💔👑🔮 MENKIBE 💔👑🔮
İçindekiler sayfası konmamış kitaba.
Aydın Çubukçu’dan dosyayı alan Cavit Nacitarhan’ın sunuşuna göre kitap gayrımuhtemel tesadüflerle dolu, onlar ise bundan heyecan duymuş ve “N’olur yayınlayalım” diye Aygün hanıma yalvarmışlar, elyazısı bir notu yeterli sinematik delil kabul ederek kadının yazdığı psikotik şiirden kitap başlığı yapıvermişler (Jungculuktan beslenip kendi psikozunu onaylatarak ilerleyen Fallik Kadın varyantı).
YÜZLEŞME: Kırkıncı yıl sergisinde DG’nin parkasına düşlemsel reaksiyon ardından bir sayfiye psikozunda dalgakıranın sağındaki sakin/reformist denize solundaki coşkun/devrimci denizi yeğleyerek Deniz’e “Benim gözdem tam da sensin” dedirtiyor (“Deniz” kelimesini dolgulayarak evreni konuşturuyor bu kitabı çıkarması için).
Artık yazmak şart oldu: Sayfiye psikozunun ikinci perdesinde ablasının tanıklığında Deniz’le “gezmiş tozmuşluk” hakkında Gezmiş’i “salınamasan da gel yavrum meydan görsün” diye yalvartıyor (“Gezmiş” kelimesini dolgulayarak evreni konuşturuyor bu kitabı çıkarması için).
Shangri-La: Gergin hazırlık babında savaş gemisinde gövde gösterisi yapan Amerikalı öteki erkeğin ürkünç gücü ve tesiri kurgulanıyor (Muasır medeniyet ambivalansı olarak Batılı fallusu kendi üzerine giyinmesi için).
İlk karşılaşma: FKF üye formu doldururken elektrik kesilip DG’nin üstüne düşüveriyor, DG de hemen onu sahile götürüp slogan atıp şiir okuyor, kendini tutamayıp sarılıveriyor, ama devrimin önceliği nedeniyle “uzaktan izleyeceğini” bildirip ayrılıyor, sonra bir gün DG ona laf atan bir erkeği ikaz edip uzaktan kıza selam ediyor, o ise DG’nin “zaman ayırması” talebini meşgulpesentçe tersleyip DG’yi gücenik yapıveriyor sonra da sıra sıra “nezaketimizi ve centilmenliğimizi aksatan aşkımız” imalı öz-tarifleme yapıyorlar (Kader sahnesi birkaç sayfada alelacele kurgulanmış: kaçıngan meşgul kadın ile arzulu gücenik erkek).
Fotoğraf: DG’nin araklamaktan kendini alamadığı bir fotoğrafla meşgulpesent genç Kevrina tarihe raptedilir.
Kavga: Faşist öteki erkekler üzerinden DG’nin gücenik arzusu derinleştirilir.
Gözleri: Balkız lakabı ve Köşk referansıyla meşgulpesent Kevrina sahneye sabitlenir.
Sonunda evdeyim…: Baba sınır koyuyor.
Atayım mı seni aşağıya?: Kevrina sertliğini kanıtlıyor.
Teyzem, sevdiğim ve annem: Teyze Uzun Oğlan, anne Köroğlu lakabı takıyor.
Çocukluğa kaçış: Hüseyin’e elma borcu için “devrim yolu” yürüyüşü.
Ağustos sonu, 1967: Pembe edebiyat.
Sınavdan sonra:
Kavga
6. Filo protestosu
Ak gece ve kara günler…
Cehennemin kapısı
Paramparça
Ulumak!..
Eşkıya dağda gezer
Bitiş’ten başlangıca
Evlilik
Geriye dönmek
Bir itiraf
Kış geçti
Sabaha karşı
HESAPLAŞMA
Ayna
Dalgalar
Bir eksiklik
Rüyalar
Öksüz acılar
Öfkemin çılgın atı
Ona dair bilinmeyenler
[*] Hayri Cem: 68 kuşağının önderlerinden ve Deniz Gezmiş’in en yakın arkadaşlarından biri olan Mustafa Lütfü Kıyıcı ve eşi Hale ile görüştüm. Uzun yıllarını cezaevinde geçirmiş olan bu iki dostum, Aygün Kevrina’yı tanımadıklarını ve Deniz Gezmiş’in böyle bir ilişki yaşadığını bilmediklerini söylediler. O dönemde devrimcilerin gönül ilişkilerini yakın arkadaşlarıyla paylaşmaktan çekinmediklerini, Deniz böyle bir aşk yaşasaydı mutlaka kendileriyle paylaşacağını özellikle vurguladılar. Özellikle de evlenmeyi düşüneceği ve “Balım” diye hitap edeceği bir kadının varlığını kendilerinden gizlemiş olmasının mümkün olmadığını ifade ettiler. Ayrıca, Deniz Gezmiş’in o yıllarda flört ettiği ve yakınlaştığı iki kadın arkadaşının ismini benimle paylaştılar. Bu isimleri burada paylaşmayacağım. Bunun üzerine Deniz Gezmiş’in bir başka yakın arkadaşı olan Mustafa Zülkadiroğlu ile ve isimlerini paylaşma izni almadığım iki yakın arkadaşıyla daha görüştüm. Onlar da Mustafa Kıyıcı’nın söylediklerini doğrulayan ifadelerde bulundular. Net bir biçimde söyledikleri bir şey vardı: “Bizim bacılarımız da sevgililerimiz de vardı. Aşklarımızı hiçbir zaman gizli yaşamadık!”
[*] Deniz’in arkadaşı, 68’liler Birliği Başkanlığını da yapan Gökalp Eren’e telefon açtık. Eren de Kevrina’yı çıkaramadı. 68’den kalanlara, özellikle aktif isimlere sorduğunu söyledi. Onlar da anımsayamamıştı. Bir kişi hariç… Bu ilişkiye tanık olan bir isimdi. Yurt dışında yaşıyordu. Gökalp Eren aramış, taramış ve sonunda bulmuştu. Eren’e “Evet, Deniz’in Aygün’e büyük bir aşkı vardı” demişti. Kendisi aramak istediğimizi söyleyince, Eren ismini paylaşmadığı kişiye bu talebi ileteceğini söyledi. Sonra birkaç kere zorladık, ses çıkmadı… [gizli tanıkla yakıştırma yapılıyor]






























Geri bildirim: Kevrina Menkıbesi — muhaberat derlemesi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER