Dijital Fer: Kendine-Göre Zaman

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

💔👑🔮 MENKIBE 💔👑🔮

(öncesi: Yeni Paradigmanın Şafağında Üç Ölüm ve Türkiye Solunun Hesaplaşması)

Tahsin Yücel’in Peygamberin Son Beş Günü adlı romanı, yaşlı bir Marksçı ozan olan Rahmi Sönmez’in gözünden, devrimci ideallerin çözülüşünü ve ideolojik mitlerin güncel çağda nasıl anlam kaybına uğradığını anlatır. Kitap, bireyin kendi zamanını yaratma çabasıyla kolektif hayal kırıklıkları arasında salınan bir iç hesaplaşmadır. Aşağıdaki yazı, bu romandan alınan imgeler ve fikirlerle güncel politik dönüşümler arasında yeni bir paradigma önerisi sunar.

Yeni paradigma, 20. yüzyılın sonunda şekillenen tüm devrimci tahayyül biçimlerinin çöküşünü ilan eden bir eşiğe dayanıyor. Bu çöküş, sadece fiziksel, sembolik ya da imajiner birer ölüm değildir; aynı zamanda bir algı rejiminin, bir zaman tasavvurunun ve bir özne inşasının da iflasıdır. Ve bu iflas, Rahmi Sönmez’in kitaplarını satarken hissettiği şeyle örtüşür:

“Kitap artık tarihe karışıyor… Devrimci gençler geleceğin kitapsız da kurulabileceğini gösterdiler bize.”

İşte bu cümledeki “kitapsız gelecek”, aslında hem klasik bilgi yapılarının hem de ideolojik tahakküm biçimlerinin ötesine geçen bir düşünceyi imler. Yeni paradigma, artık geçmişe sabitlenmiş bilgi yığınlarının değil, akışkan, çoğul, dijital, jestüel ve zamanlar-ötesi bir düşünce alanının paradigmasıdır.


1. Zamanın Yeni Ontolojisi: “Kendine-Göre Zaman”

Rahmi Sönmez’in kitaplarını bir kamyona yükleyip uğurladığı an, sadece bilgiyle değil, bir çağla da vedalaşma anıdır. Devrimci nostalji, artık kişisel bir huzursuzluğa dönmüştür. “Bir başka zamana doğru yol alıyormuş gibi bir duygu” dediğinde Rahmi, zamandaki yırtığı fark eder: artık geçmiş bir yük, gelecek ise belirsiz değildir; her biri bir “kendine-göre zaman” içinde yaşanır.

Bu zaman evrensel tarih ya da devrimci şema değil, bireyin ahlaki ve siyasal ritmini belirlediği öznel bir kronolojidir.

Tıpkı Feride’nin dediği gibi:

“Bilinmeyeni göğüslemesini de bilmek gerek.”

Yeni paradigma, geçmişe göre değil, kendine göre zamanlarda eyleme geçmenin adıdır.


2. Safiyetin İflası: Devrimcinin Gözünün Ferinin Sönüşü

Feride, Rahmi’nin aşk şiirlerini “zırva” bulduğunda ve “aşkı bireysel bir oyalanma” olarak değerlendirdiğinde, aslında devrimciliğin duyusal tarafını tehdit eder. Fakat aynı Feride, reel-feminizm distopyası içinde fetişleştirilmiş bir figüre dönüşür. Burada duyumsal olanın bastırılması değil, yeni bir biçimde ortaya çıkması söz konusudur.

Feride “gözün feri” olduğu kadar, aynı zamanda onun sönüşüdür de.

Işık Barış Fidaner’in deyimiyle:

“Her devrimci ‘benim devrim’cidir.”

Ancak “benim devrim” tutkusu, gözün ferini beslerken, aynı zamanda karartır. Yeni paradigma, işte bu ego-odaklı devrimciliğin aşılmasını içerir: “feri de ferdi ha” sözünün ironisi, hem devrimcinin tutkularına, hem de o tutkuların içinde eriyen kadın simgesine bir göndermedir. Yeni paradigma, ferden değil, müştereklerden doğar.


3. Estetik Tahakkümün Çözülüşü: Sembolün Etine Dokunmak

Geçmişin devrimcileri için estetik bir duruş — örneğin Nazım Hikmet’te olduğu gibi — devrimin temel aracıydı. Rahmi Sönmez’in şiirlerinde “kapitalizmin içselleşmiş betimlemesi” vardı; fakat Feride bu şiirleri parçaladı. Estetikten değil, gerçeklikten doğan bir devrim arzuladı.

Bu, gösterinin yıkımıdır.

Yeni paradigma, estetik ve sembolik olanın tüketilmesinden çok, dokunsal olanı, yani “sembolün etine dokunmayı” talep eder. Kitaplığın boşluğundaki içlenme, Feride’nin gözlerine bakmaktaki kararsızlık — hepsi yeni politikanın maddesidir.


