Şürekâ Fenomeni: Düşünürlerin Yanlış Okunma Kaderi

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🏛️🧠💫 Geistesfront 🏛️🧠💫

“Gerçek, özdeşlik değil, içimizdeki fazlalığın adıdır.”

Düşünürler, kendi teorilerinin gölgesinde anlaşılamaz, yanlışlanamaz ya da fazlasıyla indirgenmiş hâllerde dolaşır. Freud’ün yanına çöreklenen fiksasyoncular, Lacan’ın etrafında dönen dolambaçlı anlaşılamazcılar, Žižek’in ismini duyunca ‘haha dalga geçiyorum’ diyen Žižekçiler… Bu fenomen, tekil bir düşünürün metinlerinden çok daha ilginç bir şeyin varlığına işaret eder: Düşünürlerin şürekâsı.

Şürekâ, düşüncenin toplumsal bedeni, kötü taklididir. Bir yanda metinler vardır; karmaşık, dolambaçlı, çelişkili, belki de bitmemiş… Öte yanda ise o metinlerin fazlalığı, düşünürü düşünür yapan şeyin neredeyse tam tersi bir özdeşleşme. Freud’ü okumadan Freudcu olanlar, Lacan’ı sadece seminerlerinden cımbızlanmış anekdotlarla hatırlayan Lacancılar, Žižek’in metinlerine girmeden YouTube montajlarıyla dalgasını geçen Žižekçiler… Bu figürler, sadece bir yanlış okuma değil, aynı zamanda teorinin gerçek dünyadaki ‘geri dönüşüne’ de işaret eder.

1. Şürekâ Olarak Lacancı Bakış: Kimse Lacan’ı Anlamıyor ve Bu Bir Şaka Değil

Lacan’ın metinleri, şürekâsını oluştururken en elverişli zemini sağlar. Kendisini ‘anlaşılamaz’ kılan her seminer, öğrencileri için yeni bir mistifikasyon yaratır. Ancak burada trajikomik bir durum devreye girer: Lacancı olmak, Lacan’ı gerçekten anlamaktan çok, onu anlaşılmaz hâle getiren şeyin tekrarına dönüşür. Tıpkı Lacan’ın ‘Bakış’ kavramında olduğu gibi: Lacancı bir teorisyen, Lacan’ın gerçek metinlerinden ziyade, onun hakkında var olan yanlış anlamaların gözleriyle görülür hâle gelir. Yani Lacancı, Lacan değildir; Lacancı, Lacan’ın etrafında dolanan bir ‘fazlalık’tır.

2. Freudcular ve Fiksasyon: Hazımsızlığın Döngüsel Yapısı

Freud’un psikanalizi, her şeyin çocukluktaki bir fiksasyona bağlandığı bir karikatüre dönüşmüştür. Oysa Freud’ün kendisi çok daha spekülatif, esnek ve karmaşık bir sistem sunar. Freud’un gerçek düşüncesinde bilinçdışı, bir sabit mekân değil, sürekli dönüşen, kaygan bir yapıdır. Ancak Freud’un şürekâsı, her şeyi tek bir noktaya sabitlemeyi seçer: Her nevroz, anneyle olan ilişkiden kaynaklanır! Her fobi, bastırılmış bir arzunun yansımasıdır! Her rüya, cinsel içeriğe sahiptir! Freud’un metinleri, Freudculuk içinde sadece parodileşerek yaşar. Freud öyle değildir, ama Freudcular öyledir.

3. Žižekçiler: Dalga Geçmenin Sınırları

Žižek, entelektüel figür olarak tam anlamıyla bir ‘fazlalık’tır. Hem akademik hem de popüler alanda varlık gösterir; hem Hegel üzerine en zor metinleri yazabilir hem de tuvaletteyken Heidegger’i düşündüğünü anlatan anekdotlar paylaşabilir. Ancak Žižek’in şürekâsı, genellikle onun teorik içeriğini tamamen bir kenara bırakıp, sadece Žižek’in tarzını çoğaltan bir tekrar hâline gelir.

Bir Žižekçi, Žižek gibi konuşmayı öğrenir: Hızlı, duraksamalı, bolca pop kültür referansı içeren ve beklenmedik dönüşler yapan bir üslup. Ancak Žižek’in en temel teorik kavramları – ideolojinin gerçeğe katlanma biçimi olması, travmatik Gerçek’in simgesel yapı içindeki yeri, Hegelci diyalektiğin psikanalitik bir yorumla yeniden okunması – genellikle ortada yoktur. Žižekçiliğin fazlalığı, Žižek’in teorik içeriğinden değil, onun üslubunun bir parodisine dönüşmesinden gelir. Dahası, Žižek’in kendisi de zaman zaman kendi önceki fikirleriyle ironik bir mesafe alır, ancak bunu bir çürüme değil, bir devamlılık olarak işler. Oysa Žižekçilerin çoğu için mesele, içeriğin değişmesi değil, tekrarlanabilir jestlerin korunmasıdır.

