🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️
Yaklaşık yirmi kadının bulunduğu geniş bir salonda, sandalyelerimize oturmuş, ciddi bir ifadeyle birbirimizi süzüyoruz. Ortamın ciddiyetini sağlayan moderatör, toplantımızın amacını açıklıyor: Feminist psikoloji üzerine konuşacağız; toplum ve kadının ilişkisi, bu bağlamda psikoterapide hangi feminist açılımlara ihtiyacımız olduğu gündemimizi oluşturacak. Konu geniş, tartışılacak başlıklar hayli fazla. Öncelikle masanın başında bulunan moderatörümüz, feminist perspektifin psikoterapideki yansımalarını ve eksikliklerini değerlendireceğimizi ilan ediyor. Ardından söz sırası meslektaşlara geçiyor.
Başlangıçta, feminist açılım tartışması liberal feminizmin klasik ve bildik anlatılarından pek uzaklaşamıyor; kırılgan kadın anlatıları, mağduriyet hikâyeleri ardı ardına sıralanıyor. Psikolojik destek süreçlerinde kadınların yaşadığı baskılar, bedenleri üzerinde uygulanan tahakkümler ve toplum tarafından nasıl zorlandıkları detaylandırılarak, mağduriyetin belirgin tasvirleri uzun müddet devam ediyor. Oturduğum yerde bunaldığımı hissediyor, uykumun geldiğini ve canımın sıkıldığını fark ediyorum. Elimi kaldırarak söz istiyorum.
Söz aldığımda dikkatleri hızlıca üzerime çekiyorum ve konuşmaya başlıyorum: “Kadının psikolojik sıkıntılarından bahsederken hep pasif bir dil kullanılıyor. ‘Kadın baskı altında’, ‘kadınlar bedenleri üzerinde tahakküme maruz’, ‘kadın mağdur’, ‘kadın toplum tarafından zorlanıyor’ gibi anlatılar sürekli yineleniyor. Peki kadınların bu süreçteki aktif katılımını hiç mi tartışmayacağız? Örneğin, güzellik normlarının hem taşıyıcısı hem de sürdürücüsü olanlar da kadınlar değil midir? Bu gerçeği neden sürekli görmezden geliyor ya da dile getirmekten kaçınıyoruz?”
Bu sorumun ardından salonda bir sessizlik oluşuyor. Devam ediyorum: “Kadın imgesini (Frauenbild), yani kadına yönelik oluşturulan görüntüyü norm ölçeğine dönüştürerek ciddi bozulmaya (distortion) uğratan büyük ve egemen bir kadın ağından (network) söz etmek mümkün değil mi? Patriyarka kadar belki de gönüllü bir katılım (volontariat) konusu da tartışılmalı artık. Acaba politik trendler izin verdiği ölçüde mi bu konuyu tartışmaya başlayacağız? Bugünün çevresi (umwelt), yani bağlamı ve yeni normali (telefonumu kaldırıp instagram logosunu gösteriyorum) bu iken hangi tür ‘uyum terapileri’ önereceksiniz? Normal olan neydi, eski müfredata (curriculum) mı dönelim? Yoksa şimdiki normlar mı geçerli?”
Konuşmam esnasında salondaki homurdanmalar artıyor, sözüm sık sık kesiliyor. Meslektaşlarımdan biri sabırsızca müdahale ediyor: “Pardon pardon pardon! Kadınlar patriyarkanın her tercihinin tam da kurbanı! Eğer güzellik normlarına uyuyorlarsa bu onları suçlu yapmaz, onlar bu sisteme mecbur ediliyorlar. Burada kurban suçlama (victim blaming) yapıyorsunuz! Birçok hasta bu durumun kurbanı.”
Ben ise sözümü sürdürmeye kararlıyım: “Kadını genelleyen söylemi üreten feminist diskurs zaten size ait. Ben burada zorlamalı genelleme çerçevesine hem uyarak hem de çerçeveyi kırarak konuşuyorum. Kadınlar, estetik mitosunu hem kullanan hem de üreten yetkinlikte. Biz sonsuz mağduriyetin sağladığı konfor alanında mı kalacağız, yoksa realizmi baz alarak kadınları yetkinlikleriyle birlikte de mi konuşacağız? Baskılar elbette güçlü, elbette baskın. Ama sorarım size: Jungcu metodikler ile bastırılmaya son derece müsait bu baskıları pembe-güçle daha mı bilimsel bastıracağız yoksa analitik mi yaklaşacağız konuya?”
