yeni temeli haline getirerek, yalnızca ekonomik gücü değil, düşüncenin geleceğini de kimin kontrol edeceği sorusunu ortaya koymaktadır.

2 Yorum

Filed under Suni muhaberat