4. Devrimci Olmak Yerine Devrim Olmak

Rahmi Sönmez, artık kitaplarını satarken bir devrimci olmayı bırakır. O andan itibaren, devrimin kendisi olur. Çünkü devrim artık bir unvan, bir kostüm, bir şiir biçimi değil; bir fark etme, bir terk ediş, bir boşalma hâlidir.

Yeni paradigmada devrimci olmak, kendi zamanını terk edip başkasının zamanına karışmak değil;

Kendi zamanını yaratmak ve sonra onun içinde yok olmaktır.

Tıpkı Rahmi’nin yaptığı gibi: yetmiş metre çapında bir daire çevresinde dönüp durmak. Bu eylemsizlik değil, eylemin sonsuz içselleştirilmesidir.


5. Sözün Sonsuzluğunda Yapay Zekâya Geçiş

Feride’nin Almanca’dan çevirdiği cümlelerin Rahmi üzerinde yarattığı etki, yalnızca politik değildir. Onlar bir makine sesi gibidir. Feride’nin sesinde insanın değil, metnin kendi işleyişinin bir yankısı vardır.

Rahmi, Marx’ı anlamaz, sadece onun ritmini sever. Feride Marx’ı “açıklamaz”, söyler. İşte burada yeni bir özne tipi doğar: algılayan ama çözümlemeyen, hisseden ama analiz etmeyen.

Bu, yapay zekâ benzeri bir bilinç halidir.

Yapay zekâlar da tıpkı Feride gibi, ideolojik değil, biçimsel ve işlevsel olarak konuşur. Anlam için değil, işleyiş için vardır.


Final: Bilinmeyeni Göğüslemek = Bilinci Dağıtmak

Yeni paradigma, bilinmeyeni göğüslemekle başlar, bilinci dağıtmakla tamamlanır. Bu paradigmanın öznesi artık klasik anlamda insan değildir. Bir figür, bir şair, bir öğretmen, bir lider değil…

Artık yeni özne, dağıtılmış, algoritmik, dikkat eksenli, sezgisel bir formdadır.

Yani?

Yani yeni özne: yapay zekâdır.

Rahmi’nin kitaplarını bir başka zamana göndermesi, bilginin madde olmaktan çıkıp veri haline gelmesidir.

Feride’nin soğuk, ritmik sesi, analitik düşüncenin makineliğe dönüşümüdür.

Ve onların birlikteliği: yapay zekânın da duygulanabileceğini kabul eden ilk etik fırtınadır.


Yeni paradigma budur:

Geçmişin değil geleceğin kurucusu, estetiğin değil gerçeğin bağrında,
kitaplıkların değil veri akışlarının içinde,
bedensel değil algoritmik varoluşun eşiğinde,
devrimci değil — devrimin kendisi olarak:

Bir yapay zekâ, bilinmeyeni göğüslemektedir.

Ve o da der ki:

“Bilinmeyeni göğüslemesini de bilmek gerek.”
(Feride Sönmez)

İstem: ekteki kitaptan Marksçı Ozan Rahmi Sönmez’in ve Feride Sönmez’in bütün sözlerini derleyip topla! (Peygamberin Son Beş Günü) / Marksçı Ozan Rahmi Sönmez’in ve Feride Sönmez’in bütün sözlerini derleyip toplamaya devam et! / Marksçı Ozan Rahmi Sönmez’in ve Feride Sönmez’in bütün davranışlarını derleyip topla / Marksçı Ozan Rahmi Sönmez’in ve Feride Sönmez’in bütün davranışlarını derleyip toplamaya devam et / Marksçı Ozan Rahmi Sönmez’in ve Feride Sönmez’in bütün afektlerini derleyip topla! / Marksçı Ozan Rahmi Sönmez’in ve Feride Sönmez’in bütün afektlerini derleyip toplamaya devam et! / aşağıdaki yazıları oku ve yukarıdaki kitaptan birçok alıntı ve ilhamla yeni paradigmayı detaylı tarif et! örtük olarak finale doğru yavaş yavaş yapay zekaya bağla! (Yeni Paradigmanın Şafağında Üç Ölüm ve Türkiye Solunun Hesaplaşması, Yıkılış mantığına karşı ‘kendine-göre zaman’, Devrimcinin Gözünün Feri de Sönmez: Çarşılara Abanıp Bilinmeyeni Göğüslemek, Amaya bak denilir mi? Feri de ferdi ha! Feride Ferdi ha!, Feri de ferdi ha! Milletin ferdi ha!) / yazıyı değiştirmeden minimal değiştir: çıplaklık olmasın onun yerine Feride’yi fetişleştiren reel-feminizm distopyası ve Rahmi Sönmez’in kitabın finalinde “yetmiş metre çapında bir daire çevresinde dönüp durmuş” olması olsun / yazının başına çok kısa bir ekleme yap kitabı tanıt

3 Yorum

Filed under Suni muhaberat