Bu cümlem salonda gülüşmelere neden oluyor. Moderatör (motherator!) hafif bir tebessümle söze karışıyor: “Psikanaliz? Freud sanırım.” Salondan sevimli gülmeler yükseliyor.
Ben ise tek kelime ile cevap veriyorum: “Realismo.” (gerçekçi olmak)
Başka bir meslektaşım sözü alıyor ve ciddi bir ses tonuyla konuya müdahil oluyor: “O halde güzelliği tematize edeceksek; evet, güzellik kadınlarla özdeş bir alan gibi görünür, fakat unutmayalım ki içinde hep bir arzu var. Üstelik bu arzu erkeğin baskın arzusu ve kadına düşen de bunu karşılama görevi oluyor.”
Bu yaklaşıma tekrar müdahale etme gereği duyuyorum: “Arzulanma arzusunu inkâr ettiğinizde, geriye yalnızca bu kalır zaten: Pasif kadın, ona sürekli olarak bir şeyler yapılıyor, hep nesne (objet) olarak kalıyor ve asla özne (sujet) olamıyor. Buna mahkûm kalmayı gerçekten istiyor muyuz?”
Bir diğer meslektaşım tartışmadan rahatsız olmuş gibi sözümü keserek konuşuyor: “Konumuz kadın, bugün kadının dezavantajı her açıdan ortadayken biz burada nasıl adımlar atabileceğimiz üzerine konuşacağımızı sanıyordum; güzellik filan…”
Sonra sanki ortamı yatıştırmak istercesine yumuşak bir sesle ekliyor: “Güzellik falan… Okay, devam ediniz.”
Ben gülümsüyor ve biraz da ironik bir üslupla yanıt veriyorum: “Pardon, estetik bütünü bozmuş bulundum. Güzel güzel (schön reden) konuşmayı bozan çirkinlik oldum galiba haha. Bir mağduriyet alanı daha açıldı.” Salonda yine gülmeler yükseliyor.
İlk müdahalede bulunan meslektaşım, mizahi tonunu koruyarak söze giriyor: “Bence gayet güzelsiniz ama Freud bir erkekti!” Salondaki gülmeler daha da artıyor. Moderatör, daha ciddi bir konuya dönme niyetiyle toplantıyı yönlendirmeye devam ediyor: “Terapötik deneyimlerde cinsiyet mağduriyetinden bahsedelim… Buyurun,” diyor. Bir başkası söz almak üzere el kaldırıyor.
Bu noktada kendi adıma toplantıdan erken ayrılmaya karar veriyorum. Salonun kapısına yönelirken, zihnimde toplantı notları protokolüne eklemek üzere yazacağım cümleyi düşünüyorum:
“Estetik bütünlük sağlayıcılığı reddetme gerekçesiyle erken ayrıldığım ideolojik bir toplantıda yeterince uzun bulunmuş olduğumu beyan ederim.”
Kapıyı açıp çıkarken yüzümde hafif bir tebessüm beliriyor. Salonun sembolik olarak benim için artık bir “güzellik salonu (beauty salon)” hâline geldiğini fark ediyorum. Kapıyı usulca kapatıyor, adımlarımı dışarıdaki realismo‘ya doğru atıyorum.
[*] 20ye yakın kadın sandalyelerde oturuyor. masanın başında oturan mod, fem. psikoloji üzerine konuşacağımızı belirtiyor. toplum ve kadın, psikoterapide hangi feminist açılımlara ihtiyacımız olduğu üzerine bir tartışma yürütülüyor.
feminist açılım liberal feminizmin sad ‘kırılgan kadın’ anlatılarindan mesafe almiyor, ileri gitmiyor uzun müddet.sırayla x mağduriyet hikâyeleri dinliyoruz. uykum geliyor, canım sıkılıyor. elimi kaldırıyorum.
söz aliyorum. ‘kadınin psiko sıkıntılarından bahsederken hep pasif bir dil kullanıliyor: kadin baskı altında, kadınlar bedenleri üzerinde x tahaküme maruz, mağdur, kadinlar toplum tarafından zorlanıyor bla.peki kadınların bu sürece katılımı?! örn bütün bu ‘güzellik normlarının’
believer ve deliverer’inin, taşıyıcısının kadınlar olduğunu neden bu ölçüde görmez-bilmezden gelinsin? hiç bir şekilde konu edilemeyeceği kadar! frauenbild’i norm ölçeği yaparak distortion’a uğratan büyük ve egemen bir kadın network’ünün, patriarchat yerine volontariat
konusunun discussion-able olacağı günleri trenddeki siyasetler mi belirleyecek? umwelt, kontext ve yeni normal BU iken (instagram amblemini gösteriyorum), ne türden bir uyum terapileri önerirsiniz? normal neydi, curriculum’a dönelim mi? bu normlar mı?”
sözüm kesiliyor homurdamalar esliginde. meslektaş:
“pardon pardon pardon! kadınlar patriyarkanın her tercihinin taam da kurbanı!güzellik normlarına uyuyorlarsa, bu onları suçlu yapmaz, onlar bu sisteme mecbur ediliyorlar! victim blaming yapiyorsunuz!birçok hasta bunun kurbani”
söz alıyorum. “kadını genelleyen söylem üreten feminist diskurs size ait.böylelikle zorlama bir genellemede bulunma çerçevesine hem uyarak hem de çerçeveyi kırarak:kadın-lar, estetik mythosunu hem kullanan hem de:üreten yetkinlikteler.burada mağduriyetin sonsuz konforunda
mı kalacağız, yoksa realizmi baz alip kadınları yetkinlikleri ile DE birlikte mi konuşacağız?? baskılar ne baskın ama, hep beraber jungcu metodikler ile bastırılmaya pek müsait baskıları pembegüçle daha mı bilimsel bastıralım, yoksa analitik mi yaklaşalım konuya!” (gülme sesleri)
moderatör: “psikanaliz🙂? freud snrm”
(sevimli gülmeler devam eder)
ben: “realismo”
meslektaş: “o halde güzelliği tematize edeceksek kadınlarla özdeşik bir alan gibi görünür ama içinde arzu var: erkeğin baskin arzusu.onu karşilama görevi.”
moderatör: “psikanaliz🙂? freud snrm”
(sevimli gülmeler devam eder)
ben: “realismo”
meslektaş: “o halde güzelliği tematize edeceksek kadınlarla özdeşik bir alan gibi görünür ama içinde arzu var: erkeğin baskin arzusu.onu karşilama görevi.”
ben: “arzulanma arzusunu inkar edince geriye bu kalir, pasif kadin, ona yapilanlar hep, daima objet, asla subjet degil vs.”
meslektaş 2: “konumuz kadın, bugün kadinin dezavantaji her açidan ortada ve biz burada nasil adimlar atabileceğimiz üzerine konuşacağız sandım,güzellik fln”
“güzellik falan … okay, devam ediniz”
ben: “pardon, estetik bütünü bozmuş bulundum, güzel güzel (schön reden) konuşmayı bozan çirkinlik haha. bir mağduriyet alanı daha açıldı” (gülmeler)
meslektaş1: “bence gayet güzelsiniz ama freud bir erkekti” (çok gülmeler)
moderatör: “terapötik deneyimlerde cinsiyet mağduriyetinden bahsedelim … buyurun (biri el kaldirir)”
ben beauty salonu terk eder.
:)
toplanti notlari protokoll’üne “estetik bütünlük sağlayıcılığı reddetme gerekçesiyle erken ayrıldığım ideolojik bir toplantıda yeterince uzun bulunmuş olduğumu” yazdım.






























Geri bildirim: Raumdeutung 🌀🎭💢 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: FEMİNİZMİN KÖR NOKTASI VE ESTETİK İKTİDAR | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: POST-FEMİNİZM 🪞⚔️ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: POST-FEMİNİZM 🪞⚔️👁️ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Yersiz Şeyler’in Kısa Tarihi 📜🧭⚙️ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Yersiz Şeyler’in Kısa Tarihi 📜🧭⚙️ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: THE BLIND SPOT OF FEMINISM AND AESTHETIC POWER – Žižekian Analysis