4. Neden Hep Böyle Oluyor?

Peki neden her büyük düşünürün ardından, onun tam da karşıtı gibi işleyen bir şürekâ beliriyor? Burada iki hipotez geliştirebiliriz:

  1. Düşünürün aşırı özgüllüğü, genelleştirilemezliği: Freud, Lacan, Žižek gibi figürler, düşüncelerini sistematik bir bütün olarak sunmaktansa, sürekli bir negatif hareket içinde tanımlarlar. Lacan’ın “Lacanizm diye bir şey yoktur” demesi, Freud’ün psikanalizi hiçbir zaman tamamlanmış bir model olarak sunmaması, Žižek’in sürekli kendi argümanlarının sınırlarını sorgulaması… Bunlar, düşüncenin bir ‘kapalı model’ olmaktan çıkıp, bir süreç olarak görülmesini sağlar. Ancak popülerleştirme sürecinde bu açıklık kapanır ve düşünür, tek bir slogana indirgenir.
  2. Toplumsal Hazımsızlık: Anlaşılmaz olanı sahiplenme çabası: Bir teori toplumda yayılırken, onu benimseyenler genellikle teorinin en aykırı ya da anlaşılmaz yönüne takılırlar. Bu, teorinin gerçek özüyle değil, toplumun onunla ne yapacağıyla ilgilidir. Lacan’ın teorisi, psikanalitik olarak anlam üretmeye yönelikken, Lacancılar için “kimse anlamıyor” hâline gelir. Žižek’in teorisi, ideolojiyi çözümlemeye yöneliktir, ancak Žižekçiler için “eğlenceli bir trolleme” hâline gelir.

Sonuç: X’çiler, X’i Neden Yadsır?

Her büyük teori, iki farklı biçimde var olur: Biri metinlerde, diğeri onu takip edenlerin jestlerinde. Metinler karmaşıktır, çelişkiler içerir, bir süreç hâlinde evrilir. Ancak bu metinler yayılırken, onların bir tür kısayol versiyonu da üretilir. Freud’un bilinçdışı kavramı, Freudcu fiksasyonculuğa dönüşür; Lacan’ın anlamı sürekli kaydıran dili, Lacancı mistifikasyona dönüşür; Žižek’in ideoloji eleştirisi, memetik bir ironiye dönüşür.

Bu çarpılma, düşüncenin yanlışlanması değildir; tersine, düşüncenin kaçınılmaz sosyalleşme sürecidir. Bir düşünce, sadece kitapların içinde kaldığında değil, yanlış anlaşıldığında da etkili olur. Her düşünür, kendi şürekâsıyla mücadele etmek zorundadır. Ancak paradoksal bir şekilde, düşüncenin gerçekten etkili olduğu an, yanlış okunduğu andır. Çünkü yanlış okumalar, teoriyi canlı tutan şeyin ta kendisidir: Onu sürekli yeniden tartışılır, savunulur ve dönüştürülür hâle getirirler.

Düşüncenin kaderi, tam olarak kavranmak değil, yanlış yorumlanarak yaşamaya devam etmektir.

İstem: her düşünürün “şürekası” özel bir karakterde oluyor, spesifik bir şekilde yadsıyor o düşünürü
spesifik bir lagaluga flourish ediyor o ismin yamaçlarında
freudcuların fiksasyoncu olması (freud öyle değilken) veya lacancıların anlaşılamazcı olmaları (lacan öyle değilken) veya Žižekçilerin dalgacı olmaları (Žižek öyle değilken) gibi
x’çiler x’e özel bir hazımsızlık sergiliyorlar
o da commonsense bağlantısı belki
bunun Žižekçi makalesini yaz! / [revizyonlar]

3 Yorum

Filed under Suni muhaberat

3 responses to “Şürekâ Fenomeni: Düşünürlerin Yanlış Okunma Kaderi”

  1. Geri bildirim: Şahsiyetmez — muhaberat derlemesi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Marx’ı Yinelemek | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  3. Geri bildirim: Geistesfront 🏛️🧠💫 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER